Kürtlerin Mutlak Özgürlüğü ve Onurun Resmi İşte Böyle Olmalıdır

19 Ocak 2026 - 09:48
19 Ocak 2026 - 09:48
 0
Kürtlerin Mutlak Özgürlüğü ve Onurun Resmi İşte Böyle Olmalıdır

Kürtlerin onurlu geleceği, "devlet istemiyoruz, statü istemiyoruz" diyen ve öbür tarafta Kürt gençlerini hala anlamsız ve amaçsız bir savaş ve çatışmalara sokarak canlarını alan çağın gerisinde kalmış, soğuk savaş döneminin totaliter bir ideolojiye esir etmeye çalışan zihniyetten kendilerini bir an evvel kurtarmalarına başlıdır. İlahi bir kutsiyetle tapılan bu lider yakalandığında "Devletime hizmete hazırım" diyen kuzuya dönüş bir portre çizmişti. Kurduğu örgüt, uzun süre itirafçı liderin arkasında Kürtleri de sürüklemeye devam etmişti. Türk devletinin "Terörsüz Türkiye" adını verdikleri projesinin mimarı rolünü oynamayı olmayı kabul etmiş yakın zamanda Kürtleri; "Kültüralist talepler dahi toplum sosyolojisine uygun değil" diyerek tekçi ve inkarcı devlete gönüllü asimilasyon (Oto asimilasyon) yoluyla entegre olmanın baş aktörü rolüne devam ediyor. Öcalan'ın bırakın Kürtlerin temsilcisi, Kürt adı verilen ulusal topluluğun tümden yok edilip Türkleşmesini isteyen bir konuma yerleşmiştir.

Yazılarımızda ısrarla, Rojava'nın askeri ve siyasi yöneticilerine; "Size ait olmayan topraklardan bir an çekilip, kendi topraklarınızı ve o topraklarda yaşayan tüm kesimleri korumanız lazım" dememize rağmen, nüfuslarının %70'i Arap olan yerlerde konjonktürün de yardımıyla sözde Ortdoğu cehenneminde hayali "Demokratik konfederalizm" "Demokratik Kantonal yaşam" beklenti safsatalarıyla, Rojava Kürdistan'ındaki ulusal mücadele hareketinin adını "SDG" ile değiştirerek hayal dünyasında koşmanın trajik sonuçlarını Kürtlere nihayet yaşattılar. Mazlum Abdi ve İlham Ahmed Güney Kürdistan yöneticileri ile yapılan istişarelerde, hayal edileni değil realiteyi öğrenmiş ayakları yere basarak; "Buralardan silahlı güçlerimizi çekiyoruz" dediğinin hemen akabinde, bu zihniyet sahipleri sözde "demokratik mahalle konseyi" adına yaptıkları konuşmada; "Çekilmiyoruz, sonuna kadar direneceğiz" diyerek oradaki silahlı asayiş ve halkı, Türk devletinin desteklediği tecavüzcü ve cihatçı vahşi çetelere kurban olarak bıraktılar. Sonuç ortada. Hem Kürtlerin onurunu ayaklar arasına aldılar, hem de oradan kovularak çıkartıldılar.

En trajik konu ise, kışın ortasındaki soğukta, çoluk çocuklarıyla yüz binin üzerinde insanı yollara düşürdüler. Bunun aynısını Kuzey Kürdistan’da da yaptılar. Öcalan yakalandıktan sonra uzunca bir zamandan beri "Ulus devlet, federasyon, özerklik istemiyoruz. Ulus devlet gericiliktir" diyerek Kandil dinozorlarının da buna katılmasından sonra, silahlı savaşmayı bırakarak Kürt gençlerini terhis edeceklerini beklerken, şehirlerin göbeğinde kazdıkları hendeklerde on binin üzerinde Kürt gençlerini o hendekler gömdüler. Bunun üzerine gidildi mi? Hayır. Açık bir intihar anlamına gelen bu kararın arkasındakiler bulunup hesap soruldu mu? Hayır. Peki sıcağı sıcağına soralım. Rojava da, komuta kademesindeki resmi ağızlardan "çekilin" talimatına uymayıp bu felakete yol açmış olanlar hakkında açılmış bir soruşturma var mıdır? Bildiğimiz kadarıyla yok. Aslında sorduğumuz bu soruların kimlere sorulması gerektiğini de bilmek gerekir. Bu sorular, şeffaf, hesap verilebilir, vicdani sorumluluğu olan, demokratik teamülleri içselleştirmiş parti ve yapılara sorulur. Totaliter bir zihniyete sahip, demokratik teamüllerin zerresine inanmayan totaliter lider kültüne sahip örgüt ve bir yapıya bu türden sorular sorulur mu? O da ayrı bir tartışma konusu.

