Hizbullah’ın silahsızlandırılması için 10 öneri: Lübnan’ın önündeki seçenekler neler?

Lübnan’da Hizbullah’ın silahlarının devlet kontrolüne alınması için uluslararası girişimler sürerken, siyasi dönüşümden ekonomik baskıya, ordunun müdahalesinden uluslararası denetime kadar 10 farklı öneri gündeme geldi. Al Majalla’nın analizine göre, silahların İran’a taşınması ve İngiltere’nin IRA deneyimine dayanan yaklaşım da tartışılan seçenekler arasında yer alıyor.

19 Ekim 2026 - 17:24
19 Ekim 2026 - 17:24
 0
Hizbullah’ın silahsızlandırılması için 10 öneri: Lübnan’ın önündeki seçenekler neler?

Lübnan’da devlet otoritesinin ülkenin tamamında tesis edilmesinin önündeki temel sorunlardan biri, Hizbullah’ın elindeki silahların nasıl devlet kontrolüne alınacağı. Uluslararası toplum, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 1559 ve 1701 sayılı kararları ile 27 Kasım 2024 tarihli anlaşma ve Çerçeve Anlaşması üzerinden silahların devletin kontrolünde toplanmasını sağlamaya çalışıyor. Ancak bu girişimler bugüne kadar Hizbullah’ın silahlı yapısının tamamen ortadan kaldırılmasını sağlayamadı.

Al Majalla’dan Süreyya Şahin’in analizinde, Lübnan’ın silah sorununu çözmesi için gündeme getirilen 10 öneri ele alındı. Öneriler, Hizbullah’ın siyasi yapısının dönüştürülmesinden ekonomik baskıya, silahların Lübnan ordusuna devredilmesinden uluslararası girişimlere kadar uzanıyor.

1. Hizbullah’ın sivil bir siyasi partiye dönüşmesi

Bazı Batılı ve Arap ülkeleri, Hizbullah’ın askeri kanadından vazgeçerek sivil bir siyasi partiye dönüşmesini öneriyor. Bu yaklaşım, örgütün devlet kurumlarına bütünüyle entegre edilmesini ve askeri faaliyetlerinin sona erdirilmesini öngörüyor.

2. Mali ve ekonomik baskının artırılması

Hizbullah’ın finansman kaynaklarının ve ekonomik ağlarının sınırlandırılması da seçenekler arasında bulunuyor. Bu kapsamda uluslararası yaptırımların ve bankacılık denetimlerinin sıkılaştırılmasıyla örgütün mali hareket alanının daraltılması hedefleniyor.

3. Lübnan’ın bölgesel çatışmalardan uzak tutulması

Bir diğer öneri, Lübnan’ın bölgesel çatışmalara taraf olmaktan çıkarılması ve tarafsızlık politikasının güçlendirilmesi. Analizde, ABD ile İran arasında varılabilecek bir anlaşmanın Tahran’ın bölgedeki müttefiklerine verdiği desteği sınırlayabileceği ve Hizbullah’ın İran’dan bağımsız hareket etmesini teşvik edebileceği değerlendiriliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da ülkenin pozitif tarafsızlık politikası izlemesi gerektiğini birçok kez dile getirdi.

4. Lübnan ordusunun sahadaki rolünün güçlendirilmesi

Bu yaklaşım, özellikle güney Lübnan’da ağır silahların toplanmasını, askeri yapılanmaların dağıtılmasını ve Hizbullah’ın sahadaki hareket alanının sınırlandırılmasını içeriyor.

Analize göre Lübnan ordusu, 2 Mart 2026’da başlayan son savaştan önceki aylarda bu yönde çalışmalar yürüttü. Ancak girişimler, bütün silahların toplanmasını sağlayamadı. Güneyde Hizbullah’ın silahların bulunduğu yerlere ilişkin haritaları paylaşmayı reddettiği, Litani Nehri’nin kuzeyinde ise ordunun silahlara erişimini sınırlandırdığı belirtildi.

5. BMGK’nin 1559 ve 1701 sayılı kararlarının uygulanması

Uluslararası girişimlerin temel dayanaklarından biri, BMGK’nin 1559 ve 1701 sayılı kararlarının hayata geçirilmesi. Bu kararların uygulanmasıyla silahlı örgütlerin dağıtılması, sınırların denetim altına alınması ve Lübnan ordusunun ülke genelinde egemenliğinin tesis edilmesi amaçlanıyor.

Analizde bu yaklaşımın Lübnan’daki siyasi partilerin, liderlerin ve vatandaşların büyük bölümü tarafından desteklendiği ifade ediliyor.

6. Hizbullah’ın silahlarının ulusal savunma stratejisine dahil edilmesi

Gündeme getirilen seçeneklerden biri de Hizbullah’ın silahlarının Lübnan devletinin ve ordusunun denetiminde bir ulusal savunma stratejisine entegre edilmesi.

