Kürd Anaları İçin Toplu Taziye Törenleri Yapmak Yerine Onlardan Toplu Özür Dilemek Gerekir

Eskiden taziyeler evlerde yapılırdı. İl ve ilçelerde nüfus artınca evler yeterli olmadı. Sadece taziye için gelen misafirleri kabul etmek için "taziye evi', diğer adıyla yas evi denilen salonu, mutfağı ve lavabosu olan evler yapıldı. Taziye evi olmayan yerlerde de aynı amaç için çadır kuruluyor....
Başsağlığı için gelenlere özel tutulan kahveci ve yardımcıları ile mırra ve çay ikram edilir. Yemek saati ise yemek te yedirilir. Taziye yemeği çok masraflı olduğu için bazı yerlerde kaldırıldı. Taziye ziyaretlerindeki amaç yakını vefat edenlere yaşadıkları açıyı hafifletmek, sabır dileyerek teselli etmek amacıyla yapılır.
Taziye evlerinde kesinlikle siyaset konuşulmaz. Konuşanlar ayıplanır.....
Bazı aileler kan davası veya haksız bir neden ile öldürülen yakınları için intikamı alana kadar taziye yapmazlar. İntikamı alındıktan sonra öldürülenin taziyesi yapılır. Kürd halkı yukarıda kısaca anlatmaya çalıştığım taziye geleneğini bölgelere göre ufak farklılıklarla hala devam ettiriyor....
Öcalan'ın bölgedeki gelişmeler ile sürecin hassas dengeler üzerinden yürütüldüğünü belirterek kutuplaşmaya yol açacak açıklamalardan kaçınılması gerektiğini önemle belirtmesine rağmen yıllar önce dağda yaşamını kaybedenler için belediyeler, muhtarlar ve derneklerin de katkılarıyla Urfa, Diyarbakır, Hakkari, Van ve daha bir çok ilde toplu taziyeler yapılmaya başlandı....
Amaç 2023 yılında CHP listesinden millet vekili olan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Kılıçdaroğlu seçimi kazansaydı İçişleri Bakanı yapacağı Zafer Parti Genel Başkanı Ümit Özdağ gibi sürece karşı çıkanların nasırına basmak olmadığına göre toplu taziyeler neden şimdi yapılıyor?....
Yapılan taziyelere DEM Parti'nin de katılması ile verilen siyasi bir mesaj mı var diye soru işaretleri oluştu. Beklendiği gibi Ankara’dan "Taziye çadırlarının kurulması provokasyon, devlete meydan okuma, terör istismarı" olarak değerlendiren sert uyarılar geldi....
Ankara'dan yapılan sert uyarılara karşı verilen yanıtlarda "Ölümleri ve silahlı mücadeleyi onaylamak için değil, ailelerin acılarını paylaşmak ve geçmişin yaralarını görünür kılmak" gibi yetersiz ve "topu taca" atar gibi yanıtlar verildi. Verilen yanıtlar yetersizdi. Çünkü geçmişin kabuk tutan yaralarının yeniden kanatılması acıları görünür kılmaz....
Öcalan "Örgütü ben kurdum, ben dağıtıyorum." diyerek geçmişte verilen silahlı mücadelenin yanlış olduğunu, şimdiki aklı olsa yapmayacağını, pişman olduğunu belirtmişti. Hatta Türkiye'ye geldikten sonra yargılandığı mahkemede evlatlarını kaybetmelerine neden olduğu için Türk annelerinden özür dilemişti....
PKK yıllardır amaçsız, ilkesiz sürdürdüğü silahlı mücadeleyi bedel ödemek üzerinden savundu.
Yapılan eleştirilere "Biz bedel ödüyoruz siz ne yaptınız?" diye yanıtlar verilirdi. Yapılan eleştirilerin duyulmasına engel olan silah sesleri de bitti. Dağdan şehit haberleri de artık gelmiyor. Neyi savunacaklar? Aradan geçen uzun zamana aldırmadan, geçmişi hatırlatan bedel ödemeyenler canları ile bedel ödeyenlerin bedellerine sahip çıkmak için annelerini kullanarak toplu taziyeler organize ediliyorlar....
AKP ve MHP'nin " Terörsüz Türkiye" olarak açıkladıkları (PKK'nin kendini feshedip silah bırakması) süreci Öcalan ve DEM Parti her zamanki becerileri ile çarpıtıp Kürd kamuoyuna "Barış ve Demokratik Toplum" çağrısı olarak açıkladılar. Uygulanması için MGK'nin onayını bekleyen yasa nasıl yorumlanırsa yorumlansın geçmişte çıkarılan yasalar gibi sınırlı, şartlı pişmanlık yasası. Öcalan'ın ve DEM Parti'nin dediği gibi "Barış ve Demokrasi" yasası olsaydı mezar yerleri bile belli olmayanların annelerine toplu taziye yapmak yerine evlatları için Anıt Mezar yapılması gerekirdi....
