Savaş ve Kürtler
Kürtler hiç kimsenin sopası ve kölesi olmak istemeyen, ama özgürlüğü ve bağımsızlığı için her meşru yolu, mücadeleyi ve gereği yapma hakkını kendinde bulundurur ve hakkıdır.
İran, ağır bombardıman altına alınıp A takımı toplantı halinde iken Humeyni’nin yerine oturmuş Ayetullah Ali Hameney da dahil etkisiz hale getirildi. Daha önce de "12 gün" Savaşı'nda 3 genel kurmay başkanı peş peşe atanmaların etkisiz hale getirilmesi serisini izledik. Tabi daha öncesi de var. Cumhurbaşkanı Reisi ve ona eşlik eden üç helikopter düşürülmüş, içindekiler Azerbaycan sınırında enkazlar arasında ebediyete düştükleri görülmüştü.. Tabi buna Hamas liderlerini ve Lübnan 'da Sünni olmasına rağmen tıpkı Hamas gibi İran İslami Şia sömürgeci monarşi ve faşist diktatörlüğü ile birlikte hareket eden Hizbullah'ın liderlerini ve yönetimi de tasfiye edilmişti. Bu arada 66 yıllık Rusya cephesinde diktatörlük yapmış Esad .iktidarı da son BAAS rejimi olarak yıkılmış ve yerine İslami Cihadist bir geçmişten olan Muhammed El Colani, Esad Sarayına oturtulmuştur.
Şimdi ABD, İran rejimi hükümetini kendine bağımlı bir yönetim ile değiştirip, ekonomik ve siyasi olarak kendisine uyumlu konuşlandırmak istiyor.
İsrail ise, kendini güvenceye almak için bölgede her aidiyetin kendini yönetmesi ve bu arada Kenan ülkesinin evlatlarının da saygı ve huzuru elde edeceği bir coğrafya kurulsun istiyor.
İran İse 48 yıldır, diktatörlüğünü sürdürmek üzere Hürmüz Körfezi üzerinden Çin'e sattığı petrol ile Şia sömürgeci soykırımcı Diktatörlüğünü bir kalkan gibi kullanarak bölgeye yayılmak, enerji ve güç hareketliliğini Rusya ve Çin cephesinde tutmayı sağlayıp sürdürüyor...
İran, geçmişte masa başında, görüşme esnasında Caferê Şıkaki, Simkoyê Şıkaki, sonra Qazî Muhammed ve arkadaşlarını(1947…), Abdurrahman Qasemlo ve arkadaşlarını(1989), Şerefkendi ve arkadaşlarını (1992…) hunharca katletmişti. En ufak bir ulusal talepte bulunup sokakta medeni gösteri yapan Kürt, Beluc ya da başka bir halkın istemi ise en basitinden idam ile karşılanıyor .
İran şimdi sürmekte olan ağır bombardıman altına alınınca, "Kürtler kadım bir ulustur. Geçmişte karşılıklı hatalarımız oldu. Şimdi dost ve gereğini yapmaya söz veriyoruz, yeterki dost olalım dost kalalım ki haklarınız baki olacaktır!"
Bu oyunu daha önce Humeyni, Mustafa Kemal ve çok sayıda lider de oynamıştı. Ancak Orta Doğu , Yakın Doğu'da yönetimler, sosyal ve tarih şekillenmeleri, özerk, ademi merkezi ve federasyon şeklinde yan yana yaşamaya pek tahammül gösterme seviyesinde olmadıkları tescil ve tespit olunmuş, verilen sözlerin ise berheva olunduğu görülmüştür.
Şimdi bölge devletleri, yaptıkları mezalimi unutturup, karşılaştıkları zor savaş coğrafyasında "iç güvenliği tahkim ve tesis etmek" telaşı ile hareketlenmiş, dövdükleri, yaşam hakkı tanımadıkları ve iç sömürge olarak tutup, üzerinde soykırım tatbik edip, yok saydıkları 70 milyonluk Kürt ulusunu hem parçalayıp inkar ettikleri hem de her cephede ortadan kaldırmanın siyasetini aktüel tutarak vaziyeti idare ediyorlar.
"Kürt milleti ve Kürdistan ülkesi" deyince, sosyal şoven solcusu, sağcısı, sömürgecisi, emperyalisti, gevezesi, hakaret etme, Kürt samimiyetini kullanma hakkını kendinde buluyor ve her biri "Kürtlerin köle olarak kalmaları gerektiği" refleksinde aynı dili konuşmakta birleşiyor.
Buna karşı Rojhilate Kürdistan'da beş-altı Parti'nin bir koalisyon da birleşmeleri, birlikte hareket etmeleri karşısındaki korkularını kusmaları kendileri için anlaşılırdır... Zira Kürt düşmanları Kürt ulusun "böl-yönet" siyasetiyle köle tutmaya çok şartlanmış ve aksi durum tümünün tansiyonunu yükseltiyor...
Kürtler artık kısa uzun atmasyonlardan, entegrasyon tuzaklarından uzak durarak, ciddi muhasebe ve müzakereler yapması, Kürt ulusu ve haklarının tanınmasında ısrar ederek çelişkileri, fırsatları değerlendirme tecrübesini ediniyor sanırım.
Bu insanlığın gereği ve her kesimin çıkarına olduğu hakkın ve aklın yoludur. Böyle olmasına rağmen, yeri geldi "kardeşim" der, yeri geldi "imha ederim" yaklaşımı herkes için karanlıktır!.
Kürtler hiç kimsenin sopası ve kölesi olmak istemeyen, ama özgürlüğü ve bağımsızlığı için her meşru yolu, mücadeleyi ve gereği yapma hakkını kendinde bulundurur ve hakkıdır.
Kürtlerin iradesi dışında tezahür olunan bu dünya savaşını, Kürtlerin ve tüm mazlumların bu minvalde değerlendirmesi çok isabetli olur ..
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 08:06:13
