ABD-İran görüşmeleri neden Türkiye'den Umman'a kaydı?

İran-ABD görüşmelerinin Türkiye yerine Umman'da yapılmasının nedenleri neler? Uzmanlara göre, kararda müzakerelerin kapsamı, İran’ın diplomatik stratejisi ve Türkiye-İran rekabeti rol oynadı.

5 Şubat 2026 - 17:20
5 Şubat 2026 - 17:20
 0
ABD-İran görüşmeleri neden Türkiye'den Umman'a kaydı?

 

ABD ile İran arasında  6 Şubat Cuma günü yapılması beklenen görüşmelerin Türkiye yerine Umman'da gerçekleşmesi beklenirken, görüşme yerinin İstanbul’dan Maskat’a kaymasında  müzakerelerin formatından Türkiye-İran ilişkilerine kadar pek çok neden etkili oldu.

İran’da geçen yılın son ayında çıkan protestoların şiddetlenmesi ve çok sayıda İranlı’nın hayatını kaybetmesinin ardından ABD ve İsrail’den İran’a yönelik askeri bir müdahaleye ilişkin açıklamalar gelmişti. Türkiye dahil olmak üzere pek çok bölge ülkesi askeri bir müdahaleye karşı olduğunu açıklayarak diplomasiye şans verilmesini telkin etmişti.

Son günlerde uluslararası basında İran-ABD müzakerelerinin İstanbul’da yapılacağı  yönünde yabancı diplomatlara dayandırılan haberler dikkat çekerken, Ankara’da resmi kaynaklar böyle bir görüşmeye ev sahipliği yapmaktan memnun olunacağı işaretleri göndermiş ancak İstanbul seçeneğini resmen ne doğrulamış ne de yalanlamıştı.

İstanbul neden olmadı?

Peki görüşmelerin ev sahibi neden Türkiye değil de Umman oldu?

Uluslararası basının ABD’li ve İranlı yetkililerden edindiği bilgiye göre İstanbul’u istemeyen İran tarafı oldu.

Ortadoğu ve İran uzmanı Arif Keskin’e göre bunun müzakerelerin formatından, Umman’ın konumuna ve Türkiye ile İran arasındaki tarihi rekabete kadar pek çok nedeni bulunuyor.

Keskin, öncelikle müzakerenin kapsamına dikkat çekiyor ve İstanbul’da planlanan görüşmelerin yalnızca nükleer dosyayla sınırlı kalmayacağını, İran’ın ise bu çerçeveyi baştan kabul etmediğini söylüyor. Keskin’e göre Tahran, “müzakerelerin sadece nükleerle sınırlı kalmasını istiyor, İstanbul’da sunulan çerçeve ise buna uymuyor.”

İran’daki Tasnim Haber Ajansı "İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakereler Cuma günü Umman'ın başkenti Muskat'ta yapılacak" derken "görüşmelerin nükleer sorun ve İran'a yönelik ambargoların kaldırılmasıyla kısıtlı olacağına" dikkat çekmişti.

İran'ın yarı resmi ISNA haber ajansı da görüşmenin formatının öncekilerle aynı olacağını yazmıştı.

Bir diğer kritik unsur ise müzakerelerin doğrudan mı yoksa dolaylı mı yürütüleceği. Keskin, İran’ın ABD ile yüz yüze müzakereye halen mesafeli olduğunu söyleyerek, Maskat modelinde tarafların aynı otelde ancak farklı odalarda bulunduğunu, Umman’ın iki heyet arasında mesaj taşıdığını hatırlatıyor. Buna karşılık İstanbul’da ise doğrudan temas ihtimalinin çok daha güçlü olacağına işaret ediliyor.

Türkiye’de iktidara yakın bazı gazetelerde müzakerelerin başında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “bir konuşma yapacağı, toplantıya başkanlık edeceği” gibi haberler yayımlanmıştı.

Maskat tercihi, Umman’ın uzun süredir üstlendiği arabuluculuk rolüyle de bağlantılı. Keskin, Umman’ın İran ile Batı arasında daha önce de birçok krizde devreye girdiğini hatırlatarak, “Orada yıllardır işleyen, denenmiş bir mekanizma var” değerlendirmesi yapıyor. Umman’ın mezhepsel kamplaşmaların dışında kalması ve İran’a karşı geçmişte düşmanca bir pozisyon almamış olması da Tahran açısından güven artırıcı unsurlar olarak görülüyor.

Türkiye-İran rekabeti de rol oynadı mı?

Öte yandan görüşmelerin İstanbul’dan alınmasında en büyük etkenlerden biri de İran ile Türkiye arasında tarihten gelen ve günümüzde de farklı bölgelerde hissedilen rekabet.

Keskin, İstanbul’da yapılacak ve olumlu sonuçlanabilecek bir görüşmenin Türkiye’ye ciddi bir diplomatik prestij kazandırabileceğini vurgulayarak, İran’ın bunu istemeyeceğini söylüyor ve “İran kendini ölüm döşeğinde hissederken bile Türkiye’ye yarar sağlayacak bir tabloya izin vermek istemiyor” yorumu yapıyor.

Kafkasya’dan Suriye’ye kadar uzanan bölgesel rekabete işaret eden Keskin’e göre İran, Türkiye’nin arabulucu ve sorun çözücü bir merkez olarak öne çıkmasının, uzun vadede kendi aleyhine işleyeceğini düşünüyor. Öte yandan Umman’ın böyle bir rolle öne çıkması İran’ı rahatsız edici boyutta değil.

Tahran uranyumu Rusya’ya mı vermek istiyor?

Görüşmelerin yeri ile ilgili hassasiyet İran’ın elindeki uranyum stokları başlığında da kendini gösteriyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) verilerine göre, İran’ın yüzde 60’a kadar zenginleştirilmiş uranyum stoku yaklaşık 400-440 kilogram civarında.

Keskin, ABD’nin bu uranyumun ülke dışına çıkarılmasını istediğini hatırlatarak, İran’ın bu uranyumun teslimi için Türkiye yerine Rusya’yı öne çıkardığını belirtiyor. Keskin’e göre, “Görüşmeler eğer İstanbul’da olsaydı, İran uranyumu Türkiye’ye vermek konusunda baskı hissedebilirdi.”

Görüşmelerdeki bir başka önemli etken ise medya ve görünürlük meselesi. İstanbul’un küresel basının odağına dönüşmesinin İran açısından riskler barındırdığına dikkat çeken Keskin, “Basının bu kadar yoğun ilgisi sürece zarar verebilir” diyor. Maskat’ın ise daha kapalı, teknik ve kamuoyunun radarından uzak bir ortam sunduğu belirtiliyor.

Keskin’e göre Maskat kararının bir diğer boyutu ise İran’ın psikolojik ve diplomatik üstünlük kurma çabası. Keskin, İran’ın müzakerenin yerini değiştirmesini bir inisiyatif gösterisi olarak okuyor ve “Neyin konuşulacağını, nerede konuşulacağını, kimlerin masada olacağını biz belirledik demek istiyorlar” diyor. Keskin, Tahran’ın bu hamleyle pasif değil, süreci yöneten taraf olduğu mesajını vermeye çalıştığını ifade ediyor.

 

Bu haber toplam 2487 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 15:56:50