Öcalan'ın çağrısının arkasındaki hedefler

Kuşkusuz bu çağrı, öncelikle PKK ve çevresine yöneliktir ve onları bağlamaktadır. Türkiye'de bu çağrının pratik bir karşılığı bulunmamakla birlikte, Rojava Kürdistanı'nda önemli etkileri olabileceği öngörülebilir.

Çetin Çeko

28.02.2025, Cum | 19:06

Öcalan'ın çağrısının arkasındaki hedefler
Makaleyi Paylaş

Abdullah Öcalan, PKK'nın silah bırakması ve kendini feshetmesine yönelik açıklamasını, DEM Parti İmralı Heyeti aracılığıyla 27 Şubat'ta kamuoyuna duyurdu. Açıklamanın içeriği, büyük ölçüde MHP lideri Devlet Bahçeli'nin çizdiği çerçeve ve devlet yetkililerinin belirlediği temel noktalarla örtüşüyor.

Öncelikli olarak PKK'nın silah bırakması, ardından da kongresini toplayarak kendini feshetmesi öngörülüyor. Ancak, bu adımlara karşılık devletin hangi hukuki ve idari düzenlemeleri hayata geçireceğine dair somut bir talep veya vurgu açıklamada yer almıyor.

Çağrının Kürtçe metnini Ahmet Türk, Türkçe metnini ise Pervin Buldan okuduktan sonra, toplantının moderatörü Sırrı Süreyya Önder, Öcalan'ın kendilerine ek bir not ilettiğini belirtti ve bu notu okudu.

Öcalan'ın notunda şu ifade yer alıyordu: "Bu perspektifi ortaya koyarken, pratikte silahların bırakılması ve PKK'nın kendini feshetmesi, demokratik siyasetin ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir."

Bu kritik belirlemenin Öcalan'ın çağrı metninde yer almaması ve bunun yerine ayrı bir notla açıklanması, dikkatle incelenmesi gereken önemli bir ayrıntı olarak öne çıkıyor.

Görünen o ki devlet, Öcalan ve İmralı heyetine, çağrıda devletten herhangi bir talepte bulunulmaması şartını öne sürmüştür. Bu durum, taraflar arasında potansiyel bir anlaşmazlık noktası olarak değerlendirilebilir. Öcalan ve İmralı heyetinin bu "çıkmazı" aşma yöntemi, ek bir not ile taleplerini dile getirilmiş olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki nihayetinde belirleyici olan, ayrı bir not değil, bizzat çağrı metninin içeriğidir.

PKK'ye yapılan silahlı mücadeleyi sonlandırma çağrısı, gecikmiş de olsa olumlu bir adımdır. Bununla birlikte, devletin Öcalan'dan asıl olarak silah bırakmasını istediği yapının, Türkiye'deki PKK'dan ziyade YPG, SDG ve Rojava Kürdistanı'ndaki silahlı gruplar olduğu söylenebilir.

Kuzey Kürdistan'daki Kürt sorunu, devlet tarafından büyük ölçüde kontrol altında tutulmakta ve sürdürülebilir bir kriz yönetimi stratejisi izlenmektedir. Asıl kontrolden çıkma potansiyeli taşıyan sorun ise Suriye'nin yeni yapılanmasında Rojava Kürtlerinin kalıcı bir statü elde etmelerinin engellenmesidir.

Çağrı metninin temel amacı ve ana fikri, Kürtlerin "ayrı ulus devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist" çözüm modellerini reddetmesidir. Bu yaklaşım, yıllardır PKK, DEM Parti ve PYD çevrelerinin savunduğu "demokratik özerklik" anlayışının terk edilmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla, Kürtlerin ulusal ve kolektif haklarının talep edilmediği bir anlayışın savunulduğu söylenebilir.

Bu yeni anlayış doğrultusunda, DEM Parti'nin kongresini toplayarak programındaki "demokratik özerklik" talebini çıkarması, Rojava Kürdistanı'ndaki Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi'nin ismindeki "özerklik" sıfatını kaldırması ve özerklik içeren tüm program, hedef ve uygulamalardan vazgeçmesi anlamına geliyor.

