Vekiller, deniz baskısı ve güç hesapları: ABD saldırısı halinde İran’ın seçenekleri

ABD’nin Ortadoğu’daki askeri yığınağı ve Trump’ın sert mesajları Tahran–Washington hattındaki tansiyonu yükseltti. Olası bir ABD saldırısında İran’ın yanıtının doğrudan bir savaş değil; deniz ticaretini baskılama, bölgesel vekiller ve kontrollü tırmanma üzerinden şekillenmesi bekleniyor.

24 Ocak 2026 - 13:06
24 Ocak 2026 - 13:06
 0
Vekiller, deniz baskısı ve güç hesapları: ABD saldırısı halinde İran’ın seçenekleri

Washington ile Tahran arasında tırmanan gerilim, İran’da protestolara yönelik kanlı baskı ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığını son aylarda ciddi biçimde artırmasıyla yeni bir aşamaya girdi. Bu tablo, uzun süredir cevapsız kalan bir soruyu yeniden gündeme taşıdı: ABD’nin İran rejimini hedef alan bir askeri harekâtı karşısında Tahran nasıl bir yol izler?

ABD, son haftalarda Ortadoğu’daki askeri varlığını belirgin biçimde güçlendirdi. Bölgeye ek deniz ve hava unsurları sevk edilirken, hava savunma sistemleri de konuşlandırıldı. Başkan Donald Trump, “O yöne çok sayıda gemi gönderiyoruz, her ihtimale karşı. Bir şey olmasını istemem ama çok yakından izliyoruz” açıklamasını yaptı. Uçak gemisi taarruz grupları, güdümlü füze destroyerleri, savaş uçakları, yakıt ikmal ve nakliye uçaklarının faaliyetleri artırılırken, Patriot ve THAAD sistemlerinin ABD güçleri ve müttefik üsleri korumak üzere konuşlandırıldığı bildiriliyor.

Bu askeri yığınağa karşılık İran’dan da sert mesajlar geliyor. Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Mecid Musavi, devlet televizyonuna verdiği demeçte, “Trump çok konuşuyor ama ona savaş alanında karşılık vereceğimizden emin olsun” dedi. Tahran’ın söylemi, bir yandan caydırıcılık hedeflerken, diğer yandan saldırı halinde tırmanmaya hazır olunduğuna işaret ediyor.

Denizlerde baskı

Uzmanlara göre İran’ın olası yanıtı, devletler arası klasik bir savaş şeklinde olmayacak. Tahran’ın askeri doktrini uzun süredir asimetri, inkâr edilebilirlik ve kademeli tırmanma üzerine kurulu. Bu çerçevede en önemli kozlardan biri Hürmüz Boğazı. İran’ın boğazı tamamen kapatması düşük bir ihtimal olarak görülüyor; zira bu durum küresel ve ezici bir karşılık doğurabilir. Ancak deniz mayınları, sürat tekneleri, insansız hava araçları ve füze tacizleriyle ticari gemiciliği zaman zaman aksatması mümkün. Böyle bir strateji, küresel enerji piyasalarını sarsmadan ama sigorta maliyetlerini artırarak baskı oluşturmayı hedefler.

Bölgesel vekiller

Deniz baskısının yanı sıra İran’ın bölgesel müttefik silahlı grupları devreye sokması bekleniyor. İsrail-Hamas savaşı sonrası zayıflamış olsalar da bu gruplar Tahran’a hâlâ stratejik esneklik sağlıyor. Irak’taki İran yanlısı milislerin ABD üslerine yönelik roket ve İHA saldırıları, nispeten daha düşük tırmanma riski taşıyan ilk adımlar arasında görülüyor. Yemen’deki Husiler de deniz ticareti veya bölgesel altyapıyı hedef alarak baskıyı artırabilir. Buna ek olarak, İran’ın siber saldırılarının da yoğunlaşması, ancak yıkımdan ziyade kesintiye odaklanması bekleniyor.

İç dengeler ve Devrim Muhafızları

Her senaryonun merkezinde Devrim Muhafızları yer alıyor. Kurum, sadece askeri değil ideolojik ve ekonomik bir güç olarak da rejimin belkemiği. Olası bir dış saldırı, sivil ve teknokrat kesimleri daha da geri plana iterken, “ulusal savunma” söylemiyle iç baskının artmasına zemin hazırlayabilir. Ancak son protestolarda yaşanan kitlesel ölümler, Devrim Muhafızları’nın toplumun tamamını seferber etme kapasitesini zayıflatmış durumda.

Belirsiz hedef

Batılı çevrelerde zaman zaman İran lideri Ali Hamaney’in hedef alınması da tartışılıyor. Ancak 86 yaşındaki dini lider sistemin tek dayanağı değil. Güç; Devrim Muhafızları, yargı, güvenlik aygıtı ve dinî ağlar arasında dağılmış durumda. Hamaney’in devre dışı bırakılması, sistemi çözmekten ziyade daha da askerileştirebilir. Üstelik İran’da iktidarı devralmaya hazır, birleşik bir muhalefet de bulunmuyor.

Bu tablo, Washington açısından temel bir sorunu öne çıkarıyor: net bir “son hedef” eksikliği. ABD, İran’a ağır askeri zarar verebilecek kapasiteye sahip olsa da, askeri baskının rejim değişikliğine dönüşmesi son derece zor ve uzun süreli, belirsiz bir çatışmayı beraberinde getirebilir. Körfez ülkeleri de bu nedenle açık bir savaşa mesafeli yaklaşıyor.

İran rejimi derin bir ekonomik kriz, demografik baskılar ve ciddi bir meşruiyet sorunu yaşıyor. Ancak bu zayıflıklar, askeri yollarla kolayca sonuç alınabileceği anlamına gelmiyor. Olası bir ABD saldırısı, Tahran’da sertlik yanlılarını daha da güçlendirebilir ve bölgeyi uzun süreli bir belirsizliğe sürükleyebilir.

 

Bu haber toplam 1446 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 00:16:51