Karasu: Silah bırakma tartışmaları demagoji
PKK yöneticisi Mustafa Karasu, örgüte yakın Medya Haber TV’ye konutu. Karasu silah bırakma tartışmalarını “demagoji” olarak nitelendirerek sürecin gerçeklikten uzak bir zeminde yürütüldüğünü savundu; çözüm için ise siyasi ve hukuki adımların şart olduğunu vurguladı.

PKK yöneticisi Mustafa Karasu, Kürt sorununun çözüm süreci ve “silah bırakma” tartışmalarına ilişkin yaptığı açıklamalarda hem sert eleştirilerde bulundu. Medya Haber TV’ye konuşan Karasu, silah bırakma gündemini “demagoji” olarak nitelendirdi.
“Silah bırakma tartışmaları gerçekliği yansıtmıyor”
Karasu, kamuoyunda sık sık gündeme gelen “silah bırakma” ve “tespit-teyit” tartışmalarını eleştirerek, bu başlıkların sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini savundu.
PKK’nin mevcut durumuna dikkat çeken Karasu, örgütün Türkiye içinde aktif bir silahlı yapı gibi tartışılmasına karşı çıkarak şu ifadeleri kullandı:
“Bu kadar basit bir demagoji olamaz. Biz Türkiye’ye silahlı girmiş bir yapı değiliz. Süreci bu şekilde tartışmak gerçekliği çarpıtmak olur.”
Karasu, silah bırakma konusunun sürekli gündemde tutulmasının çözüm sürecine katkı sunmadığını, aksine tartışmayı daralttığını öne sürdü.
“Türkiye içinde silahlı bir durum yok” vurgusu
Karasu, PKK’nin Türkiye’deki konumuna ilişkin değerlendirmelerin yanlış bir zeminde yürütüldüğünü savundu. Silah bırakma tartışmalarının teknik bir “tespit meselesine” indirgenmesini eleştiren Karasu, mevcut tartışma biçiminin süreci ilerletmediğini ifade etti.
“Asıl mesele yasal ve siyasi zemin”
Karasu’ya göre çözüm sürecindeki temel sorun silah değil, siyasi ve hukuki altyapının eksikliği. Demokratik siyaset için gerekli koşulların oluşturulmadığını savunan Karasu, bu durumun süreci tıkadığını belirtti.
Bu bağlamda, çözüm sürecinin ilerlemesi için yasal düzenlemelerin önemine dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Eğer demokratik siyaset için uygun yasalar oluşturulursa, tartışmalar da farklı bir zemine oturur.”
“Demokratik entegrasyon adım atılmadan anlamsız hale geliyor”
Karasu açıklamalarında ayrıca “demokratik entegrasyon” tartışmalarına da değindi. Sürecin ilerleyebilmesi için somut adımların şart olduğunu belirten Karasu, aksi halde kavramların içinin boşaldığını savundu.
PKK yöneticisi, Abdullah Öcalan tarafından ortaya konulan demokratik entegrasyon yaklaşımının, Kürt sorununun çözümüne yönelik bir model olduğunu ifade ederek, devletin adım atmamasını eleştirdi.
Karasu, “Adım atılmayınca demokratik entegrasyon anlamsız hale geliyor” sözleriyle sürecin tıkandığını ileri sürdü.
“Muhataplık ve Öcalan’ın statüsü kritik”
Karasu, çözüm sürecinin ilerlemesi için Abdullah Öcalan’ın statüsünün netleştirilmesi gerektiğini de yeniden vurguladı. Öcalan’ın muhatap alınmamasının süreci zayıflattığını savunan Karasu, siyasi çözüm için doğrudan görüşme ve iletişim kanallarının açılması gerektiğini söyledi.
Yeni isim tartışmaları
Son dönemde kamuoyunda tartışma konusu olan “Apocu Hareket Yönetimi” ifadesine değinen Karasu, bunun yeni bir isim ya da yeni bir örgütlenme olmadığını söyledi. Hareketin kuruluşundan bu yana “Apocu” olarak tanımlandığını belirten Karasu, bu kavramın doğrudan Abdullah Öcalan’ın liderliğiyle ilişkili olduğunu ifade etti.
Karasu, “Bu hareket Önder Apo’nun çıkışıyla başladı. O yüzden bize Apocu denmesinden hiçbir zaman rahatsız olmadık, aksine bunu sahiplendik” dedi.