Kuşkusuz bu çağrı, öncelikle PKK ve çevresine yöneliktir ve onları bağlamaktadır. Türkiye'de bu çağrının pratik bir karşılığı bulunmamakla birlikte, Rojava Kürdistanı'nda önemli etkileri olabileceği öngörülebilir.

Öcalan'ın çağrısına Rojava Kürdistanı'ndan ilk tepki, PYD yöneticilerinden Salih Müslim'den geldi. Salih Müslim, Al Arabiya'ya yaptığı açıklamada, "Şimdi sıra Türkiye'de, onlar hangi adımı atacaklar? Önderlik nasıl tüm sorumluluğu üstleniyorsa, Türk devleti de sorumluluk üstlenmelidir. Bu, adım adım ilerleyecek bir süreçtir. Silah bırakma kararı partinin alacağı bir karardır. Kendini feshetme kararı yine PKK'ya aittir. Önder Öcalan bu sorumluluğu alacağını söylüyor, ancak 'kararı kongrede siz alın' diyor. Şimdi Türkiye'nin alacağı kararlar var. Kuzey ve Doğu Suriye olarak durumumuz farklıdır. Suriye rejimi ile ne yapacağımıza dair yöneticilerimiz oturup kararlarını vereceklerdir." ifadelerini kullandı.

Bu açıklamada yer alan 'Kuzey ve Doğu Suriye olarak durumumuz farklıdır. Suriye rejimi ile ne yapacağımıza dair yöneticilerimiz oturup kararlarını vereceklerdir' ifadesi, Rojava Kürdistanı'ndaki sürecin Türkiye'deki süreçten ayrı ilerlediği ve araya mesafe konulmak istendiği şeklinde yorumlanabilir. Ancak PYD'nin bu mesafeyi ne kadar koruyabileceği önemli bir sorudur. Diğer yandan, Suriye'deki gelişmeler, yalnızca Öcalan'ın çağrısı ve Türkiye'nin planlarıyla değil, aynı zamanda bölgedeki son jeopolitik gelişmeler ve diğer küresel ve bölgesel aktörlerin Öcalan'ın çağrısına yaklaşımlarıyla da yakından ilişkilidir.

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani'nin, Öcalan'ın çağrısını desteklediğini açıklaması ise bir başka paradoks içermektedir. "Ayrı ulus devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist" çözümleri reddeden bir yaklaşım, aynı zamanda Irak'ta Kürtlerin federal statüsünün de reddedilmesi anlamına geliyor. Bu nedenle Neçirvan Barzani, çağrıya, yani PKK'nın silah bırakmasını destekleyen daha farklı bir açıklama yapabilirdi.

Çağrının altında yatan bir diğer önemli hedef, "bin yıllık kardeşlik" retoriği üzerinden Kürtlerin uluslararası toplumla ilişkilerini sınırlandırma çabasıdır. Bu perspektif, Kürtlerin dış dünyayla etkileşimlerinin "yerli ve milli" bir çerçevede kalmasını öngörmektedir. Bu anlayışa göre, Kürtlerin uluslararası arenada var olabilmeleri ancak Türk, Arap ve Fars egemen güçlerin onayı ve aracılığıyla mümkün olmalıdır. Bu yaklaşım, aksi durumda vatana ve kardeşliğe zarar verileceği düşüncesini örtülü bir şekilde ima etmektedir.

Sonuç olarak, Öcalan'ın çağrısı, PKK'nın silah bırakması ve kendini feshetmesi dışında -ki bu çağrıyı daha önce de yapmıştır- Kürtlerin ulusal ve demokratik hakları ile statü talepleri bağlamında tarihi ve sosyolojik bir karşılığı bulunmuyor. Türkiye'deki siyasi süreç ve ortamın normalleşmesi açısından da ciddi bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Ancak, Rojava Kürdistanı'nda bu çağrı ve anlayışın hayata geçirilmesi durumunda, Rojava Kürtleri elde ettikleri kazanımları kalıcı hale getirme konusunda önemli bir tarihi fırsatı kaçırabilirler.