Öcalan, katkıda bulunduğu söylenen "Terörsüz Türkiye" yasasının uygulanmasında da rolü olsun diye kendisine statü verilmesini istiyor. İstediği statü Terörsüz Türkiye için kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu" bünyesindeki " Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyonu'nun alt biriminde kendisine beklediği statü (görev) verildi. Devlet Bahçeli'nin çabasıyla verilen görevi layıkıyla yapabilmesi için dört tarafı deniz olan İmralı'da 250 metrekare bir ev de kendisi için yapılmış. Öcalan'ın yeni görevinden sonra ne PKK’nin, ne de yeni oluşan Apocu Hareket geçmişi, verilen silahlı mücadeleyi savunacak ve söylenecek sözleri kalmaması gerekirdi. Geçmişi ve silahlı mücadeleyi açıkça sahiplenemedikleri için yaşamını kaybeden gençleri kullanarak ödenen bedelleri hatırlatmak amacıyla toplu taziyeler organize ediliyor. Ödenen bedellerin karşılığı olmadığı için de arkasına sığındıkları anaların kabuk tutan acıları yeniden kanatılıyor....
Öcalan'ın Kürd ve Kürdistan'ın dört parçası ile ilgili görüşlerini açıkladıktan sonra PKK'nin ,DEM Parti’nin, ne yeni kurulan Apocu hareketin Kürdler ve Kürdistan hakkında söylenecek ve savunacak bir şeyleri kalmadı. Geçmişi reddetmek zorunda kaldıkları gibi onurları varsa ödenen bedellere sahip çıkamayacaklar....
Öcalan .İmralı'dan yaptığı açıklamalarında Kürdleri ulus olarak değil birey olarak değerlendirdiğini, devlet olmanın gericilik olduğunu belirtmiş, hızını alamayıp "Yarın en az MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız" diyerek noktayı koymuştu.
Bu saatten sonra kendisi ile birlikte hareket edenler için de tepe tepe kullandıkları bedel ödemek üzerinden siyaset yapmaları artık mümkün olmayacak. Ederlere onlara sorulacak soru; Ne için bedel ödendi?
Yarım asırlık silahlı mücadele bizzat Öcalan tarafından yanlış bulunup reddediliyorsa ailelerin acısını paylaşmak için çadır kurup taziye yapmak yerine çocuklarını kaybeden Kürd annelerinden de Türk annelerden dilendiği gibi özür dilenmesi gerekirdi....
Silahlı mücadelenin başlarında Öcalan'ın Kürdistan'ın birliği ve bağımsızlığı için zorunlu askerlik uyguladığı ve her evden bir şehit istediği" akıllarda. Taziyeleri yapanlar "Ne serden, ne yardan" vazgeçmedikleri için Öcalan ne dese, ne yapsa doğrudur. Toplu taziye değil ne yapılırsa yapılsın bu halk Hendek Savaşı'nda olduğu gibi binlerce gencin bile bile Kirli Savaşa kurban edildiğini unutmayacak. Geçmişteki acılara neden olanlar bu gün toplu taziye yapıyor. Kürd analarına yaşatılan acılar taziyeler ile unutturulacak acılar değildir....
Öcalan gibi taziyeleri organize eden ekibin de duyguları köreldiği için geçmişin yaralarını sarma, ölenlere saygı gibi bir sorunları da yok. Saygıları olsaydı taziyelerin yapıldığı salon, veya çadırlara Öcalan'ın 32 dişini gösteren büyük posterleri ve feshedilmiş bir örgütün flamalarını asmazlardı....
Öcalan'ı eleştiriyoruz diye her zaman kızanlar oldu. Onları kızdırmaya devam edeceğiz. Bizler mücadelede emeği olan, olumlu ve olumsuz deneyimlerini bir sonraki kuşağa sözlü ve yazılı aktarmak isteyen, Kürd halkının ulusal çıkarından başka beklentisi olmayan insanlarız. "Sokaktan topladık" dedikleri gibi milletvekili olmak gibi bir beklentimiz de yok....
Öcalan'ı eleştireceğiz, çünkü biri etnik diğeri inancından dolayı ötekileştirilip mağdur edilen iki halkının birliğine, birlikte mücadele etmesine asırlar sonra İdris’i Bitlisi'yi kullanarak engel olmak istiyor....
Öcalan'ı eleştireceğiz, çünkü Medine Vesikası'nı bile görüşlerine kılıf yaparak Kürdlerin asimile edilmeleri için kullandı....
Öcalan'ı eleştireceğiz çünkü Öcalan ve her dediğini savunanlar "Ağacın içindeki kurt" gibi ulusal mücadelenin, ulusal hakların önünde engelleri oluşturuyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar çocukken beslediği güvercin, komşusunun güvercini ile eşleşti diye tüylerini yolan adam Kürd halkının geleceği ile ilgili karar veremez.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 10:12:45































































































































































































