Türk Solu Şaka Gibi

Ortadoğu'daki savaş sosyalist geçinen egemen ulus şövenistlerinin maskelerini bir bir düşürdü.
Sosyalizmi ezberlemek ile somut koşullara göre yorumlayıp yaşama uygulamak aynı anlama gelmiyor. Sosyalizm iyi bilinebilir, ancak ülkenin koşulları doğru değerlendirilmezse doğru sonuçlar elde edilemez.
12 Eylül darbe sonrasını ülke dışında geçiren, 68 kuşağının temsilcilerinden biri doymak bilmeyen liderlik egosunu tatmin etmek için CHP ile ilgili mahkemenin aldığı "Mutlak Butlan" kararını protesto etmek ve direnmek için halkı sokağa çağırıyor. Gerekçe olarak "19 Mart yargı darbesine karşı çıkmak 200 yüzyıllık demokratikleşme sürecinin" parçasıymış…
İttihat ve Terakki örgütünün devamı olan, yıllarca Oligarşik diktatörlük ile ülkeyi yönetilen ülkeyi kuran, demokrasiyi sadece "Beyaz Türk'ler" için savunan CHP için sokağa çıkmak demokrasi mücadelesi mi?....
CHP'yi ve mahkemenin aldığı Mutlak Butlan kararını değerlendirirken demokrasiden, hukuktan yana gibi söylemlerin ardına sığınmaya gerek yok. Mutlak Butlan kararının alınmasına neden olan para ile delege oylarının satın alındığı şaibeli kongre değil mi?
Diğer tarafta görevden alınan belediye başkanları sütten çıkmış ak kaşık mı? Mutlak butlan kararı gibi Belediyelerde usulsüzlük varsa bu demokrasinin sorunu olmaktan önce hukuki bir sorundur.
CHP iktidarda ya da muhalefette olsun birinci görevi Türkiye Cumhuriyeti'nde farkı olanları tekleştirmek isteyen kuruluş (Oligarşik diktatörlüğün) ilkelerini korumaktır. Önceki yazımda belirttiğim gibi sınır operasyonları için karar alındığında anayasaya aykırı olduğunu bile bile iktidarın yanında oldu.
"Kazanırsam DEM Partililer belediyeden içeri giremez diyen, CHP'li Afyon Belediye başkanı Burcu Köksal'dı. Köksal şimdi AKP'de.
Kürdlere olan tepkisini her fırsatta dile getiren Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'da "haksız yere rüsvet ve bağış" iddiası ile şimdi cezaevinde. Yine cezaevinde olan Antalya B .Belediye Başkanı Muhittin Böcek itirafçı oldu. CHP'nin peşinde "mavi kan" başkanlarını savunmak demokrasi mücadelesi mi?....
CHP gibi tekçi düşünen bütün partiler sadece kendi Kürd'ünün ulusal haklarına karşı değiller. Irak ile birlikte yaşamın mümkün olmadığının anlaşılması ile birlikte Güney Kürdistan parlamentosunun aldığı karar ile Irak'tan ayrılma kararı için demokrasinin bütün kurallarına uyularak yapılan referandumun sonuçlarına PKK ile birlikte "komşunun" Kürd'ünün iradesine tekçi partilerin tamamının karşı çıktıklarını gördük.
İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne ve tek parti döneminde alınan kararlara ,yapılanlara değinmeden CHP değerlendirilemez.
23 yıl tek başına ülkeyi yönetirken CHP'nin demokrasi için ne yaptığına kısa başlıklar ile bakalım.
Birinci Paylaşım savaşının başlaması (1914) ile birlikte 1923 yılına kadar en ünlüsü Topal Osman olan çeteciler kullanılarak Karadeniz bölgesinde Pontus Rum'ları katledildi, sağ kurtulanlar Yunanistan'a sürgün edildiler.
İşgal güçleri ile görüşmeler devam ederken İzmir'i işgal eden Yunanistan'a karşı savaş açmadan önce Mustafa Kemal 1919 yılında özellikle Kürdlerin desteğini almak için kurulacak cumhuriyetin "Türk'ler ile Kürdlerin" olacak gibi sözlerin verildiği önce Erzurum, sonra Sivas kongreleri yapıldı.