X: @cetin_ceko

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
6862 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:23:00:43

Çetin Çeko

Yazarın Önceki Yazıları

‘Barışın’ bedeli, Rojava Kürtlerinin kazanımları olamaz!Ankara, Öcalan üzerinden olası İsrail-Kürt İttifakını durdurabilir mi?Rojava Kürdistanı: Tarih Güney Kürdistan'ın 1975'teki hezimetini tekrar edebilir mi?Yeni Suriye’nin inşasında olası senaryolar ve KürtlerAnkara’nın Suriye stratejisi: Kürtlerin rolünü zayıflatma ve kazanımlarını engellemeTrump kabinesinde Kürtlere yönelik politikaların şifreleriTrump'ın İkinci Döneminde Kürt Politikası: İsrail mi, Türkiye mi?Kürdistan seçimleri ardından olası senaryolarNetanyahu'nun İran’da rejim değişikliği vaadi, bölgede Kürt sorununun seyrini değiştirebilir mi?Güney Kürdistan’da Türk Askeri Varlığından PKK’nin Yanı Sıra KDP ve KYB de SorumludurFutbol sahasında birleşen Kürt siyasetçilerDemirtaş ve arkadaşları ‘Türklük Sözleşmesi’ni ihlalden ceza aldılarABD’nin İran siyasetinin Ortadoğu ve Kürtlere etkileri‘Konuş! Sen nerelisin?’KDP’nin Seçim Boykotu ve Irak Federal Kurumlarından Çekilme OlasılığıABD’nin Irak’ı Terk Etmesi Durumunda Kürdistan’ın Ödeyeceği Bedel!KDP merkezinin bulunduğu Pirmam'a saldırı ne anlama geliyor?Irak Vilayet Seçimleri; Kürdistanlı güçler birlik olmazsa 'tartışmalı' bölgeler geri alınamaz!Jerusalem Post: ABD, PJAK’ı ‘terör’ listesinden çıkarmalıPeşmerge’nin ordulaşmasında fırsatlar ve engellerMacron'un Korsika’ya 'tam özerklik' vaadi Kürtler için neden önemli?ABD, Peşmerge'ye yardımı keseriz uyarısında bulundu!Kürdistan petrolünün Bağdat’ın kontrolüne geçmesinden Batı sorumludur!Gazeteci ve yazar Abit Gürses Stockholm’de anıldı14 Mayıs seçimleri Kürt karşıtlığı üzerine kurgulandı!Güney Kürdistan’da seçimler neden zamanında yapılmıyor?HDP, savunduğu yanlış ve şaşı tarih anlayışıyla yüzleşmelidir.Olası yeni iktidarın Kürt sorununa bakışı, Güney ve Rojava Kürdistanı’na yaklaşımı'Demokrasi' treninin son vagonu Kürtler!HDP ve 'Kürdistan seçim ittifakı'Roboski saldırısı istihbaratını ABD verdi, Türk F16’ları da vurdu!KYB, Erbil’de üst düzey terörle mücadele görevlisini öldürmekle suçlanıyor!Doğu Kürdistan ve İran’dan çıkaracağımız derslerKürdistan tarihi, fırsatları yakalamanın ardından kaybetmenin tarihi olmamalıdır!Olası Ankara-Şam yakınlaşmasında Rojava Kürtleri kazanımlarını nasıl koruyabilir?İsveç ve Finlandiya’nın olası NATO üyeliğine sadece Kürt penceresinden bakmak yeterli mi?Erdoğan, NATO krizi ile Kürt sorununu uluslararası platforma taşıdıAbit Gürses’in anısına!Güney Kürdistan doğalgaz projesi yeni bir müzakere süreci başlatır mı?Biden, KDP ve KYB’yi uyardı!Güney Kürdistan’da ifade ve basın özgürlüğü ihlalleriDava adamı Şerafettin KayaBağdat, Kürdistan’ın federal statüsünü sorguluyorÇin, Kürt dosyasını açtı!Türkiye-İsrail yakınlaşması Kudüs’ün Kürt siyasetini