Eğitim, Öğretim, Dil, Özgürlük, Şiddet ve Barbarlık!

4 Şubat 2026 - 16:29
4 Şubat 2026 - 16:29
 0
Eğitim, Öğretim, Dil, Özgürlük, Şiddet ve Barbarlık!

Eğitim; 

Eğitim, disiplindir . 

Disiplin baskı değildir. Kendini kontrol etmeye alıştırmak, elverişli hale getirmek ve geliştirmektir.

Kontrol etmek, kendinin ve başkasının yaşam özgürlüğünü ihlal etmek değildir. Bilakis özgür yaşam ortamını sağlamaktır. Özgür yaşam, başkasının yaşam serbestisini ihlal etmek değildir. Bu bir dengedir, etiktir, tahammülkarlıktır ve insani saygınlıktır, birlikte yaşamı güzelleştirmektir.   

Eğitim, kendini öğrenmeye, gelişmeye, geliştirmeye, toplumsal yaşam ve üretime, insanlık ve doğanın tarihini algılamaya, sağlıklı, kültürel  dünyadaki yerini bilmeyi öğrenmeye yol almaktır.

Eğitim almadan, öğrenmeye geçmek güçtür.  

Özgürlük, eğitim ve öğretim içiçe geçen, birlikte anlamlı olan üç kavramdır.  

Bu üç kavramın, birlikte algılanması, düşün ve  yaşam kalitesini yükseltir.  

Özgür yaşayan ve eğitilen  insanın ufku, öğrenmeye açılır.  

Eğitimli insan, merak etmeyi, denemeyi, sınamayı, sorgulamayı, sonuçlar çıkararak yaşamayı ve daha yoğun öğrenme ihtiyacını  hisseder.  

Eğitim ve öğretim,  toplumsal sorumluluklar duymayı ve üstlenmeyi sağlar ..

Eğitim ve öğretimde yasak, gizleme, tabu yoktur.  

Yasak, gizleme ve tabu varsa sorun vardır.  

Örneğin, insan bedenini bütün olarak öğrenmek, doğanın ve insanın yaratılış tarihini öğrenmek, 

Farklı farklı toplumları, dilleri incelemek, öğrenmek, kendisi ile özgürce kompore/mukayese etmektir.

Tarihte antropolojik olarak yaratılmış, insanlığın gelişmesinde bir iletişim, düşünme, algılama,  toplumsallaşma ve doğaya birlikte hükmetme, hızlı  öğrenmede   aracı olan bir ve farklı dilleri yasaklamak, dili eğitim ve öğretim aracı olmaktan çıkarmak dünyanın en büyük, en katı, en süzülmemiş, en vahşi barbarlığıdır.

Bu yasaklamaları, ulus inşa aracı olarak kullanmayı "modernleşme", "medenileştirme" olarak tanımlamak, barbarlığını gizlemektir. Farklı farklı toplumların kendi doğallığı üzerinde eğitim, öğretim ve özgürlüğünü yaşamayı ihlal etmektir. 

Bu ihlal, dünyada özelikle son 200 yılda kapitalizmin merkezileşmesi, ulus oluşumlarının  kendi doğal gelişiminin engellenerek, modernleşme metotlarıyla yeni ulus inşaatlarının devletler eliyle, bir etnisitenin yararına, diğer etnisitelerin asimilasyon, şiddet, entegrasyon  ve envaı  metotları kullanarak aleyhine işletilmesi, yok sayılması, yok edilmesi barbarlık ötesi bir müdahaledir.  

Bu barbarlık ile birlikte faillerin kendilerini "demokrasinin garantörü" olarak tanımlamaları, yok etmeye çalıştıkları aidiyetlerin tepkilerini ise "güvenlik ihlali", "eşkıyalık", "haydutluk", "gericilik", "insanlık karşıtlığı", "şakilik", "ayrılıkçılık", "terör" vs. olarak tanımlanması, kodlanması,  ayakların baş, başın da ayak olarak tanımlanmasından öte bir ideolojik hegemonya ve egemenlik kurma amaçlıdır.  Bu amaç, insan yaratıcılığına, tarihe ve doğal olan yaşama kasten tecavüz ve ihanet etmektir!

Şark Islahat Planı'nda, Türk ulus yaratma, Fransız ulusunu "üniter sistem" ile yaratma, Fars ulusunu "Şia" şiddeti ile yaratıp güvenceye alma, Arap hegemonyasını "Kutsal Müslümanlık" ile  pekiştirme, İspanya sömürgeciliğini "keşifler" ile süsleyip sürdürme adı altında dayatılan dil, eğitim, öğretim ve özgür yaşamların yasaklanmasının üstesinden  insanlığın gelmemesi, büyük insanlık ayıbı olarak kurumsallaştırılmak istenmesi, bunun diplomasi masalarında pazarlık konusu edilmesi, bir iki saatlik dil eğitiminin sancılı  serbestisinin "lütuf" ve "kadri-şinasilik" olarak propaganda edilmesi, böylesi sistemlerin ne büyük aşağılık, bencillik, nezaketsizlik ve barbarlık içinde olduklarını açığa vuruyor.

Ne demek, takriben 60 milyonluk bir ulus topluluğun konuştuğu ve anlaştığı bir dili, "bilinmeyen bir dil", "X dil", "şeytan dili", "cehalet dili", "işlevsiz dil" vs. ağır ithamlar ile  tanımlayıp, karşısına devletlerinin tüm kurumlarıyla seferber olmaları, "beka sorunu" diyerek teakuza  geçmelerini nasıl tanımlamak gerekir!

Ey insanlık, ey doğa, ey Evren sen neredesin!?

Bu cürmün yargılayanı olmayacak mı?

"Olmayacak!" diyorsanız, büyük yanılacaksınız ..

İşte dijital medya, işte dijital zeka bu masum, mazlum diller, milletler ve insanlık ile herkesi empati yapmaya çekmeye başladı bile!

İnsanlık, kötülüklerin karşısına çıkacak iyilikleri de yaratıyor.

Yeter ki bilinçle kullanmasını ve değiştirmeyi ahd etmiş, feraset sahibi  bilenlerimiz olsun!

 


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 1084 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 14:30:33