İran'daki Kürt gruplar neden ABD-İran savaşının dışında kaldı?
İran’a yönelik ABD ve İsrail destekli olduğu iddia edilen “Kürt cephe planı”, bölgesel aktörlerin çekinceleri, Kürt gruplar arasındaki parçalanma ve Tahran’ın hızlı askeri-siyasi karşı hamleleri nedeniyle hayata geçirilemedi. Planın temel varsayımlarının sahada karşılık bulmadığı ve kısa sürede çöktüğü öne sürülüyor.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırısının hemen ardından geçen ilk haftalarda Erbil’deki araba galerilerinde sıra dışı bir hareketlilik yaşandı.
Basında yer alan haberlere göre İranlı Kürt grupların temsilcileri büyük miktarlarda dört çeker araç satın aldı. Bu grupların Avrupa, Avustralya ve Kanada’dan kadrolarını bölgeye çağırdığı, sınır hattı boyunca hareketliliğin belirgin biçimde arttığı bildirildi.
Çeşitli kaynaklara göre bazı gruplara, ABD ve İsrail’den “yeşil ışık” gelmesi halinde 72 saat içinde harekete geçmeye hazır olmaları gerektiği bildirildi.
“Yukarıdan hava gücü, aşağıdan isyan” planı
Plan, klasik bir senaryoya dayanıyordu: yukarıdan hava gücü, aşağıdan iç isyan.
Savaş öncesinde Washington’daki görüşmelerde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bu fikri ABD yönetimine sunduğu, yaklaşık bir saatini bu planı Trump’a kabul ettirmeye ayırdığı iddia edildi. Netanyahu, Kuzey Irak’taki üslerden hareket edecek İranlı Kürt grupların, İran rejimini çöküşe sürükleyecek bir kaldıraç olabileceğini savundu.
Trump’ın da bu planı onayladığı, ABD’nin hazırlık sürecinde sessiz sedasız sınırlı mali destek sağladığı öne sürüldü. Ayrıca gruplara daha kapsamlı silah transferi yapılacağı yönünde vaatlerde bulunulduğu iddia edildi.
Planın merkezinde, ABD ve İsrail hava saldırıları İran güvenlik güçlerini zayıflatırken, Kürt grupların İran’ın batısına ilerlemesi ve bu ilerleyişin ülke genelinde geniş çaplı bir halk ayaklanmasını tetiklemesi fikri yer aldı.
Ancak bu senaryo hiçbir zaman hayata geçmedi.
Savaşın başlamasından yalnızca bir hafta sonra Trump’ın planı iptal ettiği ve Kürt cephesinin hiç kurulmadığı bildirildi. Bu gelişme, İran üzerindeki dış baskının sınırlarına ve İran devlet yapısının yalnızca askeri değil, aynı zamanda yapısal bir dayanıklılığa sahip olduğuna dair önemli bir örnek olarak değerlendirildi.
Baştan zayıf kurulan plan
“Kürt seçeneği” başından itibaren ciddi zafiyetler barındırıyordu. Planın başarıya ulaşması için gerekli olan bölgesel aktörlerin büyük bölümü kararsız bir tutum içindeydi.
2026 yılının başlarında ABD’li yetkililerin İran üzerindeki baskı stratejisi çerçevesinde Kürt silahlı gruplarla iş birliği ihtimalini değerlendirdiği yönünde haberler basına yansıdı. Ancak Türkiye ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi bu planın doğurabileceği sonuçlardan endişe duydu.
Ankara, PJAK gibi yapıları PKK ile bağlantılı bölücü bir tehdit olarak değerlendirirken, Kürdistan Bölgesi Yönetimi yetkilileri sınır ötesi operasyonların İran’dan sert bir karşılık doğurmasından çekindi.
Analistler ve eski yetkililer ise dağınık Kürt gruplarının silahlandırılmasının İran içinde geniş çaplı bir ayaklanmayı tetikleyip tetiklemeyeceği konusunda ciddi kuşkular dile getirdi.
PJAK’ın dışlanması ve stratejik kırılma
PJAK’ın süreç dışında bırakılması dikkat çekici bir unsur olarak öne çıktı. PKK ile organik bağları nedeniyle Ankara tarafından doğrudan güvenlik tehdidi olarak görülen PJAK’ın dahil edilmesi, Türkiye’nin sert tepkisini doğurabilirdi.
Buna rağmen PJAK, Irak ve Suriye’deki Kürt silahlı ağlarla bağlantılı yapısı ve operasyonel tecrübesi nedeniyle en güçlü aktörlerden biri olarak değerlendiriliyordu. Ancak bu dışlanma, planın askeri kapasite açısından zayıflığını daha görünür hale getirdi.
Geriye kalan Kürt grupların İran devletini sarsacak yeterli askeri ve siyasi güce sahip olup olmadığı sorgulanmaya başlandı.
Washington’ın geri adımı
Planla ilgili haberlerin ardından Washington’ın tutumunda hızlı bir değişim yaşandı. ABD ve İsrail’in Kürt unsurları değerlendirdiğine dair haberlerden kısa süre sonra Trump’ın fikirden uzaklaştığı bildirildi.
Trump, 8 Mart’ta Air Force One’da gazetecilere yaptığı açıklamada Kürt silahlı unsurların İran’a girmesini istemediğini söyledi ve çatışmayı “zaten yeterince karmaşık” olarak nitelendirdi. Ayrıca Kürtlerin zarar görmesini ya da öldürülmesini istemediğini ifade etti.