nasıl etkilerTürkiye'nin ABD ve Rusya’ya Kobani rüşvetiBir sessizlik tarihi: Mele Mustafa Barzani’nin İsrail ziyaretleriDünya’nın ilk kadın hahamı Kürdistanlı Osnat BarzaniBatı, Güney Kürdistan’ın demokrasi notunu düşürdü!Geçmişle yüzleşmek, tartışma kültürü ve üslubu üzerineKürdistan petrolünü dünyaya pazarlayan Pakistanlı Murtaza Lakhani'Kürt Hâkim' kurşunla değil, iğneyle katledildi! ABD, Taliban ile olası barışı, Kürt sorununda Türkiye’ye emsal mi gösterecek?T.C Kürtçeyi yasaklamak için bütün devletlerin ikinci resmi dillerini yasakladı!Güney Kürdistan’da yolsuzluk ve kayıt dışı ekonomi!İsrail’in Rojava Kürdistanı siyasetiİbrahim Barış Anlaşması ve Kürdistan'a etkisiRusya’nın Kürt kartı, kimin lehine kimin aleyhine?Rusya, S-400 alımı karşılığında Afrin'i Türkiye’ye mi verdi?KDP ve PKK düşmanlığı kime ne kazandırır?Rojava Kürtleri; birlikte başarıp tarih yazabilecekler mi?PYD-ENKS Anlaşmazlığında KDP-KYB Barış SüreciTC’nin Kürt ‘Afları’Xelîl Ağa, İsmail Beşikçi, Fikret Otyam ve Can YücelErdoğan, Enver Paşa ve İttihat Terakki’nin ayak izinden gidiyorABD, İran, Irak üçgeninde KürtlerIrak’ı Bu Kez Kürtler Değil, Araplar ParçalayabilirErdoğan’ın Kobani planıRojava Kürtleri, hem aranan hem de terk edilen aktör oldular'Barış Koridoru' yazılır, işgal okunurSeçimin bir diğer kaybedeni Öcalan oldu!Olası Basra federasyonu ve Kürdistan’a etkisiYabancı Gözüyle 'Kürdistanilik'Türkiye modeli güvenli bölge: Kuzuyu kurda emanet etmekABD’nin Suriye siyasetinde Kürtler ve TürkiyeSuriye, siyasi süreç ve Kürtlerin temsiliKürt seçmen davranışı ve 24 HaziranGeçmişi Hatırlamak Kurtuluşun Sırrıdır!Türkiye, Afrin’i almak değil, Diyarbakır'ı kaybetmekten korkuyor!Kürdistan için yeni bir nefes: Rusya!Kürdistan’a yaptırımlar bağımsızlık sürecini hızlandırabilirReferandum ve Kerkük travmasıKürdistan’a yaptırımlar Erdoğan’ı iktidardan edebilirBağdat ikinci kez Kürtlerden kaçıyorGüney Kürdistan bağımsızlık referandumu ve sonrasıFederalizmi Irak’a Kürtler getirdiUluslararası toplum ve KürtlerKürtlerin sistemi etkileme ve kilitleme gücüGüney ve Kuzey’de ‘Kürdistani’ kavramıGüney Kürdistan Bağımsızlık Referandumu ve Olasılıklar AKP ve KDPKürtlerde ‘Hayır’ ve ‘Boykot’Güney Kürdistan’ın bağımsızlığında iki örnekTürkiye’nin YPG ile dolaylı ateşkesiKürtlerin Seçilmişleri Mebus Değil MahpusUluslararası toplum, müttefiklerinin Kürt kamburunu taşımak istemiyorTürkiye, Kürtler için yaptığı kafesin mahkûmuTürkiye’de darbe geleneğinin tarihsel kodlarıRusya’nın 'Türkiye, IŞİD'i destekliyor' iddiası ne olacak?HDP, 23 Nisan 1920’yi savunacağına hesaplaşmalıdırAKP medyası Gülen Cemaati’nin asılsız bilgilerini Kürt sivil kurumlarına karşı kullanıyorSri Lanka-Türkiye, Tamil Kaplanları-PKK benzerlikler ve farklılıklarKürt sorunu ekseninde Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik ŞartıDemokratik özerklik neden kalıcı çözüm olamaz?
x