DEM, Demini Dolduruyor, Ama!
Kürtler şimdiye kadar, askeri bir nesne idi, bundan böyle birlik halinde siyasi bir özne olmaya açılıyor!

Tüm olanlardan sonra, DEM Parti, iradesini "Baş müzakereci" dediği tutsak Abdullah Öcalan'a vermişti...
Abdullah Öcalan ise, devlete ve son olarak alenen Devlet Bahçeli üzerinden yine devlete vermişti.
Siyaseten hiçbir ulusal, toplumsal ve kültürel talebinin olmadığı hususunda, devlet ile tam bir mutabakat sağlamıştı. Geride ne kalmıştı?
Abdullah Öcalan’ın deyimi ile "Erdoğan-Bahçeli Paradigması" da olan “Entegrasyon." çizgisi "Terörsüz Türkiye!" olarak sunuldu... Yanında manipüle sözcük olarak "Barış" da kullanıldı. Ancak, barışın esamesi, tarafları, garantörleri yoktu... Bunu en doğru Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Mehmet Ucum'un "Pazar Yazıları" makalelerinde okumak mümkündür! Geçelim....
İran'da gösteriler yaygınlaşıp, "Rojava Rojhilat e, Kürdistan Yek Welat e!" sesleri yükseldikten sonra "Terörsüz Türkiye..." yerine, "Terörsüz bölge .." olarak formüle olundu... Bu paradigmanın "Kürt'süz Türkiye" hedefinden, "Statüsüz Kürt " hedefine doğru, yayılmacı içeriğin resetlenmesi idi...
Paris'te İsrail, ABD, Şam mutabakatına doğru giderken, bu hedefe doğru, Paradigmanın gereği "Misak-i Milli" ye doğru cihadistler hareketlendirdi.
Bu hareketlenme ve zemin daha önceden de öngörüldüğü üzere Entegrasyon söylemi ile yapılan protokol ve oyalama görüşmelerin eşliğinde ilerletilmişti. Şimdi sonuca varmaya karar kılındı.
Peki entegrasyon denilen şey ne idi?
Daha önce de nerinaazad2.com sitesinde açıkladığım üzere; Entegrasyon, yabancı olanın yerleşik olana tabii ve uyumlu olmasıdır.
Peki kim yerli, kim yabancı, kim kime tabii olacak.?
Dünya literatüründe bir ulusun, başka ulusa entegrasyonu var mı?
Yok!
O halde sorun ne?
Bir ulusun onur ve iradesini çiğnemek!...
Dolayısı ile Öcalan ve DEM Partililerin elinde İradeleri alınmış.
İradesi elinde olmayanın, doğru yapma şansı olur mu?
Bunu kritik etmek bile abes!
Devlet, DEM ve Öcalan'dan kaptığı bu görüntüyü, III. Dünya Savaşı’nın yaşandığı bu zor koşullarda onu çok muazzam kullandı...
DEM yöneticileri şimdi iradesiz, pusulasız ve dönüp dolanıp, devletin kanatlarına tüneyen yöneticileri ile çaresiz!
Şimdi iradelerini ne geri alabiliyorlar ne de tutsaklıktan alıp kurtarabilecek durumu yaratabiliyorlar... Gün geçtikçe de çürüyorlar!
Böyle olunca da tüm düşünceleri, ellerinde olmayan ve iradesiz durumda kaldıkları için daha çok savuruluyor ve eriyorlar...
Hiçbir dua bu DEM Partililere yardımcı olacak feraset kazandıracak durumda değil...
Biri "Süreç sürüyor!" diyor.
Biri "yapılanlar sürece karşı" diyor.
Biri "Süreç bitti!" diyor.,
Biri "süreç bizi bu hale getirdi!" diyor.
Aslında bu keşmekeşlik içinde, DEM Parti barajın altında bir bitişe yol alıyor...
Peki ne olacak!
Tabu haline getirdikleri ve attıkları tüm "bijî" sloganları bitiyor.
DEM, demini dolduruyor ve gidiyor.
Hadi güle güle!
Artık ondan heyecan bulan samimi Kürtler, ayrılıp yeni istikametlere yol alacak!
Artık Rojava'ya rüzgâr kadar güneş de doğudan doğuyor ve esiyor...
Rojavalılar da yönlerini oraya doğru verecek durumda kalıyor..
Zira yel soğuk esse de, güneşin sıcaklığı da oradan geliyor, doğuya doğru bakmak ümidi besliyor...
Bazen ayaz havalar, baharın güzelliğini, yaz mevsimindeki meyvelerin besi ve bereketini çoğaltıyor...
Her insan, her millet ümitle yaşar...
Kürt ulusu da ümitle mücadele ediyor ve yaşıyor!
Kürtler şimdiye kadar, askeri bir nesne idi, bundan böyle birlik halinde siyasi bir özne olmaya açılıyor!
Açık olsun!
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 15:07:12
























































































































































































