ABD’nin Irak Kürdistanı’ndan Çekilmesi Nasıl Okunmalı?

18 Ekim 2026 - 15:31
18 Ekim 2026 - 15:31
 0
ABD’nin Irak Kürdistanı’ndan Çekilmesi Nasıl Okunmalı?

ABD askerlerin Kürdistan’dan çekilmesi Kürt düşmanları sevindirdiği gibi Kürtleri son derecede tedirgin etmiş bulunmaktadır. Aşağıda yazacağım makaleyle sevinmeye de tedirginliğe de gerek yok. Kürtler için her şey yolundadır. Yanı asayiş ber kemaldır. 

ABD’nin “Yeni Dünya Düzeni” çerçevesinde “Büyük Ortadoğu Projesi”nin ilk adımı birinci Körfez Savaşı’nda (1990-1991) atıldı.

Herkesi şaşkına çeviren bu savaş kısaca şöyle başladı ve bitti:

•         Irak lideri Saddam Hüseyin ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’ne danışarak, onlardan zımnen onay alarak veya en azında itirazına muhatap kalmayarak, 2 Ağustos 1990 tarihinde Kuveyt’i işgal etti.

•         Birleşmiş Milletler, Kuveyt’ten çıkması için Saddam’a bir süre tanıdı. Birleşmiş Milletler’in verdiği sürenin dolmasının ardından ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri “Çöl fırtınası” adında bir harekât başlattı. Koalisyon güçlerinin Irak'ı bombalamasıyla 17 Ocak 1991'de sıcak savaş resmen başladı.

·       Koalisyonun zaferi ve Irak’ın Kuveyt’ten çekilmeyi kabul etmesiyle 28 Şubat 1991 tarihinde savaş sona erdi.

ABD, birinci savaşla yetinmeyerek, evvelden hazırlanmış plan gereğince İkinci Körfez Savaşı’nı da devreye soktu. Bu ikinci savaş, Kürtler’e adanmışçasına Newroz gecesi olan 20 Mart 2003 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere Birleşik Krallık önderliğindeki koalisyon güçlerinin Irak'a askeri müdahalesiyle başlamış ve 18 Aralık 2011 tarihinde ABD birliklerinin ülkeden çekilmesiyle sona ermiştir.

Savaşın Önemli Tarihleri ve Aşamaları 

•         20 Mart 2003: ABD ve müttefik güçlerinin "Irak'a Özgürlük Operasyonu" adıyla Irak'a girmesi ve savaşın resmi başlangıcı.

•         1 Mayıs 2003: ABD Başkanı George W. Bush'un savaşın ana muharebe safhasının bittiğini açıkladığı tarih; Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesi.

•         30 Ocak 2005: Irak'ta Saddam sonrası ilk geçici seçimlerin yapılması.

•         30 Aralık 2006: Eski Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in idam edilmesi.

•         18 Aralık 2011: ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle savaşın resmen bitişi.

 

Irak Açısından Savaşın Sonuçları: 

Saddam rejimi yıkıldı, Baas Partisi devrildi, ülkede yeni bir siyasi süreç başladı. Irak’ın Arap kesiminde İran yanlısı Şii Arapların çoğunlukta olduğu bir hükümet kuruldu. Irak’ın kuzeyinde bulunan Kürdistan’da ise anayasal güvenceyle resmi olarak Federal Kürdistan kuruldu.  Peşmerge ordusu resmi hüviyet kazandı.

ABD Açısından Savaşın Sonuçları: 

Saldıran taraf olan ABD bu savaşta; 10 binin üzerinde asker kaybı, 1 trilyon Dolar maddi kayıp ve bundan daha önemlisi kendisinin ve İsrail’in (kendilerince) can düşmanı olan İran’a maden zenginliği ile mükemmel bir kaynak olan Irak’ı, arka bahçesi olacağını bile bile, altın tepside hediye etmiş oldu.

Peki, ABD bunu bilerek ve göz göre göre neden yaptı? 

