1999’da silah bırakarak Türkiye’ye gelen Yüksel Genç: 'Türkiye binlerce dönüşe hazırlanmalı'
PKK’nin silahsızlanma ve demokratik siyasete katılım tartışmaları sürerken, 1999’da benzer bir süreci yaşayan Yüksel Genç konuştu: “Biz o gün barış için geldik. Bugün hâlâ aynı meseleler konuşuluyor.”

1999 yılında Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla silah bırakarak Türkiye’ye gelen sekiz kişilik “Barış ve Demokratik Çözüm Grubu”nda yer alan Yüksel Genç, bugün yeniden gündeme gelen silahsızlanma ve demokratik çözüm tartışmalarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Hâlen Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (SAMER) koordinatörlüğünü yapan Genç, T24’ten Tuğçe Tatari’ye verdiği röportajda, 1999’da yaşananların bugünkü tartışmaların ilk büyük denemesi olduğunu söyledi.
Genç’e göre o dönem kaçırılan fırsat, çatışmalı sürecin onlarca yıl daha sürmesine neden oldu.
“1999’da bugün konuşulanların tamamı konuşuluyordu. Eğer o gün bu süreç doğru yönetilseydi savaş bitebilirdi. Ama aradan geçen yıllarda binlerce insan yaşamını yitirdi” dedi.
“Silah bırakmak ölümden zordu”
Öcalan’ın çağrısını karargâhta öğrendiğini anlatan Genç, ilk anda büyük şaşkınlık yaşadığını söyledi. Silah bırakmanın bir gerilla açısından son derece ağır bir karar olduğunu vurgulayan Genç, buna rağmen çağrının “tarihi bir görev” olarak görüldüğünü ifade etti.
“Bir gerilla için silah bırakmak ölümden zordur” diyen Genç, “Ama Öcalan bunu istiyorsa, bunun barış için önemli bir kapı açacağına inanıyorduk” ifadelerini kullandı.
Sekiz kişilik grubun gönüllü isimlerden oluşturulduğunu belirten Genç, yüzlerce kişinin bu görev için başvurduğunu anlattı. Grup içinde üç kadının yer aldığını söyleyen Genç, başlangıçta 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Türkiye’ye gelmeyi planladıklarını ancak güvenlik riskleri nedeniyle bunu ertelemek zorunda kaldıklarını aktardı.
“Öldürülüp ‘çatışmada öldürüldüler’ denebilirdi”
Genç’in anlatımına göre grup, Türkiye’ye geliş sürecinde ciddi güvenlik kaygıları yaşadı. İran sınırında operasyonların yoğunlaştığını, farklı paramiliter yapıların süreci provoke etmeye çalıştığını savunan Genç, “Çıksak bizi öldürüp ‘sekiz terörist etkisiz hale getirildi’ diyebilirlerdi” dedi.
Bu nedenle uzun süre güzergâh ve güvenlik planlaması yaptıklarını söyleyen Genç, sonunda Şemdinli’deki Gelişim Taburu’na ulaşmaya karar verdiklerini belirtti.
“Barış için gidiyorduk. Yolda saldırı olsa bile silah kullanmama kararı aldık” diyen Genç, “Bu bizim barış eylemimizdi” ifadelerini kullandı.
“Silahlarınızı bırakın dediler”
Şemdinli’de yaşananları ayrıntılarıyla anlatan Genç, yüzlerce askerin mevzilendiği bölgede önce silahlarını bıraktıklarını söyledi.
“Bir ses geldi ve ‘Silahlarınızı bırakın’ dedi. Silahlarımızı birkaç metre öteye koyduk. Sonra bir yüzbaşı gelip bizimle tokalaştı” diyen Genç, o anı “büyük bir ferahlama” olarak tanımladı.
Grubun askerî yetkililere verdiği mesaj ise netti:
“Kürt meselesinin artık siyasal ve demokratik yollarla çözülmesini istiyoruz. Eğer bugün bu fırsat değerlendirilmezse yıllar sonra yine aynı noktaya gelinecek ama on binlerce insan daha hayatını kaybedecek.”
Genç, Cumhurbaşkanlığı, Genelkurmay, Başbakanlık ve TBMM’ye iletilmek üzere mektuplar taşıdıklarını da anlattı.
“Bizi insan olarak görünce şaşırdılar”
Karakolda askerlerle sabaha kadar sohbet ettiklerini söyleyen Genç, güvenlik görevlilerinin kendilerine yönelik algısının süreç içinde değiştiğini ifade etti.
“Bize ‘Hiç PKK’liye benzemiyorsunuz’ diyorlardı” diyen Genç, şunları söyledi:
“Çünkü zihinlerinde insan dışı bir imaj vardı. Konuşabilen, tartışabilen, düşünebilen insanlar olduğumuzu görünce şaşırıyorlardı. Oysa barışabilmek için önce birbirini insan olarak görmek gerekir.”
“Pişmanlık değil, demokratik katılım”
Van’da gözaltına alındıktan sonra mahkemeye çıkarıldıklarını anlatan Genç, hâkimin kendilerine sürekli “Pişmanlık Yasası”ndan yararlanmalarını önerdiğini söyledi.
Ancak bunu reddettiklerini belirten Genç, bugün de benzer tartışmaların sürmesine dikkat çekti.
“Hiçbir gerilla ‘pişman oldum’ diyerek dönmek istemez” diyen Genç, çözüm için yeni bir hukuki çerçeve gerektiğini savundu.
Genç, “Demokratik katılım yasası çıkarılmalı. İnsanların onurlu bir biçimde siyasal ve toplumsal yaşama katılımını sağlayacak mekanizmalar kurulmalı” dedi.
“Cezaevinden çıkınca MHP’yi de AKP’yi de ziyaret ettik”
Yaklaşık beş yıl cezaevinde kaldığını anlatan Genç, tahliye sonrası da barış çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.
“Cezaevinden çıkar çıkmaz siyasi partilerle görüşmeye başladık. MHP’yi de AKP’yi de ziyaret ettik” diyen Genç, amaçlarının Türkiye’de barış fikrinin toplumsallaşmasına katkı sunmak olduğunu belirtti.
Ancak sonraki yıllarda yeniden yargılamalarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Genç, “Hâlâ geçmişim nedeniyle yargı kıskacı altındayım” dedi.
“Binlerce genç gelecek”
Genç’in en dikkat çekici değerlendirmelerinden biri ise olası dönüş sürecine ilişkin oldu.
PKK’den dönüşlerin sınırlı sayıda kişiyle olmayacağını belirten Genç, “10 kişi, 100 kişi değil; binlerce genç gelecek” dedi.
Bu kişilerin yalnızca evlerine dönmeyeceğini, aynı zamanda politik kimlikleriyle toplumsal yaşamın parçası olacaklarını söyleyen Genç, şu ifadeleri kullandı:
“Bu insanlar politik kimlikler. Geldikleri zaman Türkiye’nin siyasal, sosyal ve kültürel düzlemi etkilenecek. Dokundukları her şeyi dönüştürecekler.”
Özellikle kadın hareketi, toplumsal cinsiyet meseleleri ve demokratik katılım alanlarında etkili olacaklarını savunan Genç, Türkiye’nin bu dönüşüme hazırlanması gerektiğini ifade etti.
“Türkiye toplumu hâlâ en naif yüzleşmeleri bile taşımakta zorlanıyor” diyen Genç, “Eğer gerçek bir barış isteniyorsa toplumun da buna hazırlanması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Son güncellenme: 10:43:22



































































































































































































