Yanlışlar Silsilesi ve Kürtlerin Kurtulamadıkları Handikapları

17 Ocak 2026 - 15:21
17 Ocak 2026 - 15:21
 0
Yanlışlar Silsilesi ve Kürtlerin Kurtulamadıkları Handikapları

Derler ya "kitabın ortasından başlamak" Bizde bu makalemizde bunu yapacağız. Kürtler yüz yıldır trajedi üzerinden trajedi yaşıyorlar. Son Halep katliamı ve Kürdün kaderi olmuş göçler. Olayın adını doğru koymak ve iğneyi önce kendimize batırmamız lazım. Amasız fakatsız bunu altını çizelim. Halep katliamı, Apocu zihniyetin bir tezahürü sonucu bu durumlara geldi. Rojava Kürtlerini içten içe kemirip çürüten soğuk savaş eseri ideolojik dayatmanın sonuçlarıdır. Apocu kadro orada bulunan ve adına asayiş denilen hafif silahlı güçlerin ayrılmalarına bu mürit kadro engelledi. Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, bu gerçeği ve olabilecek reel durumu gördüler. Rojava Kürdistanı dahilinde olmayan topraklardan çekilerek kendi öz topraklarını savunmaları gerekirdi. 50 yıldır Rojava Kürtlerine ideolojik önderlik eden PKK ve Öcalan'ın, çağın gerisinde kalmış soğuk savaş eseri totaliter ideolojik yapısından şartlar ve konjonktür onları bu zararlı akımdan koparamadı. Hem kadın örgütlenmesi ve hem de YPG ve PYD de deki Apocu damar Rojava halkı üzerinde hala çok etkili. Dikkat edilirse Mazlum Abdi çekilme işaretini verir vermez, bu ekip "Mahalle savunma komitesi" adına yaptıkları açıklamada asayiş güçlerinin Halep'i terk etmeyeceğini ve "direneceklerini" söylediler.

Bu söylemler, Kürtlerin zihin dünyasının hafıza merkezinde neyin karşılığı olduğu kayıtlı. Kuzey Kürdistan'da büyük şehirlerde kazdıkları hendeklere gömdükleri on binlerce yurtsever Kürt gençlerini akla getiriyor. Rojava’nın kuzeyinde Türk ordusuna "gel gel" diyerek adeta davetiye çıkardıkları, Türk ordusu oraları işgale başladığında Efrin, Serêkanî ve Girêsipî yi nasıl bırakıp kaçtıklarını, oralardaki Kürt sivillerini, Türk ordusunun eğitip donattığı cihatçı ve tecavüzcü ÖSO çetelerinin insafına nasıl terk ettikleri hafızalardaki tazeliğini koruyor. Halep katliamının sorumlusu işte bu zihniyettir. Adam diyor ki (Colani) "Tamam benim ordumun Rojava ya girmesini İstemiyorsan o zaman sen de silahlı güçlerinle işgal ettiğin Arap şehirlerinden çekmelisin" diyor. Colani'in zihniyetini hepimiz biliyoruz. Önemli olan kullanılan sözün doğruluk ve yanlışlığıdır. Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Bu talep, tarafsız gözlemciler için makul bir talep değil midir? Nüfuslarının %70 Arap olan Rakka, Deyr-i Zor ve Halep te, hangi güvenceye dayanarak direneceksiniz? İşin en korkutucu tarafı, o şehirlerde yerleşik Arap nüfusun, "Kürt ayrılıkçı" taleplerine karşı kışkırtılması ve harekete geçilmesi hiçte zor değil. SDG cephesinde birlik bulunduran Sünni Araplar, demokrasiye özgürlüklere aşina oldukları ve "Kürt kardeşlerinin inkar edilmiş kimliklerine kavuşması" için değil, Bağnaz cihatçılığı kabul etmedikleri ve Amerika tarafından korunup silah ve maaş aldıkları için bu birlik görünürde sürüyor. Şartlar değişsin saf değiştirmeleri an meselesi.