Bu geri adımın, özellikle Türkiye’den gelen güçlü itirazlar ve bölgesel dengelerin baskısı sonucu alındığı değerlendirildi. Ankara, sınır hattında güçlendirilecek herhangi bir Kürt silahlı yapıyı doğrudan güvenlik tehdidi olarak gördü.
Erbil’in mesafeli tutumu
Erbil yönetimi de İran’a yönelik operasyonlar için bir üs olma fikrine sıcak bakmadı. Kürdistan Bölgesi Yönetimi açısından risklerin yüksek olduğu, Tahran ile olan ekonomik, siyasi ve güvenlik ilişkilerinin bu kararda belirleyici olduğu belirtildi.
İran’ın, sınır hattında tehdit algıladığı durumlarda Kürdistan bölgesi topraklarındaki hedefleri vurma konusunda daha önce defalarca sert tutum sergilediği hatırlatıldı. Bu nedenle Kürdistan Bölgesi’nin böyle bir operasyona dahil olması, doğrudan misilleme ve daha geniş bir çatışma riskini beraberinde getirecekti.
Kürt grupların temkinli yaklaşımı
Kürt tarafların tutumu da belirleyici oldu. İranlı Kürt gruplar kendilerini dış güçlerin vekil unsurları olarak konumlandırmadı.
PJAK Basın Sözcüsü Rêwar Abdanan, grubun ABD ya da İsrail’den herhangi bir silah veya finansman almadığını belirtti. Suriye’deki Kürt deneyimine atıf yaparak, ABD ile iş birliği sonrası yaşanan “yarı yolda bırakılma” korkusunun İranlı Kürt gruplar arasında derin bir güvensizlik yarattığını ifade etti.
Abdanan, PJAK’ın dış güçlerin hedeflerini gerçekleştiren bir araç olmayı kabul etmeyeceğini ima etti.
Komele yetkilisi Reza Kaabi ise, Kürt grupların İran hükümetine karşı geniş çaplı bir halk ayaklanması olmadan silahlı bir mücadeleye giremeyeceğini söyledi. Böyle bir durumun dış destekle başlatılmasının ağır misilleme ve stratejik başarısızlık riski taşıdığını vurguladı.
DPK-I temsilcileri de benzer şekilde, İran-Irak sınırındaki yoğun askeri varlığın böyle bir planı pratikte imkânsız hale getirdiğini ifade etti.
Tarihsel deneyim ve güvensizlik
Kürt aktörler arasındaki bu temkinli yaklaşım, tarihsel deneyimlerden besleniyordu. Bölgedeki Kürt hareketleri, geçmişte büyük güçlerle kurulan ilişkilerin jeopolitik değişimlerle hızla sona erdiğini defalarca deneyimlemişti.
1970’lerden 1990’lara, Irak’tan Suriye’ye uzanan süreçte yaşanan deneyimler, Kürt siyasi hareketlerinde derin bir dış bağımlılık şüphesi oluşturmuştu.
Bu nedenle birçok Kürt grup, Washington ve İsrail merkezli bir stratejinin parçası olmayı reddetti.
Parçalı yapı ve başarısız koalisyon
Savaş öncesinde beş Kürt grup “İran Kürdistanı Siyasi Güçleri” adıyla bir koalisyon kurduklarını açıklamıştı. Bu yapı KDP-İ, PJAK, Komele’nin ana kolu, Azadi Kürdistan Partisi (PAK) ve İran Kürdistanı Mücadele Örgütü’nden oluşuyordu.
Ancak koalisyon operasyonel açıdan zayıftı. Bazı gruplar silahlı mücadelenin gerekliliğini sorgularken, bazıları ise ABD’nin kesintisiz hava desteği ve Kürdistan Bölgesi hava sahasının güvence altına alınması gibi şartlar ileri sürdü.
PJAK’ın dışlanmasıyla birlikte koalisyon en deneyimli askeri gücünü kaybetti ve yapı büyük ölçüde siyasi bir çerçeveye dönüştü.
İran’ın erken müdahalesi
İran, olası hareketliliğe karşı erken harekete geçti. Devrim Muhafızları, Kuzey Irak’taki Kürt mevzilerine İHA ve füze saldırıları düzenledi.
Bazı açıklamalarda “ABD ve İsrail adına faaliyet gösteren yapılara karşı operasyon” yapıldığı ifade edildi. Ardından yeni saldırıların geleceği yönünde uyarılar yapıldı.
Bu saldırılar, olası bir koordineli hareketin başlamasını daha ilk aşamada engelledi.
“72 saatlik senaryo”nun çöküşü
Sonuç olarak “72 saat içinde harekete geçme” senaryosu hiçbir zaman hayata geçmedi.
Kürt gruplar arasında birlik sağlanamaması, bölgesel aktörlerin karşı duruşu ve İran’ın hızlı askeri-siyasi tepkisi planı tamamen etkisiz hale getirdi.
Genel değerlendirme
Analistlere göre bu süreç, İran’ın yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal açıdan da güçlü bir direnç kapasitesine sahip olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Dış baskıya dayalı iç çözülme senaryolarının, İran örneğinde daha önce olduğu gibi bu kez de karşılık bulmadığı değerlendiriliyor.
Son güncellenme: 16:50:46



































































































































































































