Kavramlar ile Siyaset Oyunu!

19 Eylül 2026 - 09:36
19 Eylül 2026 - 09:36
 0
Kavramlar ile Siyaset Oyunu!
Yapay Zeka

Önce kavramları esnettiler. Literatürün özünü boşaltılar.  Anlamsızlaştırdıkları kavramları, "taktik, siyaset",  "Müzakere ve Barış", "Savaş ve  liderlik/önderlik" üzerinden kitleleri sersemleştirip  oynadılar, oyaladılar. İçlerine virüs salıp,  üzerlerinde envai çeşit oyunlar tertiplediler.

"Bir avuç özgür vatan"  deyip "bağımsızlık" hedefini  göstererek harladılar,  ancak ne dönem 1940.1950,,1960'lar idi ne de Kurdistan Çin, Vietnam idi.

Ayrıca arkasında 20. yüzyılın gücü ve destekleyebilir  Sovyetler gibi bir ülkesi olmadığı gibi,  devrimi zor bir ülkenin hassasiyeti   de yok idi. Savaşı teknoloji ile sürdüren devletin karşısına,  hafif silahlarla Kürtlerin özgürlük özleminin üzerine çekmek, savaşı  lokal sürdürmek, iktidarları mazlumun üzerinde tepiştirmek anlamına geliyordu.  

Yani başında daha bir yıl evvel(1991) Raperini, oluşan bölge ve dünya siyasi konjonktürünün neticesinde,  muazzam bir fırsat doğmuşken, onunla birlik içinde hareket etmeleri gerekirken, onun karşısına geçip, "Botan Behdînan Savaş Hükümeti" kurmak, 1992 "Brakuji" kavgasında, takriben 3000 Kürt savaşçının telef edilmesine ve moral bozukluğuna, vs. yol açtı.

Bunu aşmak üzere  Kürt hareketlerine esner göründü,  el altında ise. düşmanca politikasından vazgeçmedi.

Devlet ile zımni  "ateşkes"  adına bir sessizlik süreci yaşandı(1993). Ancak Bingöl'de yaşanan, silahsız  33 askerin öldürülmesi  olayı ile yeniden savaşı harladılar.  Türk Devleti bu savaşı, "Düşük yoğunluklu ve kontrollü terör ile savaş!" diye tanımladı.  Ancak bunun "düşük yoğunluklu" dedikleri bir ulus ve ülke gerçekliğini 20.  yüzyılın başında başlayan, sürece yayılan soykırım ile yeni doğan şartlar ile daha incelikli ve yoğun devam ettirmek, kontrollü yönü ile de "hakim olduğu bir savaş" tespitini deşifre ediyordu .

Kürtler arası "Birlik" kavramını dilinden düşürmüyor, ancak dışındaki her kesim ile savaş halindeki tutumundan vazgeçmiyordu!

Adeta "Tüm Kürtler ve partileri  bana yardım etsin, ama ben onlarla savaşayım" realitesi orta yerde sergileniyordu.

Bununla "birlik" değil, ayrılık ve tekel  oluşturmayı hedefliyor ve en çok kullandıkları "demokratik" kavramının, en küçük  bir duruşunu göstermiyorlardı. 

Zira onlarda kavram kelimesinin anlamsızlığı hep aktüel kaldı. Tanımladıkları "devrim", hedef aldıkları "hain", karşılarına aldıkları "düşman"  hiç bir zaman onlar için ciddiyeti yok idi... Bir anda "düşman" dedikleri dost, dost dedikleri düşman oluverebiliyordu. Bu açıdan artık üzerinde oynadığı kavramlar, üzerinde oynadığı kitleler ile iç içe işliyordu. Bunun finali Kuzeyde ilan olunan "idari özerklik" ve  "Hendekler" oluyordu..

Sonra Rojava Kürdistan'ında siyaset devşirdi .. 

Zira bir tutsağa bağladıkları iradeleri yerlerde süründürülüyor, daha rahat oynanır bir hal alıyordu.

Bu oyunun en bariz hali "Bahçeli - Öcalan süreci" denilecek ve devletli.  Abdullah Öcalan'ın,  27 Şubat 2025 tarihindeki açıklama ile sergilendi, söylenenler önceden de söyleniyordu. Ancak devlet tarafından bu kez çok yüksek sesle alkışlanan kavramlar vardı.  Bunu Serxwebûn Gazetesinde de açarak açıkladı ve gazeteyi kapattı. Kavramların eleştirisini tiye almayacak kadar pervasızca resmi ideolojiyi yücelti.   

Artık kavram karışıklığını siyasete giydirmek, oportünist ve kaypaklığın   ötesinde, teslimiyetin   ve ihanetin yolunu açıkça  araladılar!

Millet yerine, "halk",

Millet yerine, "milliyet"

Millet yerine, "etnisite",

Milliyetçilik yerine "yurtseverlik!"

Sömürgecilik yerine, "Ezen ulus",

Soykırım yerine "sömürgecilik",

Devlet yerine, "ülke"

Devlet sınırlarına, "ülkemiz"

Devlet yerine, iktidar.

Devlet politikası yerine, hükümet politikası...

Ülke yerine, "devlet!"

Bağımsızlık yerine, özgürlük!

Özgürlük yerine, benim dediğim geçerlidir...

Siyasi çözüm yerine "barış"

Statü yerine, "Barış"

Eşitlik yerine, "kardeşlik!"

Mücadele yerine,

"Bütünleşme!"

Ulusal hak eşitliği yerine, "entegrasyon!"

Ulusal hak talebi yerine, "devlet ile bütünleşme ve toplumsal barış!

Ulusu ve ülkeyi tanımlama ve gerçekliğini ortaya koyma  yerine, ulusu oluşturan temel kavramları küçümseme ve hakaret eder duruma geçmek( Kürt dili işlevsiz,  Kürtler  kalıntı, Kurt kültürü çöplük,  Kürt tarihi "bitiş", "Kürt kadını pis kokar",   "Türkleri Kürtler ile büyütmek",

"Türkiye Kürtleri yanına alırsa müthiş büyür. örnek; Alpaslan(1071), Yavuz Selim(1514) ve M. Kemal (1919....)."

"Kürt milliyetçiliği, ilkeldir."

Bunca aleni manipüle olunan kavramlar karşısında, tavırsız ve tutum papağanın ezberini tekrarlaması ile  Ali Şeriati'nin "Aydınlar ve Eşekleştirmek!" kitabında yazılanları hatırlatır.

 


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 1 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 09:36:42