ABD politikası Irak’ta krizi çözmek yerine derinleştiriyor
ABD politikası Irak’ta krizi çözmek yerine derinleştiriyor Washington, Bağdat’tan İran yanlısı grupları kontrol etmesini isterken, sahadaki güç dengelerinin değiştiğini yeterince hesaba katmıyor.

ABD’nin Irak politikası, son yıllarda tekrar eden bir çelişki üzerine kurulu: Washington, Bağdat yönetiminden İran’a yakın silahlı grupları dizginlemesini talep ediyor, ancak bu grupların devlet yapısının içine ne ölçüde yerleştiğini tam olarak dikkate almıyor.
Bu yaklaşım ilk olarak 2019’da dönemin ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Bağdat’a yaptığı sürpriz ziyarette açıkça ortaya konmuştu. Aynı mesaj, bugün de ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından Irak Başbakanı Muhammed Şiya Sudani ile yapılan görüşmede tekrarlandı.
Devlet içinde devlet yapısı
Irak’taki İran yanlısı silahlı gruplar, IŞİD’in yenilgisinin ardından yalnızca askeri değil, siyasi ve kurumsal alanlarda da güç kazandı. Haşdi Şabi çatısı altında yasal statü kazanan bu yapılar, parlamentoda temsil edilirken aynı zamanda güvenlik kurumlarına da entegre oldu.
Bu durum, söz konusu grupların hem devlet içinde hem de devlet dışında hareket edebilmesine olanak tanıyan hibrit bir güç yapısı oluşturdu.
ABD’nin stratejik açmazı
Washington’un temel varsayımı, Irak devletinin güvenlik kararlarında tek otorite olduğu yönünde. Ancak sahada gerçeklik farklı: Silahlı gruplar resmi kurumlar içinde etkili olurken, aynı zamanda bağımsız askeri kapasiteyi de koruyor.
Bu çelişki, ABD’nin politikasını “gri alan” içinde sıkışmış hale getiriyor. Sınırlı askeri müdahaleler ve diplomatik temaslarla kriz yönetilmeye çalışılıyor, ancak sorunun temel nedenlerine dokunulmuyor.
İran’ın artan etkisi
Mevcut tabloda İran, Irak’ı ABD ile yürüttüğü rekabette bir operasyon alanı olarak kullanıyor.İran Devrim Muhafızları bünyesindeki Kudüs Gücü unsurlarının Bağdat’ta aktif olduğu ve bölgesel ağları koordine ettiği belirtiliyor.
Aynı zamanda milis gruplar, Irak’ın ABD ile olan askeri ve istihbari iş birliğini zayıflatmaya çalışıyor. Bu süreçte NATO’nun rolü azalırken, sahadaki koordinasyon da giderek sınırlanıyor.
Uzmanlara göre, silahlı gruplara yönelik baskının artması, bu yapıların doğrudan devlet kontrolünü ele geçirme yönünde daha agresif adımlar atmasına yol açabilir. Bu senaryo, yıllardır süren “belirsiz güç paylaşımı”nın daha açık bir hakimiyet mücadelesine dönüşmesi anlamına geliyor.
Belirsizlik
ABD’nin Irak politikası, net bir stratejik tanım eksikliği nedeniyle sonuç üretmekte zorlanıyor. Irak’ın egemen bir devlet mi yoksa silahlı gruplarla yetki paylaşan hibrit bir yapı mı olduğu sorusu hâlâ yanıtlanmış değil.
Bu belirsizlik sürdükçe, Washington’un politikası krizi çözmekten ziyade mevcut güç dengesini pekiştiriyor. Ortaya çıkan tablo ise ne güçlü bir Irak devleti ne de kesin bir ABD caydırıcılığı; aksine, milis etkisinin giderek arttığı bir ara durum. (Ali Mahmud- Ali Mahmud Alabraz, Irak ve Orta Doğu'daki silahlı gruplara odaklanan Iraklı bir gazeteci ve araştırmacıdır.)
Son güncellenme: 15:56:59



































































































































































































