Abit Gürses’in 'Yeni Bir Politik Kültür, Yeni Bir Paradigma' adlı eseri Türkçe olarak yayımlandı

09.06.2024, Paz - 20:45 [ Güncellenme: 09.06.2024, Paz - 21:05 ]

Abit Gürses’in 'Yeni Bir Politik Kültür, Yeni Bir Paradigma' adlı eseri Türkçe olarak yayımlandı
Haberi Paylaş

Gazeteci, yazar ve siyasetçi Abit Gürses’in “Yeni Bir Politik Kültür Yeni Bir Paradigma” adlı eseri, 2021 yılında Kürtçe “Kultureke Polîtîk û Paradîgmayeke Nû” adıyla Rûpel Yayınları tarafından basılmıştır. Kitabın Türkçe çevirisi, Gürses’in de kurucu üyesi olduğu ve önemli katkılarda bulunduğu Kurdistan Press gazetesi arşiv platformunda bugün (9 Haziran 2024) yayımlandı.

Kitabı ilk kez okuyacaklar için, Gürses’in bu eseri kaleme alma gerekçelerini ve kitabın ortaya çıkış sürecini anlatan “Bu Kitabın Hikayesi” bölümünü sizlerle paylaşıyoruz. Bu bölüm, eserin ana fikrini kavramak açısından önemlidir.

Nerinaazad'a düzenli olarak makale yazan Abit Gürses, ne yazık ki 12 Haziran 2022’de yakalandığı kanser hastalığına yenik düşerek aramızdan ayrılmıştır. Gürses’in Kürdistan ulusal demokratik hareketi ve Kürt gazeteciliğine yaptığı değerli katkılarını ve eserlerini yeni nesillere aktarmak sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz.

 “Yeni Bir Politik Kültür, Yeni Bir Paradigma” kitabına aşağıdaki linkini tıklayarak erişebilirsiniz.

LİNK: Yeni Bir Politik Kültür Yeni Bir Paradigma

Bu Kitabın Hikâyesi

Her kitabın bir hikâyesi vardır. Elinizdeki kitabın da kendine göre bir hikâyesi var. Türkçe baskısı için bu hikâyeyi yeniden yazmaktansa, kitabın Kürtçe baskısına yazdığım “Çiroka vê pirtûkê’’ (Bu Kitabın Hikâyesi) adlı tanıtım yazısını aynen aktarmayı daha uygun buldum. Bu metnin yazım sürecinde yaşanan gelişme ve değişmeleri ise okumakta olduğunuz bu tanıtım yazısının son bölümüne ekledim.

Bu çalışma öncelikle yeni bir siyasi ve örgütsel arayış içinde olan arkadaşlara konuyla ilgili düşünce, öneri ve endişelerimi dile getirmek amacıyla yazıldı. Konuyla ilgilenen çevrelerin de bildiği üzere, 12 Eylül sonrası süreçte farklı siyasal ve örgütsel geleneklerden ve süreçlerden gelen bazı kadrolar tarafından geniş tabanlı kitlesel örgütlenmeler yaratmayı amaçlayan bazı çalışmalar yapıldı. Maalesef bunda başarılı olunamadı. Bu başarısızlıklarda rol oynayan yanlışların tekrarlanmasını önlemek düşüncesinden hareketle 2013-15 arası dönemde bir yazı yazdım ve bunu konuyla ilgilenen bazı şahıslara gönderdim. Böyle bir metni yazmamdaki öncelikli amacım, o sırada bu çalışmaları yürüten ve çoğunluğunu eski DDKD’li kadrolarla değişik siyasetlerden gelen bazı bağımsız kadroların oluşturduğu grubun HEP, DEP, HADEP, YEKBÛN, HEVGİRTİN-PDK ve HAK-PAR tecrübelerinin ışığında sabırlı, ortak sorulara ortak ve makul cevaplar arayarak ve farklı geleneklerden gelen, birlikte yürünebilecek nitelikteki kadrolara ulaşarak partileşme çabalarına destek olmaktı.

Ama maalesef “Kürdistanî Parti İnsiyatifi” adı altında çalışmalarını yürüten bu arkadaşlar, 2014 güzünde “Partileşmek için adım atmazsak şu ana kadar toparlanmış olan kadrolar da dağılır,’’ diyerek partileşme için ilk adımı attılar ve Partîya Azadîya Kurdistanê (PAK) ismini İçişleri Bakanlığına kabul ettirerek faaliyetlerine başladılar. Ama maalesef bu adım da siyasi bir adres oluşturarak kitleleri etrafında toparlayabilecek bir yapıya kavuşmadı.

Bu metni henüz 30-35 sayfa büyüklüğünde iken 2014-2015 yılında görüşlerine değer verdiğim bazı dost ve arkadaşlara gönderdim. Bir kısmını da 2015 yılında Rûpela Nû adlı internet sitesinde yayımladım. Kendilerine metni gönderdiğim yurtsever, demokrat, kitlesel, çoğulcu, sekülarist ve kalıcı bir siyasi alternatif oluşturulması gerektiğine inanan dost ve arkadaşların çoğunluğu bu metni beğendi. Bunlardan bazıları yaptıkları ekleme ve önerilerle metni daha da genişletip derinleştirmemi sağladılar. Birkaç kişi ise sessiz kalmayı tercih etti.