Bahçeli’nin açıklamaları: “Sözler pratikleşmeli”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın statüsüne ilişkin yaptığı açıklamaları “olumlu” bulduklarını belirten Karasu, bu söylemlerin iktidar tarafından pratiğe geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Karasu, “Bahçeli’nin söyledikleri önemli ama bunların karşılığı olmalı. Eğer Erdoğan yönetimi adım atmıyorsa, o zaman bu açıklamalar kamuoyunda sorgulanır hale gelir” değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan’a “pratik adım” çağrısı
Türkiye Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Recep Tayyip Erdoğan’ın sürece ilişkin açıklamalarını da değerlendiren Karasu, artık sadece söylemlerin yeterli olmadığını belirtti.
“Bir buçuk yıldır süreç konuşuluyor ama somut değişiklik yok” diyen Karasu, özellikle muhataplık ve demokratikleşme konusunda yasal ve siyasi adımların atılması gerektiğini savundu.
CHP’ye yönelik baskılar süreci zedeliyor
Karasu, çözüm sürecine destek istenirken ana muhalefet partisi CHP’ye yönelik baskıların artırılmasını da eleştirdi. Cumhuriyet tarihinin en önemli sorunlarından biri olarak tanımladığı Kürt sorununun çözümünde geniş toplumsal ve siyasal mutabakat gerektiğini belirten Karasu, özellikle CHP’nin desteğinin önemli olduğunu ifade etti.
Karasu, “Muhalefeti baskılayarak demokratik çözüm zemini oluşturulamaz” dedi.
Görüşme notları açıklaması
İmralı görüşmelerine ilişkin notların zaman zaman medyaya sızdırılmasıyla ilgili de konuşan Karasu, bunun önüne geçmenin yolunun Abdullah Öcalan’ın kamuoyuyla doğrudan iletişim kurabilmesi olduğunu söyledi.
Karasu, “Gazeteciler gidip Önder Apo’ya doğrudan soru sorabilmeli. Böylece tartışmalar ve manipülasyonlar son bulur” ifadelerini kullandı.
“Demokratik Entegrasyon Kürtlerin haklarının tanınmasıdır”
Karasu, “demokratik entegrasyon” kavramının yanlış yorumlandığını savunarak bunun Kürtlerin taleplerinden vazgeçmesi anlamına gelmediğini söyledi.
Demokratik entegrasyonun; Kürt kimliğinin, dilinin, kültürünün ve öz yönetim taleplerinin tanınmasıyla mümkün olacağını belirten Karasu, “Kürtlerle devlet arasındaki yüz yıllık kopukluğu gidermenin yolu demokratikleşmedir” dedi.
İktidarın bu konuda adım atmamasının sürece zarar verdiğini belirten Karasu, “Somut gelişme olmayınca demokratik entegrasyon da tartışmalı hale geliyor” diye konuştu.
Rojava ve Kürtçe Tartışmaları
Karasu, Suriye’nin kuzeyindeki Rojava bölgesine ilişkin tartışmalara da değindi. Geçici Suriye yönetiminin resmi tabelalarda Kürtçeye yer vermemesini eleştiren Karasu, bunun “inkârcı ve tekçi bir yaklaşım” olduğunu söyledi.
“Bir halkın dilini yok saymak soykırım zihniyetidir” diyen Karasu, Kürtlerin yıllardır kendi dillerinde eğitim gördüğünü ve bunun geri alınamayacağını ifade etti.
“Kürtçe vaaz yasağı utanç verici”
Van Müftülüğü’ne atfedilen ve vaazların Türkçe olması gerektiği yönündeki açıklamayı da sert sözlerle eleştiren Karasu, bunun dini değil siyasi ve şovenist bir yaklaşım olduğunu savundu.
Karasu, “Bu din adına değil, Kürt karşıtlığı adına yapılan bir dayatmadır” dedi.
Son güncellenme: 22:14:02




































































































































































































