ABD’ye güvensizliğe rağmen Rojhılatlı Kürtler destek arayışında

ABD’nin dalgalı politikalarına rağmen İranlı(Rojhılat) Kürt muhalif gruplar, askeri ve siyasi hedeflerine ulaşmak için Washington’la iş birliğini zorunlu bir seçenek olarak görüyor.

26 Mar 2026 - 12:46
26 Mar 2026 - 12:46
 0
ABD’ye güvensizliğe rağmen Rojhılatlı Kürtler destek arayışında

İsrail ve ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaşın hemen ardından, ABD Başkanı Donald Trump’ın Rojhılatlı(İran Kürdistanı) Kürt gruplara yönelik çelişkili açıklamaları, Washington ile Kürtler arasındaki uzun yıllara dayanan belirsiz ilişkiyi bir kez daha gündeme taşıdı.

Trump’ın önce Kürtlerin İran’a karşı harekete geçme isteğini desteklerken, kısa süre sonra bu fikre karşı çıkması, Kürtler açısından “destek ve geri çekilme” döngüsünün yeni bir örneği olarak değerlendiriliyor.

Şubat ayında kurulan İran Kürdistanı Siyasi Güçler Koalisyonu’nun ABD ile iş birliği ihtimali ve ardından gelen politika değişikliği, bu dalgalı ilişkinin yapısal niteliğini ortaya koydu.

ABD neden Kürtlerle çalışıyor?

ABD’nin Kürt güçlerle iş birliği arayışı büyük ölçüde maliyet ve askeri kapasite hesaplarına dayanıyor. Washington, doğrudan büyük çaplı askeri müdahalelerden kaçınırken sahada etkili, motive ve organize güçler olarak Kürtleri önemli bir seçenek olarak görüyor.

Suriye’de IŞİD’e karşı savaşta binlerce Kürt savaşçının hayatını kaybetmesine rağmen bunun ABD iç siyasetinde maliyet yaratmaması, bu ilişkinin “asimetrik” doğasını gözler önüne seriyor. Kürtler sahada insan kaynağı sağlarken, ABD askeri teknoloji ve hava desteği sunuyor.

Bir diğer etken ise “alternatifsizlik” olarak öne çıkıyor. Bölgedeki diğer aktörlerin zayıfladığı ya da iş birliğine kapandığı durumlarda Kürt güçler ABD için vazgeçilmez hale geliyor.

İranlı Kürt gruplar için ABD ile iş birliği, güvenilir bir ortak bulmaktan ziyade “alternatifsizlik” meselesi olarak görülüyor. ABD desteği olmadan İran’a karşı hareket etmenin çok daha yüksek riskler barındırdığı ifade ediliyor.

Komala lideri Abdullah Mohtedi’nin “güçlerimizin katliama gönderilmesine izin vermeyiz” açıklaması da bu bağlamda, ilişkiden tamamen kopmak yerine şartlı bir iş birliği arayışı olarak değerlendiriliyor.

Kürtler arasındaki iç rekabet de süreci karmaşıklaştırıyor. Farklı ideolojilere sahip grupların oluşturduğu koalisyon, uzun müzakereler sonucunda kurulsa da, dış destekten elde edilecek avantajlar iç dengeleri de etkileyebiliyor.

Tarihsel deneyim belirleyici

Kürtlerin ABD ile ilişkisi tarihsel deneyimlerle şekilleniyor. 1946’daki Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin dış destek olmadan kısa sürede yıkılması, buna karşılık Irak Kürdistanı’nın uluslararası destekle ayakta kalabilmesi, bu tercihte etkili oluyor.

Benzer şekilde, Suriye Demokratik Güçleri ABD desteğiyle geniş bir alanı kontrol etmiş, destek azalsa da tamamen ortadan kalkmamıştı. Bu örnekler, Kürtler açısından “kusurlu ortaklığın”, tamamen yalnız kalmaktan daha avantajlı görüldüğünü ortaya koyuyor.

Yapısal sınırlar

Uzmanlara göre bu ilişkinin temel sorunu yapısal. Uluslararası sistem devlet egemenliği üzerine kurulu olduğu için, devlet dışı aktörler olan Kürt yapılar resmi güvenlik garantileri elde edemiyor.

Bu nedenle ABD ile ilişkiler çoğunlukla sözlü taahhütler ve geçici askeri destekle sınırlı kalıyor. Bu destekler ise siyasi koşullara bağlı olarak hızla geri çekilebiliyor.

 

Bu haber toplam 1335 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 13:47:02