Kanaatime göre yeni siyasi bir alternatif arayışı içinde olan bizler bir yerde hata yapıyor ve ısrarla bu hatayı sürdürüyorduk. Eski bir malzeme ile, eski düşünce ve yöntemlerle ve değişime açık olmayan bir anlayışla bir şeyler yapmaya çalışıyorduk. Böyle hareket ettiğimiz için hem yaptığımız şey yeni olmuyordu hem de kan kaybediyorduk. Bundan dolayı öncelikle yanlışı tespit ederek ortadan kaldırmamız gerekirdi. Benim naçizane kanaatime göre yanlışımızın temelinde eski kültürden kurtulamamak yatıyor. Eski kültür ve eski yöntemler ile eskinin tekrarı faaliyetler ile daha ileri bir yere gidemeyeceğimiz kanaatindeyim. Buradan kalkarak yeni bir düşünceye vardım. Madem yeni bir alternatif geliştirmek istiyorsun, o zaman bunu yapabilmek için ilk önce yeni bir politik kültüre kavuşman gerek. Çünkü bize egemen olan eski politik kültür ile çalışmalarımızda ve mücadelemizde bir başarı elde edemedik. Kuşkusuz bu metin, akademik bir çalışma değil. Ben, el yordamıyla bazı sonuçlara vardım. Yeni politik kültür, dört başı mamur hazır bir reçete olarak da elimizde bulunmuyor. Yukarıda belirttiğim gibi, el yordamıyla vardığım sonuçlardan şu kanıya vardım. Eski kültürden ve anlayıştanuzaklaştıkça hem hatalardan ve yanlışlardan uzaklaşırız hem de yeni bir politik kültüre doğru yol alırız. Kısacası eski yanlışlardan uzaklaşmamız, bizi yeni bir politik kültüre yaklaştırır.

Politik kültür oldukça geniş bir kavramdır. Siyasi çalışma prensiplerinden tutun, propaganda, örgüt anlayışı, çalışma tarzı, diplomasi, legal faaliyet, örgütü kullanma amacı ve biçimi, diğer Kürt örgütleri ile ilişkiler ve ittifaklar gibi çok geniş bir alanı kapsayan faaliyetlerin toplamı politik kültürü teşkil ediyor. Politik Kültürün siyasi paradigma ile de doğrudan bir ilişkisi söz konusudur. Çünkü bu ikisi birbirini tamamlıyor. Öte yandan politik kültür siyasi paradigma tarafından şekillendirilmekte. Örneğin bir örgütün hedefinde Kürt dilinde eğitim hakkı elde etmek varsa, söz konusu örgütün çalışma tarzı da buna göre biçimlenir. Bu da ister istemez mücadelenin metotlarını da belirler.

Kanaatime göre Kuzey Kürdistan siyasi hareketi ciddi bir sorunla karşı karşıya bulunmaktadır: Kendini yenileyememek. Birçok parti ve örgüt hala çok boş tezlerin savunucusu durumundadır. Koskoca bir 12 Eylül süreci yaşandı. Mevcut örgütlerin çoğu o sürecin maalesef altında kaldılar, ezildiler veya darbe aldılar. Birçoğu dağıldı. Ayakta kalabilenler ise daralarak küçücük ahbap gruplarına dönüştü. Ama hiçbiri, maalesef hiçbiri normal koşullarda oturup o süreci değerlendirmeye tabii tutamadı. Yani kaba bir deyimle söylersek, geçmiş sürecin değerlendirmesi yapılarak defterler kapatılmadı. Kapatılamadı! Bundan dolayı da maalesef ülkenin ve milletin gerçeklerine denk düşen bir mücadele ve birlikte örgütleme de bugüne kadar başarılamadı.

Kuzey Kürdistan siyasi hareketi genel anlamda bir tıkanıklık yaşıyor demek, sanırım pek yanlış bir tespit olmaz. Kürt hareketinin bu tıkanıklığı açması gerekiyor. Benim naçizane düşüncem, tıkanıklığın çaresi yeni bir politik kültür ve yeni bir paradigmadır. Bu da anadilde eğitim ve kimlik talebinde somutlaşmaktadır. Bu talep, oldukça samimi ve elde edilebilir nitelikte bir taleptir. Anadilde eğitim milyonların isteği haline getirildiğinde, bakıp görelim hangi devlet kurumu bunu nasıl engelleyecek! Gerçekten amacından saptırmadan, siyasi hesaplara malzeme haline getirmeden samimi, açık, şeffaf araçlar ve yöntemlerle sürdürülerek milyonların isteği haline getirilecek bir anadil talebini bakalım devlet nasıl terörize ediyor?