Ancak analizde, Hizbullah’ın karar alma mekanizmasının İran’la bağlantısı nedeniyle bu yaklaşımın geçmişte hayata geçirilemediği belirtiliyor. Ayrıca Washington’ın, Hizbullah’ın silahlarının Lübnan ordusuna devredilmesine sıcak bakmadığı aktarılıyor. ABD’nin, ordunun askeri doktrininin Hizbullah’ın yaklaşımından farklı kalmasını ve silahların devlet kontrolü dışında kullanılmamasını önemsediği ifade ediliyor.

7. İngiltere’nin IRA deneyimine dayanan yaklaşımı

Birleşik Krallık’ın, İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) ile yaşadığı deneyimden hareketle Hizbullah konusunda da siyasi ve müzakereye dayalı bir yöntem önerdiği belirtiliyor.

Bu yaklaşım, silahların yalnızca askeri güç kullanılarak tasfiye edilmesi yerine siyasi süreçler ve anlaşmalar aracılığıyla silahlı yapının sona erdirilmesini öngörüyor. Analize göre İngiltere Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell, bu öneriyi 2026 yazında Beyrut’a yaptığı ziyaret sırasında gündeme getirdi.

8. Ağır silahların İran’a taşınması önerisi

Analizde, Türkiye kaynaklı olduğu ileri sürülen bir öneride ağır silahların İran’a taşınmasının gündeme geldiği belirtiliyor. Bu senaryoya göre silahların İran’a götürülmesi, Tahran’ın bunları geri aldığı izlenimini yaratabilir.

Ancak Al Majalla’ye konuşan Ankara’daki diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin böyle bir öneri sunduğu iddiasını reddetti. Aynı kaynaklar, Ankara’nın silahların devletin kontrolünde toplanması sürecinde rol üstlenmek istediğini doğruladı.

9. Mısır’ın silahların hizmet dışına çıkarılması yaklaşımı

Mısır’ın önerileri, silahların kullanılamaz hâle getirilmesi veya imha edilmesini kapsayan decommissioning yaklaşımı çerçevesinde değerlendiriliyor.

Al Majalla’ye konuşan Mısırlı bir diplomat, ülkesinin Lübnan hükümetinin kararlarını desteklediğini belirterek temel hedefin silahların yalnızca devletin elinde bulunmasını sağlamak olduğunu söyledi. Diplomata göre silahların teslim edilmesi, geri alınması veya devlet kontrolüne geçirilmesi gibi yöntemler aynı sonuca ulaşmayı amaçlıyor.

10. İran ve İsrail’deki olası değişimlerin etkisi

Son seçenek ise İran ile İsrail’de yaşanabilecek siyasi ve stratejik değişimlerin Hizbullah’ın silahlarını bırakmasına yol açabileceği beklentisine dayanıyor.

Analizde, İran’ın ABD ile anlaşmaya varması durumunda Lübnan dahil bölgedeki müttefiklerine verdiği desteği azaltabileceği ihtimali ele alınıyor. Bir diğer senaryo ise Lübnan-İsrail müzakereleri sonucunda İsrail’in güney Lübnan’dan çekilmesi. Böyle bir gelişmenin Hizbullah’ın silahlarını elinde tutmak için öne sürdüğü gerekçeleri zayıflatabileceği değerlendiriliyor.

Silahların teslim edilmesi mi, devlet kontrolüne alınması mı?

Lübnan’daki tartışmanın temelinde, silahların doğrudan devlete teslim edilmesi ile aşamalı biçimde devlet kontrolüne alınması arasındaki yöntem farkı bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Joseph Avn, silahların devlet kontrolünde toplanmasının yeni bir çatışmaya yol açmadan gerçekleştirilmesini istiyor. Uluslararası aktörler de Lübnan’ın bu süreci yürütecek bir mekanizma oluşturmasını talep ediyor.

ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Michel Issa, Hizbullah’ın silahlarını teslim etmesinin barışın önünü açacağını belirterek, silahların tasfiye edilmesi ve İsrail’in çekilmesi durumunda Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’ne (UNIFIL) ihtiyaç kalmayacağını söyledi.

Al Majalla’ye konuşan Batılı bir diplomat ise 17 Eylül’de Paris’te düzenlenen hazırlık konferansının Lübnan ordusuna yardım sürecinin başlatılması açısından önem taşıdığını belirtti. Diplomat, gelecekte UNIFIL’in yerine güney Lübnan’da görev yapabilecek uluslararası güçlere ilişkin yeni bir mekanizmanın da tartışıldığını, ancak silahların devlet kontrolüne alınmasında temel sorumluluğun Lübnan devletine ait olacağını ifade etti.

Lübnan’daki silah sorununun çözümüne ilişkin öneriler farklı yöntemler içerse de ortak hedef, ülkedeki askeri ve güvenlik kararlarının devlet otoritesi altında toplanması. Bunun hangi yöntemle ve ne kadar sürede gerçekleşeceği ise Lübnan hükümeti, Hizbullah ve uluslararası aktörler arasındaki görüşmelerin seyrine bağlı olacak.

 

Bu haber toplam 1 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 17:24:16