İngilizlerin desteği kesmesi ile birlikte Yunanistan yenildi ve kongrelerde Kürdleri temsil eden delegelere verilen sözler tutulmadı....
1922'de Koçgiri,1925'te Şeyh Said,1930'da Zilan ve 1937-38 yıllarında Dersim katliamlarının tamamı tek parti döneminde yapıldı. Yapılan her katliam öncesi ve sonrası çıkarılan yasalarla uygulanan mecburi iskan politikasını Kürdlere (asimilasyon amaçlı) uygulandığı da biliniyor....
Yine tek parti döneminde inançta tekçiliği (Sünni İslam)sağlamak için 1924 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kuruluyor. Aynı yılda çıkarılan Tevhid-i Tedrisat kanunu ile ilkokullarda din dersi dersleri zorunlu hale getirilerek alevi çocuklar Sünnileştirilmek istendi....
1931'de geçmişte yaşanan olayların belgelerini kayıttan düşürmek, düşüremediklerini gizlemek ve tarihi yeniden yazmak için Türk Tarih Kurumu kuruldu....
1932 yılında Türk Dil Kurumu kurularak Kürdçe yasaklandı. Yerleşim yerlerinin, dağın tepenin, akan dereye kadar isimleri değiştirildi. Çarşıda-pazarda başka dil bilmediği için kendi anadilinde (Kürdçe) konuşanlara para cezası kesildi....
Mustafa Suphi ve arkadaşları Eylül.1920'de Türkiye Komünist Partisi'ni Bakü'de kuruyorlar. Buna alternatif olarak Mustafa Kemal daha Cumhuriyet kurulmadan (1923) önce 18.Ekim.1920'de kendi arkadaşlarına Komünist Fırkasını kurdurdu. 1921'de Trabzon'da bindirildikleri tekne ile sınır dışı edilen Mustafa Suphi ve arkadaşları Kara Deniz açıklarında Topal Osman gibi çeteci olan Kaptan Yahya ve adamları tarafından işkence edilerek acımasızca katledildiler. Katliamın tek tanığı olan Mustafa Suphi'nin eşi Maria Suphi'yi Trabzon'a getirip defalarca tecavüz edildi....
1925-27 yıllarında görev yapan Şark İstiklal Mahkemesi'nin verdiği cezaların temyizi yoktu. On yaşından yüz yaşına kadar isyanlara katılıp katılmadığına bakmadan Kürdler bu mahkemede yargılandı ve idam dahil çeşitli cezalara çarptırıldı. Türkçe bilmeyen bir genç için mahkeme başkanı "Türkçe bilmeyenin bu vatana ve millete bir hayrı olmaz" diyerek, tercüman kullanılmasına bile izin verilmeden Şeyh Said ve arkadaşları gibi idam edilenler listesine eklendi....
2002 yılından beri iktidar yüzü göremeyen CHP muhalefette olmasına rağmen bu güne kadar Türkiye'de verilen demokrasi mücadelesinin neresinde yer aldı?
İktidarın mutlak butlan kararında tasarrufu var deniyor. Varsa bunu sağlayan yine CHP'lilerdir.
Daha önceki yazımda belirttiğim gibi geçmişe dönük tek bir özeleştiri olmadığı gibi geleceğe yönelik demokrasi konusunda tek bir adım atmayan CHP'nin mahkemelik olan son kongresi Kürdleri neden ilgilensin? Demokrasi sorunlarının çözüm adresi olmadığını, olamayacağını bile bile CHP'nin peşinden gitmek Kürdlere yetmedi mi?....
1980 askeri darbesi sonrası türbanlı öğrenciler için üniversitelerde ikna odalarını kuran, Anıtkabir'e darbe çağrısı yaparak yürüyen öğretim üyelerinin anlayışı CHP'nin anlayışı değil mi?....
Cumhuriyetin bir asırlık tarihinde toplumsal muhalefetin ve Türkiye'deki demokrasinin önündeki en büyük engel CHP'nin kuruluş ilkelerdeki tekçi anlayıştır. CHP gibi tekçi anlayışı savunan partilerin tamamında Kürdler ödedikleri bedellere rağmen yüzyılın sonunda Kart-Kurttan "Kürd asıllı" Türk vatandaş olmaya terfi ettirildiler....
