"Kurucu Önder" ve Kürt'süz Newroz Mesajı!

2013 tarihinde, Amed Newroz meydanında bir mesaj okundu. Türkçesini o tok sesiyle Sırrı Süreyya Önder okudu, -Kürtçe yazmayı bilmediği ve asla öğrenmeyi düşünüp yaşatmayı da amaç edinemediği, eğitime aldığı binlerce Kürt gencine, kendisinin eğitim dili Türkçe ile anlatabilmek için siyaseti Türk dilinden vermek üzere, kendisine katılan yüzlerce binlerce Kürdün, tıpkı Türk okullarında Kürt çocuklarının Türkçe öğrenmek zorunda bırakıldığı misali, ama hitap edilirken, "Kürt Ulusunun Başkanı, Kürt halk önderi" olarak takdim edilen aynı kişinin, aynı Newroz 2013 mesajı bir de İmralı Heyetinin daimi ve değişmeyen üyesi, bilinci sıradan ama Türkçesi akıcı, Kürtçe'si alay konusu edilmeye bile değmeyecek, o Kürtçe'deki sanat ve şiir dilini berbat eden haliyle Pervin Buldan tarafından sanki bilinçli sergilenen sinir bozucu haliyle okutulmuştu.
Yazıya damgasını vuran ise "Eşme Ruhu" tanımı idi...
"Eşme Ruhu", zor duruma düşen Türk Devletinin "haysiyetini kurtarma" yardımına koşturulan Kürt savaşçılarının, Sırrı Süreyya Önder gibi ruhların tahribi mucidi ile icra ve hadim edilmesidir... DAİŞ'in kuşatmasında ki Süleyman Şah Türbesinin yerinden alınıp, Kürtlerin kontrol ettiği Eşme Köyü'ne taşınması idi. Bu Kürt'ün "Hizmetçi"liğinin övgüye mahzar kılınması idi.
Ne ise biz mesajın içeriğine gelelim.
Mesaj, Kürt milliyetçilerini hedef gösteren içeriği ile, "bağımsızlığını savunanlara karşı amansız mücadele" edeceğini, "Kemalizmin dokunulmazlığı ile misakı milli hedefine varacak şekilde Kürt halkını dizayn edeceği" muhtevası ile nedamet sergilemişti. Ancak bu metin HDP ve DEM yöneticilerinin elinde ve dilinde, bir "Kurtuluş manifestosu" olarak propaganda edildi.
O Metin, 27 Şubat 2026 tarihine kadar, "ana ayet" olarak müritlerin elinde "kutsal yazı" diye muhafaza edildi.
27 Şubat 2025 tarihli Metin çıkınca, önce soğuk bir duş etkisi yarattıysa da, "Be Serok jîyan nabe!" iman gücü ile "Partinin Fesihi" ile "ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve Kültüralist talepler, milliyetçi etkilerden kaynaklı, toplum ve tarih sosyolojisine ters, demokratik devlet ve toplum ile birleşmeye, bütünleşmeye engel olduğu için reddedilmelidir" diye açıklandı. Bu açıklamaları, Serxwebûn Gazetesi'nin son sayısında ki "perspektif" yazısında da detaylandırdı.
"Kürt dili işlevsiz", "Kürt halkı Zagros, Bingöl Dersim aşiretlerinden kalıntı", "Kürt liderleri Bitmiş", şeklinde, Ziya Gökalp'ı resetleyen formatı ile açıklamalar yaptı .
Müritler buna söyleyecek sözü bula bula, her zamanki gibi geçmiş stratejiyi hiçleştiren zihniyet ile "Taktiktir taktik heval!" deyip, içeriğine "tanrının tecellisi" olarak dokunulmadan, eleştiriye mahzar kılmadan "Serokla yola devam" dediler..
2026 Newroz'unda tekrar beklenen bir mesaj geldi ki, bu kez yine tarihi girizgâhın içine yerleştirilen efsane, folklor ve festival havası ile Kürt, Kürt ulusu ve Kürdistan kelimelerinin, direniş tarihinin ve adının lafzı bile geçmiyor...
Müritler buna da "Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü, Kürtlerin özgürlüğüdür!" stratejisini koyarak, mesajın sahibini mitleştirmeye devam ediyorlar.
Ediyorlar da bu "irademiz", "yeni paradigma" dedikleri şeyin, geçmiş ülküdaşı ve şimdinin siyasi ideolu Devlet Bahçeli ile karşılıklı altın işlemeli silah, halı hediyeleri, "Türk Kürt'tür, Kürt Türktür ve hepimiz birlikte Türk milletiyiz!" diyen jestler ile gidiyor...
Bu da Apo'nun "Türk ulusunu yeniden inşa etme!" ile yeni "Kurucu önder!" payelendirmeleri ile bazılarının ruhlarına iyi geliyor!. Ancak tabii ki Kürtlerin ruhuna ve hayrına olmuyor!...
Bir de bilvesile ile geçmişte halkın sevgisine mazhar olmuş Leyla Zana gibilerinin bu sevgiyi, hayre alamet olmayan bu gidişata kendilerini yatırmaları akıl kârı değil!
Ne ise her kes kendi tarihi mezarına gider!
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 11:08:50




























































































































































