Baştan başlayalım: 

I. Dünya Savaşı sürerken 16 Mayıs 1916 tarihinde Büyük Britanya ve Fransa arasında gizlice imzalanan ve Osmanlı İmparatorluğu'nun Orta Doğu'daki topraklarını paylaşmayı hedefleyen bir mutabakat imzalandı. Bu mutabakatadını, anlaşmayı tasarlayan diplomatlar İngiliz Sir Mark Sykes ve Fransız François Georges-Picot'nun soyadlarının birleştirilmesinden alır; ünlü “Sykes-Picot” Antlaşması. O devrin bir nevi “Büyük Ortadoğu paylaşım projesi” diyebiliriz.Antlaşma bugünkü Orta Doğu sınırlarının yapay bir şekilde çizilmesine yol açan gizli bir paylaşım planıdır.

Bu antlaşma yapıldığı zaman Ortadoğu İngiltere ve Fransa’nın egemenliğindeydi. Şimdi ise Ortadoğu dâhil dünya egemenliği rakipsiz ABD’nin elindedir. Bundan dolayı ABD kendi çıkarına göre dünyaya yeni bir düzen vermeye çalışıyor. Bu “Yeni Dünya düzeni” çerçevesinde ABD, Ortadoğu için “Büyük Ortadoğu Projesi” hazırlamış bulunmaktadır. Bu projenin merkezinde Kürtler ve Kürdistan’ın olduğundan eminim. Bunu da, 1990’ların ortasından 2010’lu yıllara kadar diplomatik ilişkiler, sosyal faaliyetler ve bu projenin mimarlarından aldığım bilgilere dayanarak söylüyorum.

Yine de bu söylediklerime inanmayanlara şunu sormak istiyorum:

1.       ABD durup dururken ve ilk başta Türkiye’nin haberi olmadan neden Öcalan’ı Türkiye’ye verdi?

2.       Saddam Hüseyin yine durup dururken neden Kuveyt’i işgal etti?

3.       ABD durup dururken Irak’a neden saldırdı? Neden 1 trilyon Dolar maddi kayıp ile beraber 10 bin asker kaybını göze aldı?

4.       Tüm bunlara ilaveten,ABD nedenkendisinin ve İsrail’in can düşmanı olan İran’a maden zenginliği ile mükemmel bir kaynak olan Irak’ı, arka bahçesi olacağını bile bile, altın tepside hediye etti.

Sizce tüm bu soruların cevapları ne olabilir?

Bir cümle ile benim cevabım şudur:

ABD kuracağı “Yeni Dünya Düzeni” çerçevesinde Kürtleri merkeze alarak Ortadoğu’yu yeniden dizayn ediyor.

Tüm bu soruların cevaplarını yılar önce yazdığım aşağıdaki makalelerde bulabilirsiniz İnşallah!

 

16. 2. 2003 tarihinde yani tam 23 yıl önce yazdığım;

“ABD’nin Irak’a saldırısı ve saldırıdan sonraki muhtemel gelişmeler(*)”

Başlıklı makale:

https://nerinaazad2.com/tr/columnist/yahya-munis/evet-abdnin-iraka-saldirisi-ve-saldiridan-sonraki-muhtemel-gelismeler-dedik

 

İkincisi de; 29 Ağustos 2021 tarihinde yazdığım ve ABD’nin 50 yıldan fazladır hazırlığını yapıp projelendirdiği “Yeni Dünya Düzeni” ve bunun ilk adımı olacak, Kürdistan merkezli “Büyük Ortadoğu Projesi”nin hayata geçirilmesinin artık zamanının geldiği ve bunun Kürtlerle ilişkisi üzerine yazı:

https://nerinaazad2.com/tr/columnist/yahya-munis/abd-afganistandan-cekiliyor-kurdistan-merkezli-buyuk-oyun-basliyor

 

Peki, ABD askerlerini Kürdistan’dan neden çekmiş olabilir?

Bir kere, kanaatimce, ABD’nin Kütleri, Arap, Türk ve İranlı Farslar’ın insafına bırakmasının imkânı yok. Zira bu durumda ABD yukarıda saydığım tüm emeklerinin karşılığını almadan boşa harcamış olacak ki bunun imkânı yok.