Devletin genelde Kürtlere siyasi çalışma fırsatı vermediği doğrudur. Kayyum atamaları, yasaklamalar, toplu tutuklamalar ve HDP’yi kapatmaya çalışmak gibi. Türk devleti 2015 seçim sonuçlarından sonra Kürt karşıtı bir siyaseti kendisine amaç edindi. Kürtler bu siyasete karşı sessiz kalmamalıdır! Kalamazlar, kendilerine pek dokunulmayan, kitle bağı olmayan bazı örgütsel yapıları da devlet silip süpürmeye çalışacaktır.

Tekrar kitabımızın hikâyesine dönecek olursak, yukarıda belirttiğim gibi PAK’ın kuruluş aşamasında yazmaya başladığım bu metin, bazı değerli dost ve arkadaşların görüş ve önerileri ile genişleyerek bir kitaba dönüştü. Bu metin ilkin Türkçe yazıldı. Fakat özellikle diğer parçalardan ilgi duyacaklara ulaşabilmek için Kürtçeye çevirmek gerektiği ortadaydı. Bu düşünceyle çeviriye başladım. Fakat 15-20 sayfasını çevirdikten sonra hasta düştüm. Kitabın Türkçe metnini 2020 yazında, şu notu ekleyerek Rizgarî sürecinden eski arkadaşlarımın yayınevi olan Rûpel Yayınevinin sorumlularına gönderdim:

“Arkadaşlar ben bir kitap yazdım, bunu sizin yayımlamanız istiyorum ama bir şartla: Kitabı arkadaşlık hukukumuzdan dolayı değil, kitap olarak yayımlanmayı hak ediyorsa, yani yayın politikanıza uygun ise yayımlayın, yoksa yayımlamayın. Yayımlamazsanız sizde kalbim kalmaz.’’

Rûpel Yayınlarının sorumlusu arkadaşlar metni beğendiler ve yayımlamak istediklerini belirttiler. Ama prensip olarak ilk önce Kürtçesini, bir müddet sonra da Türkçesini yayımlayabileceklerini söylediler.

Bu prensip ve yaklaşımı hem kitabın içeriğine hem de bana uygun olduğu için kabul ettim ve yayınevinin bu cevabı üzerine daha önce başlamış olduğum Kürtçe çeviriyi hızlandırdım. Kitabın hemen hemen yarısı olan 6. bölümüne kadar çevirdiğimde hastalığım oldukça ağırlaştığı için ara vermek zorunda kaldım. O ara Sayın Ziya Avcı’dan çeviri için yardımcı olmasını istedim, ama çeviri için üzerine çalıştığı kısmı yanlışlıkla silmiş olduğum için ondan yararlanamadım. Rûpel Yayınevi sorumlularından Nedim Baran’a durumu izah edip yardımcı olmasını istedim. Sayın Baran, ‘‘Geri kalan kısmı Ahmed Kanî çevirebilir,’’ dedi. Böylece kitabın ilk altı bölümü ile en son bölümü olan “Yeni bir paradigma: Dil ve kimlik” metinlerini ben, kalan bölümleri de Sayın Ahmed Kani Kürtçeye kazandırmış olduk. Bu şekilde kitap ilk önce Kürtçe olarak Aralık 2021’de İstanbul’da yayımlandı. Şimdi de Türkçesini sayın okurlara sunma zamanı geldi.

Kitabın içeriğinden de anlaşılacağı gibi, benim mütevazi görüşüm, Kuzey Kürdistan siyasi hareketinin yeni bir politik kültüre kavuşmasının gerekli olduğudur. Kuzeyli birçok parti ve örgüt, temel görüşlerini artık bugün geçerli olmayan bazı kavramlar üzerine kurmuş bulunuyor. Bu hareket ve örgülerin o eski formüllerden kurtulmaları, eski politik kültürden uzaklaşmaları ve Kürt hareketine yeni yollar ve ufuklar açacak ve onu bugünkü tıkanıklıktan kurtaracak olan zamana uygun ve yeni bir politik kültüre kavuşmaları gerekiyor.

Kürt milleti mazlum bir millettir. O da diğer bütün özgür milletler gibi yaşamayı hak eden bir millettir. Kürt milletinin varlığı ve haklarını elde etmek için çalışanlar, mücadele edenler çok saygın bir hizmet vermekteler. Onlara saygı duyulmalı ve desteklenmelidirler.

Düşünce ve fikir bir siyasi hareketin en önemli silahıdır. Düşünce ve fikir cephesinde kuvvetli olan bir gücü hiçbir düşman alt edemez! Bundan dolayı Kürt hareketi düşünce cephesine çok önem vermeli ve bu cephede güçlü olmalıdır.

Bu kitabın elinize ulaşmasında emeği geçen herkese teşekkürler.

Bu kitapta ele alınan konuların Kürt siyasi ve aydın çevrelerinde olumlu bir tartışma ortamı yaratılmasına vesile olması umudu ve dileği ile.

Abit Gürses
Mart 2022, Stockholm

Çetin Çeko
Bu haber toplam: 2234 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:20:39:37
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x