Acıları Vicdan ve Merhamet Terazisinde Ortaklaştırmak

Tarihin kirli ve tozlu sayfaları, soykırımlarla, katliamlarla ve acılarla doludur. Ama ne yazık ki güçlü olanın sesi çıkıyor. Tarihte bir kısım etnik ve inançsal toplumlara yapılan insanlık dışı yok etme operasyonlar, miras olarak insanlığa etkili, güçlü, sesi çıkan ve bilinen kesimlerin trajedileri anılır. 2 Ağustos aynı zamanda roman ve çingenelerin soykırım günüymüş. Ben yeni öğrendim. Acaba kaç kişi tarihin bu tozlu ve kirli sayfaları arasında bu topluluğun feryatlarını duymuş ve yüreğinde hissetmiş. Romanlar bu soykırıma "Projmos" diyorlarmış. Türkçe anlamı; "Yutuluş/yokediş" miş. 1944 yılında Nazilerin işgali altındaki Polonya'da Auschwitz toplama kampında on binlerce Roman ve Çingene'yi Yahudilerle birlikte gaz odasına gönderip katletmişler. Dünya bu vahşet sadece Yahudi soykırımı olarak biliyor. Birde 1. dünya savaşında İttihatçıların Osmanlı Ermenilerini tehcir, sürgün, kıyım ve hastalıklara yok oluş yolculuğuna çıkartarak işlenmiş olan soykırımları biliyor.
Peki bu neden böyle? Çünkü insanoğlunun vicdan tahayyülünde haksızlıklara, zulüm ve katliamlara vicdan ve merhamet penceresinden değil, etnik köken, din, mezhep ve ideolojik duruşlarına göre yaklaşım gösteriyorlar. Mesela Müslümanların büyük çoğunluğu ve vicdani duygudan yoksun bir kısım solcular, İsrail devletinin operasyonlarda, öldürdükleri çocuk kadın ve sivil Filistinlilere empati kurup haklı olarak karşı çıkıp kınarken, HAMAS teröristlerinin binlerce sivil israilli çocuk, kadın demeden yaptıkları katliamlar karşısında üç maymunu oynayabiliyorlar. Bunlardan bazıları ise adeta seviniyor. Türk, Arap ve Farsların aşırı milliyetçi, dindar ve bir kısım solcuları Suriye'de, cihatçı vahşilerin Kürtleri öldürüp saç örgüsünü kökünden kesip teşhir etmesine sevinmiş ve ne yazık ki bunu yapan barbar kişiye methiyeler dizebilmişlerdi. Çok zalim ve vicdan yoksunu bir dünyada yaşıyoruz. Bu vesile ile yeni öğrendiğim, kimsesiz Roman ve Çingene soykırımını şiddetle kınıyor, bu türden acıların bir daha yaşanmamasını diliyorum.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 10:50:03





























































































































































