Bence Kürtlerin kendi kendine yeterli olup olmayacağını denemek ve yeterli olmaya zorlamak istiyor.

İşin özeti bundan ibarettir. 

Tüm bunlara ilaveten;

Sn. Joseph Pennington, ABD dışişleri bakanlığının parlak ve gelecek vadeden diplomatlardandır. Ben GÖÇ–DER=Mersin'e Göç Edenler Derneği kurucu başkanı iken kendisi (özel olarak Kürt sorunu ile ilgili) ABD Adana Konsolos yardımcısı idi. Onlarca defa beni ziyaret etmişliği vardır. Hatta bir birimizin evlerini ziyaret edecek derecede samimiyetimiz ilerlemişti. (Kendilerinin söylemleriyle) Benim de ciddi katkılarımın olduğu ABD'nin Türkiye’deki Kürt politikasının mimarı sayılır.

Ondan sonra ABD Ankara Büyükelçisi sözcülüğü yaptı. Daha sonra Güney Kürdistan Erbil Başkonsolosluğuna atandı. 2013-2015 yıllarında Erbil Başkonsolosluğu görevinde bulundu. O sıralar –o tarihte bir iş için Erbil'e gittiğimi duyar duymaz beni Erbil–Aynkawa semtinde bulunan ABD Konsolos yerleşkesindeki evlerine davet ettiler.

ABD o esnada dünyanın en büyük konsolosluk binasını–yerleşkesini Erbil’de inşa ediyordu. Kendisine; “bu kadar büyük bir konsolosluk binası inşa etmelerinin” sebebini sorduğumda, “kurulacak bağımsız Kürdistan devletinin Büyükelçiliğinin hesabını ve hazırlığını yapıyoruz” dedi.

NOT: Şimdi kendileri İngiltere Londra ABD Büyükelçisidir.

Yukarıdaki anlatım ve sözlerime teyitli referansı olabilecek Sn. Joseph Pennington’un benim için yazdığı iki mektubu da paylaşmak istiyorum.

Mektubun Türkçe tercümesi:

________________________

 

Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği

 

Ankara, Türkiye

22 Nisan 2004 

İlgili Makama

Bu mektubu ABD Ankara Büyükelçiliği ve Adana Başkonsolosluğunun uzun süredir iletişimde olduğu

Bay Yahya Munis'i tanıtmak amacıyla yazıyorum. Bay Munis Mersin şehrinde bulunan ve şehrin Kürt göçmen nüfusunun sorunlarını ele almaya çalışan bir dernek olan "Göç -Der"in Başkanıdır. Göç- Der uluslararası toplulukta iyi bilinmektedir ve yakın zamanda faaliyetlerini desteklemek için Avrupa

Birliği'nden fon almaya başlamıştır. Sayın Munis 1996'dan beri benim tarafımdan iyi ve olumlu bir şekilde bilinmektedir. Daha az talihli olanlar adına yaptığı insani çabalar etkileyici olmuştur. Ona tüm uygun nezaketleri göstermeniz beni memnun edecektir.

İçtenlikle

Joseph Pennington

Bilgi Memuru

            İkinci Mektubun Türkçe tercümesi:

 

Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği

3 Aralık 2004

Ankara, Türkiye

İlgili Makama

Bu mektubu Mersin'de fakir ailelere yardımlarıyla bilinen derneğin kurucusu ve başkanı Yahya Munis adına yazıyorum. Bay Munis'i Adana'da Konsolos olduğum 1995 yılından beri tanıyorum. Bay Munis benim ve Türkiye'deki ABD Diplomatik Personeli tarafından iyi ve olumlu bir şekilde tanınıyor. Sayın Munis'e Irak'a yapacağı ziyarette gerekli nezaketi gösterirseniz çok mutlu olurum.

İçtenlikle.

Joseph Pennington

Bilgi Memuru

ABD Ankara Büyükelçiliği

 

 

Okuyucuların İrtibat ve yorumları için: [email protected]


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 569 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 16:32:28