Demokratlar ve sosyalistler demokrasi mücadelesi vermek istiyorlarsa CHP'ye kimin genel başkan olacağıyla değil, başta Kürd ve aleviler olmak üzere ötekileştirilenlerin eşitliği ve belediyelere atanan kayyumlara karşı tavır alsınlar....
Bir zamanlar Gandi ile kıyaslanan ama "Kürd asıllı olduğunu" bile kabul etmeyen Kılıçdaroğlu veya Özgür Özel'in arkasından giderek bu ülkede demokrasi mücadelesi verilmez. İkisinden biri ile verilebileceğini iddia edenler Özgür Özer ile Kılıçdaroğlu'nun aralarında varsa görüş farkını ortaya koymak zorunda. Koyamazlar, çünkü aralarında ne iç, ne dış politikada ve ne de tekçilik anlayışında en ufak bir görüş farkı yok. Aralarında fark varmış gibi mağdurluğu oynamak insanları sokağa çağırmak, genel merkezi işgal etmek, kapısının önüne koltukları yığmak ile demokrasi mücadelesi verilmez. Para ile satın almada, ayak oyunları yapmadan delegelerin vereceği oya saygı duyarak kurultaya gitseler sorun kalmaz....
CHP'nin bütün derdi Andımız Marşı'nın ilkokullarda yeniden okutulmasını kaldıran, TRT 6'i açan, Dersim katliamı için şahsı adına (devlet adına değil) özür dileyen Erdoğan ve partisi AKP ile Ecevit MHP ile 1999 yılında koalisyon kurduğunda "Türk devrimcileri" için faşist iktidar olmuyor. Ama MHP'nin dışarıdan AKP'yi desteklemesi "çıplak faşizm" oluyor....
Katılanlar bilir,74 yılında Tandoğan Meydanı'nda yapılan mitinge o dönemin revaçta olan "Bütün halklar kardeştir" sloganı ile katıldığımızda CHP Gençlik Kolları'nı ve polisleri kürsüden üzerimize saldırtan Ecevit'ti....
Türkiye'de "Türk solu" ve demokrat geçinenler gerçekten çok ilginç.1915 yılında yapılan Ermeni katliamı ve tehcirini kimlerin yaptırdığı bilinmesine rağmen onların adını anmadan Hrant Dink'in cenaze töreninde binlerce kişi "Hepimiz Hrant'ız-Hepimiz Ermeni'yiz" diye slogan attılar. Bu iki yüzlülük değil mi?
"AKP-MHP faşist blokuna karşı 200 yıllık demokratikleşme sürecini desteklemek" ve insanlar "Mutlak Butlan kararı püskürtmek için alanlara" çıksın deniyor. Bu çağrıyı yapmadan önce Başbakan Menderes ve arkadaşlarının 1960,Deniz ve arkadaşlarını idam edildiği 1971 darbelerine karşı CHP'nin ne yaptı?....
1929 yılından 1946 yılına kadar Ankara Belediye Başkanı olan Nevzat Tandoğan'ın "Bu memlekete milliyetçilik lazımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekiyorsa onu da biz getiririz" diyerek isine geldiğinde sağcı, işine geldiğinde solcu olan ama tekçi anlayışından asla vazgeçmeyen, korumak için demokrasi dışı her yolu mubah sayan CHP'nin siyasi anlayışını anlamak için yeterli....
Genel başkanların Diyarbakır'a geldiklerinde Kürdçe iki laf etmelerine ve seçimlerde yapılan demokrasi ve eşitlik vaatlerine bakmayın. Kürdler ulusal mücadelelerinde asgari ilkelerini kabul edenlerle ittifak kurmalı veya dışarıdan desteklemeli. Bu yapılmazsa Kürdler için her zaman bu ülkede gelen gideni arattırmıştır.....
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 13:22:14
































































































































































































