İran görüşmelerinin Umman’a taşınması Ankara’nın PKK endişelerini artırıyor
ABD–İran müzakerelerinin Türkiye yerine Umman’da yapılması Ankara tarafından resmi olarak sorun edilmezken, Tahran’ın yalnızca nükleer dosyaya odaklanması diplomatik alanın daraldığı ve askeri tırmanma riskinin arttığı yönündeki kaygıları güçlendiriyor.

Türkiye, ABD ile İran arasındaki görüşmelere nerede yapılırsa yapılsın destek vermeye hazır olduğunu vurguluyor. Ancak görüşmelerin İstanbul’dan Muskat’a kaydırılması ve Tahran’ın nükleer dosya dışındaki başlıkları reddetmesi, Ankara’da diplomatik manevra alanının daraldığına dair endişeleri artırmış durumda.
ABD ve İranlı yetkililerin cuma günü İstanbul’da bir araya gelmesi ve Türkiye’nin yanı sıra Mısır, Umman, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin sürece dahil olması bekleniyordu. Ancak İran’ın ısrarı üzerine görüşmeler, Umman’ın arabuluculuğunda ve yalnızca ikili, nükleer odaklı bir formatta Muskat’ta yapıldı.
Artan askeri gerilim gölgesinde görüşmeler
Görüşmeler, İran’daki protestoların sert biçimde bastırılmasının ardından Washington’un Tahran’a yönelik askeri tehditlerini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump, 26 Ocak’ta USS Abraham Lincoln uçak gemisini Körfez’e göndererek askeri hazırlık mesajı verdi.
Gerilim, bir ABD F-35C savaş uçağının uçak gemisi yakınlarında bir İran Şahed İHA’sını düşürmesiyle daha da tırmandı. Saatler sonra İran Devrim Muhafızları’yla bağlantılı olduğu düşünülen sürat tekneleri, ABD bayraklı bir petrol tankerine müdahale etmeye çalıştı ancak ABD donanması tarafından uzaklaştırıldı.
Neden Umman?
İran’ın Umman’ı tercih etmesi, Maskat ile Tahran arasındaki uzun yıllara dayanan sessiz diplomatik ilişkilere dayanıyor. Umman, 2015 nükleer anlaşmasına giden gizli ABD–İran temaslarına da ev sahipliği yapmıştı.
İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Dr. Hazar Vural’a göre,
“İran, tarihsel bağları nedeniyle Umman’ı daha tarafsız ve güvenilir görüyor. Ayrıca İsrail–İran savaşı nedeniyle iptal edilen altıncı tur görüşmelerin de Umman’da yapılması planlanıyordu. Bu anlamda Tahran süreci o noktaya ‘sıfırlıyor’.”
Bölgesel rekabet ve Türkiye faktörü
İran’ın Türkiye dahil bölge ülkelerini sürecin dışında tutmak istemesi, Ankara ile Tahran arasındaki uzun süredir devam eden bölgesel rekabetle de ilişkilendiriliyor. Irak ve Suriye başta olmak üzere birçok alanda rakip pozisyonlarda bulunan iki ülke, özellikle Suriye’de daha görünür bir çekişme yaşıyor.
İran, Aralık 2024’te Esad rejiminin devrilmesini ve Türkiye’ye yakın Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’nın iktidara gelmesini stratejik bir kayıp olarak görüyor. Güney Kafkasya’da Türkiye–Azerbaycan yakınlaşması da Tahran’ı rahatsız eden bir diğer başlık.
PKK ve sınır güvenliği kaygısı
Ankara’nın en önemli endişelerinden biri, ABD–İran arasında olası bir askeri çatışmanın İran’daki güvenlik boşluğunu derinleştirerek PKK’ye alan açması ihtimali.
Türkiye, Irak ve İran sınır hattında faaliyet gösteren PKK’nin böyle bir ortamda yeniden toparlanabileceği, militan ve silah transferini artırabileceği görüşünde. PKK, Mayıs ayında silahsızlanma ve fesih yönünde açıklama yapmış olsa da, sürecin kırılganlığı Ankara’yı temkinli kılıyor.
Al-Monitor yazarı Amberin Zaman’ın aktardığına göre, PKK kaynakları İran’da olası bir rejim çöküşünün örgüt için yeni bir hareket alanı yaratabileceğini gizlemiyor.
Mülteci riski de gündemde
Türkiye ayrıca İran’da yaşanabilecek uzun süreli bir istikrarsızlığın yeni bir mülteci dalgasına yol açmasından endişe ediyor. Halihazırda dünyanın en fazla mülteci barındıran ülkesi olan Türkiye, özellikle kamuoyunda yükselen göçmen karşıtlığı nedeniyle yeni bir dalgayı kaldıramayacağı görüşünde.
Son güncellenme: 14:58:14
































































































































































