Böyle bir durum Kürtleri çok daha büyük bir katliam tehlikesiyle karşı karşıya getirebilir. Bu tehlike ve risk her an mevcut. Cihatçı Colani rejimi ve Türk devleti bunları gizli görüşmeler ve el altında kışkırtıyorlar. SDG içindeki Araplar, Colani ile her an anlaşıp beklenmedik bir şekilde Kürtlere ağır faturalar çıkarabilirler. Bunu bilmek için falcı veya müneccim olmak ta gerekmiyor. Bir şey daha, bu aşamada tüm Kürtler, Mesut Barzani'nin liderliği altında zaman kaybetmeden toplanmalıdırlar. Mesut Barzani, kişiliği ve karakteri gereği Kürtlerin ulusal hakları aleyhinde hiç bir adımı atmaz ve gerekirse bedenini ortaya koyar. Rojava’nın İŞİD saldırısı ve vahşeti karşısında nice kahramanlıklar sergilemiş bu küçük kahraman halk, PKK ve Öcalan'ın Kürtlerin özgürlüğü ve statü sahibi olma konusundaki her adım boşa çıkartmak için yumurtladığı; "Demokratik konfederalizm" "demokratik komünal toplum" ve "Katononal demokratik yaşam" türü safsatalara Kürtler artık itibar etmemelidir. Rojava Kürtleri SDG’yi lağvederek, Sünni Arap seküler müttefikleri ile samimiyete dayalı dayanışma ve işbirliği içinde davranabilir, aynı zamanda Suriye'nin mağduriyet yaşayan diğer tüm azınlıkları ile de güven ve samimiyete dayalı işbirliğine girebilirler. Ama siyasi ve askeri konum ve duruşlarını Rojava Kürdistanı toprakları üzerinde bu durumu entegre etmeleri lazım.

Rojava Statüsünün konjonktürel olarak sahadaki müttefiklerinin istek ve talepleri de şüphesiz ki belirleyicidir (Amerika, İsrail ve Fransa) Türk devleti elinde esir olarak duran Öcalan'ın Kürtlere dayattığı Anti-Amerika, Anti-İsrail dayatmasını elinin tersiyle itmeli, Kendi ulusal özgürlük çıkarı neyi ve kimlerle ittifak kurmaları gerekiyorsa öyle davranmalıdırlar. Türkiye deki süreç hiç bir zaman gasp edilmiş Kürt ulusal sorunların demokratik çözümü değil, Türk devletinin güvenlik paradigmaları doğrultusunda Öcalan üzerinden "Terörsüz Türkiye" özgül ağırlığı içinde yürütülen bir süreç olmuştur. Rojava için mevcut şartlar bağımsızlığa el vermiyorsa, Federasyon veya özerklik talebi ile görüşmeler Şam ile devam edebilir. Kürtler üzerlerine ideolojik olarak çökmüş PKK-Öcalan karabasan belasından bir an evvel kurtulup, kendi ulusal birliklerini demokratik yollardan kurmaları gerekir (Haseke ve Qamişlo mutabakatı) kendi içinden ulusal birliklerini kurmuş Kürtleri hiçbir güç ulusal özgürlüğünden onu mahrum edemez. Mesela Roj peşmergelerinin Rojava sahasına gelmeleri acilen sağlanmalı ENKS ile PYD-YPG arasındaki siyasi ve ideolojik fikir ayırım noktalarını demokratik bir çerçeveye oturtulmalıdır. İran İdam rejiminin muhtemel yıkılması durumunda da Kürt siyasi akımlarının her an hazırlıklı olmaları, ulusal birliklerini sıklaştırmalarıdır. Rejim çökerse kendi yaşadıkları topraklarda ya bağımsızlık veya federatif bir yapının devreye girmesi için hazır olmaları gerekir. Bu satırları yazarken, medyaya Amerika adına Tom Barrak Rojava Kürtleri adına Mazlum Abdi güney Kürdistan başkenti Hewler'de lider Mesut Barzani ile görüşmek için yola çıktıkları yönünde söylentiler dolaşıma verildi. Bunun doğruluğunu zaman gösterecek. Bu Kürtlerin ulusal birliği için muhteşem ve kaçınılmaz bir gelişme. Halep katliamı sonrası, Amerika'nın etkili isimlerinden de tepkiler gelmeye başladı. Şam ve Ankara'ya sert ifadelerle karşı çıktılar. Kürtler her dört parçada ulusal birliklerini kurmazlarsa bir yüz yıl, belki de mahşere kadar bu kölelik zinciri içinde debelenip oturacaklardır.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 2230 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 22:38:05