Akhbarkom: “Özgürlük” Sloganından Felç Projesine: Öcalan’ın Direniş Adına Kürt Toplumuna Ödettiği Bedel
Akhbarkum'da yer alan bir analiz yazıya göre, Kürt toplumunun son 45 yılına damga vuran Abdullah Öcalan liderliğindeki siyasal-askerî çizgi, bir özgürleşme projesinden ziyade Kürt siyasal iradesini tek elde toplayan ve alternatif Kürt projelerini bastıran bir “sürekli çatışma” mekanizmasına dönüştü. Yazı, bu çizginin Kürt toplumunda eğitim, çoğulculuk ve bağımsız siyaset üretimini zayıflattığını; Türkiye başta olmak üzere bölgesel aktörlere stratejik avantajlar sağladığını savunuyor.

Akhbarkum'da yer alan bir analiz haberde Kürt toplumunun, son kırk beş yılı aşkın süredir yalnızca yaşadığı coğrafyayı kontrol eden devletlerin baskı politikalarıyla değil, aynı zamanda “direniş”, “berxwedan” ve “Kürdistan’ın özgürleştirilmesi ve birleştirilmesi” gibi sloganlar etrafında şekillenen bir siyasal-askerî proje nedeniyle de ağır bir yıpranma süreci yaşadığı dile getirildi.
Bu yazıya göre Abdullah Öcalan ve liderliğini yaptığı yapı tarafından yürütülen bu proje, özünde bir ulusal kurtuluş hareketi olmaktan ziyade, Kürt siyasal karar mekanizmasını bütünüyle kontrol altına almayı amaçlayan bir hegemonya projesi niteliği taşıdı. Kürt toplumunda bu çizginin dışında gelişebilecek her bağımsız siyasal düşünce ya bastırıldı ya da tasfiye edildi. Muhalif Kürt sesler; baskı, kaçırma ve sindirme yöntemleriyle susturulurken, bu süreçte Türkiye’deki “derin devlet” yapılarıyla çıkar kesişmeleri yaşandığı iddia ediliyor.
Analize göre binlerce Kürt genci dağa, silahlı mücadeleye ve örgütsel propaganda faaliyetlerine yönlendirilirken; gerçek anlamda bir eğitim politikası, akademik gelişim ya da bağımsız entelektüel kadroların yetiştirilmesi bilinçli biçimde ihmal edildi. Yazıda, örgütün elinde milyonlarca dolarlık mali kaynak bulunmasına rağmen bu kaynakların eğitim ve bilimsel gelişim yerine askerî ve ideolojik seferberliğe harcandığı vurgulanıyor. Bunun tesadüf olmadığı, bilginin ve eleştirel düşüncenin “lider kültüne” dayalı kapalı bir yapı için tehdit olarak görüldüğü savunuluyor.
Öcalan’ın yakalanmasının ardından ise projenin sona ermediği, yalnızca söylem değiştirdiği ifade ediliyor. “Kürdistan’ın özgürleştirilmesi” hedefi terk edilirken, bu kez Kürt devlet fikrinin kendisinin hedef alındığı; yerine “halkların kardeşliği” ve “toplumsal yönetim” gibi kavramların öne çıkarıldığı belirtiliyor. Yazıya göre bu kavramlar, yüzeyde insani ve evrensel görünse de pratikte Kürtlerin bölgesel güç dengeleri içinde bir araç haline gelmesine yol açtı ve özellikle Türkiye’nin stratejik çıkarlarına hizmet etti.
Bu dönüşümün Ankara’ya sağladığı avantajlar ise şöyle sıralanıyor:
Rojava’ya yönelik askerî ve siyasi müdahaleler için meşruiyet zemini oluşturulması,
Irak Kürdistan Bölgesi’ne yönelik sürekli müdahalelerin “örgütle mücadele” gerekçesiyle sürdürülmesi,
Şengal’in örgüt bağlantılı yapılar üzerinden bölgesel bir çatışma alanına dönüştürülmesi,
İran Kürdistanı’nda bağımsız ulusal hareketlerin gelişmesini engelleyecek nüfuz alanları yaratılması.
Yazı, bu çerçevede söz konusu yapı ve liderliğin artık bir “özgürlük projesi” değil, Kürtlerin elde ettiği her kazanımı zayıflatan bir “sürekli tıkanma ve yıpratma unsuru” haline geldiğini ileri sürüyor. Kürt mücadelesinin meşruiyetinin zedelendiği, başarılı Kürt deneyimlerinin hedef haline geldiği ve toplumun kalıcı bir tükenmişlik döngüsüne sokulduğu vurgulanıyor.
Analizin en dikkat çekici uyarısı ise şu noktada yoğunlaşıyor: Kürt siyasal iradesinin tek bir kişi ve ideolojiye bağlanması, çoğulculuğun tasfiyesi ve militarist kültürün yüceltilmesi, Kürt toplumuna ağır bir bedel ödetti. Eğitimli, bağımsız ve eleştirel düşünebilen kadrolar yerine, itaat ve saflaşma kültürü teşvik edildi; bunun bedeli ise kaybedilen kuşaklar, harcanan potansiyel ve derinleşen toplumsal travma oldu.
Yazı, bu nedenle Kürt kamuoyuna çağrıda bulunarak, bu deneyimin kutsallaştırılmadan, sloganlardan arındırılmış biçimde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Sonuç olarak, “özgürlük” iddiasıyla yola çıkan bu çizginin, pratikte Kürt trajedisini sona erdirmek yerine uzattığı ve derinleştirdiği görüşü dile getiriliyor.
Son güncellenme: 15:31:48





































































































































































