Öcalan'ın yasal partisi DEM'in yöneticileri (Öcalan devlet nezdinde 'kurucu lider' olarak kabul edildiği ve DEM'in de "İrademiz Öcalan'dır" ifadesini açıkça deklare ettikleri için bu ifadeleri kullanıyoruz) ne diyor DEM yöneticileri?; "Türkiye arabulucu olsun SDG'yi de muhatap alsın" Güler misiniz? Ağlar mısınız? Yahu bu açıkça Kürtlerin aklı ile alay etmektir. Birincisi Colan'inin böyle bir katliamı organize edecek gücü var mıdır ki Kürtleri katletsin? Bunu yapanlar, Türkiye'nin eğitip donattığı cihadist tecavüzcü çeteler. Yine partinin bir kadın yetkilisi, Halep'te vahşice katledilen Kürtlere yapılanları eleştirirken "cinsiyetçi bir katliam" diyor. Bu nasıl bir akıl tutulması, bu nasıl bir zihniyet? Saçmalayan bu kadına kimse çıkıp "Ne cinsiyetçiliği? Bu kadın savaşçıya yapılan muamele ve yaklaşım, onun kadın olduğu için değil, Kürt olduğu için yapıldı" diyemiyor. Bu vahşiler Arap Alevilerine ve Dürzilere de saldırdılar ve çok ta insan katlettiler. Ama bu katliamların hiç bir yerinde, bir kadına özel olarak böyle nefreti çağrıştıran bir muamele yapılmadı. Kürt nefretli düşmanlar Bunu hep yapıyorlar. Türkiye de çatışmalarda öldürülen Kürt kadın gerillaların çırılçıplak soyularak çöp bidonlarına atılmasına herkes şahit oldu. Batıda Türk solu ile yaşanan çatışmalarda da kadınlar öldürülüyordu. Ama hiç bir zaman Kürt kadınlarına yaptıkları bu aşağılamayı yapmadılar. Yapamazlardı. Çünkü, ırkçısı da, faşisti de bu yapılanlara tepki gösterirlerdi. Ama öldürülen ve aşağılanan kadın Kürt olduğu için bir sorun olmuyordu.

Adına "gazeteci" diyen ırkçı ve faşist bir zat çıkmış; "şimdi Furkan zamanı, Kürt Müslümanlar saflarını belirlesin" diye dindar Kürtleri tehdit etmeye çalışıyor. Dindar Kürtlerden bu ırkçıya karşı şimdiye kadar bir tepki gelmedi. Bakalım nasıl cevap verecekler. Stalinist bu sapkın ideolojinin esiri olmuş, iradelerini ve vicdanlarını teslim etmiş şaşkınlar, kendi suçlarını ABD ve İsrail'e atmaya çalışıyorlar. İradeni teslim ettiğin liderin açıkça "Ben emperyalist Amerika ve Siyonist İsrail'in Ortadoğu'daki planlarını bozmak için Türkiye devletiyle anlaştım" demiyor mu? Eee sen bu dünya gücü iki ülke yöneticilerini aptal mı sanıyorsun? Bu Kürt düşmanı örgüt olmasaydı, Kürtler Ortadoğu'da, onurlu ve demokrasiyi bölgeye oturtan egemen bir güç haline çoktan gelmişti. Bütün bu tahribatlara rağmen yine geç değil. Kürtlerin bu beladan kendisini bir an evvel kurtarmalı, her dört parçadaki siyasi oluşum ve partilerle sağlam bir ulusal birliktelik kurmalıdırlar.

 


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 2261 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 15:55:38