İran ateşkes görüşmelerinde ne kadar geri adım atacak?
ABD ile İran arasında Pakistan arabuluculuğunda yoğun diplomasi trafiği sürerken taraflar hâlâ ortak bir çerçevede buluşabilmiş değil. Tahran, nükleer program tartışmalarını ertelemekte ısrar ederken, savaş sonrası dönemde taviz sınırlarını yeniden çiziyor.

ABD ile İran arasındaki diplomatik temaslar son dönemde belirgin şekilde hız kazandı. Pakistan, Katar ve bazı bölgesel aktörler, Tahran ile Washington arasındaki farkları azaltarak olası bir uzlaşı zemini oluşturmak için yoğun çaba yürütüyor.
Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir’in Tahran ziyareti de bu sürecin önemli adımlarından biri olarak görülüyor. Ancak İranlı yetkililer, diplomatik hareketliliğe rağmen beklentileri yükseltmekten kaçınıyor.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, diplomasinin “kritik bir aşamaya” ulaştığını ancak tarafların “henüz anlaşmaya yakın olmadığını” söyledi. Bekayi’ye göre iki taraf arasındaki görüş ayrılıkları hâlâ “derin ve geniş.”
ABD tarafında da belirsizlik vurgusu dikkat çekiyor. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un Tahran’dan gelecek yanıtları beklediğini belirtirken, Başkan Donald Trump ise İran’ın anlaşma istediğini savunmasına rağmen askeri seçeneğin hâlâ masada olduğunu ifade ediyor.
Savaş öncesi esneklik, savaş sonrası sertleşme
28 Şubat’ta başlayan savaş öncesinde İranlı müzakerecilerin dolaylı temaslarda sınırlı da olsa esneklik gösterdiği düşünülüyordu. Bu çerçevede uranyum zenginleştirmesinin geçici olarak dondurulması, stok seviyelerinin azaltılması ve denetimlerin artırılması gibi seçeneklerin konuşulduğu öne sürülmüştü.
Ancak İranlı yetkililer artık müzakerelerin mantığının değiştiğini savunuyor. Bekayi, mevcut görüşmelerde “nükleer dosyanın konuşulmadığını” açıkça ifade etti. Tahran’a göre öncelik, çatışmaların sona erdirilmesi ve savaş ortamının istikrara kavuşturulması.
Bu yaklaşım, İran’ın savaş öncesi dönemdeki “teknik nükleer pazarlık” anlayışından uzaklaşıp güvenlik garantilerini önceleyen yeni bir diplomatik çerçeveye geçtiğini gösteriyor.
Kırmızı çizgi: Zenginleştirme hakkı
İran’ın temel nükleer pozisyonu ise değişmiş değil. Tahran, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması çerçevesinde uranyum zenginleştirme hakkını egemenlik meselesi olarak görüyor.
İranlı yetkililer, yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyuma ilişkin pozisyonlarının “zaten net olduğunu” ve bu konunun yeniden müzakereye açık olmadığını söylüyor.
Bu nedenle İran’ın taviz sınırı da burada ortaya çıkıyor. Tahran, zenginleştirme seviyeleri ya da stok miktarlarında teknik ayarlamalara açık olabileceği sinyali verse de, altyapının tamamen sökülmesi ya da programın sonlandırılması ihtimalini reddediyor.
Hürmüz Boğazı yeni pazarlık kozu
Savaş sonrası süreçte İran’ın en önemli avantajlarından biri de Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisi oldu. İran medyasında yer alan Devrim Muhafızları açıklamalarında diplomasi bile “savaşın başka bir cephesi” olarak tanımlanıyor.
Tahran yönetimi son haftalarda Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği üzerindeki kontrolünü artıran mesajlar verdi. İran tam bir abluka tehdidinde bulunmasa da, deniz yolları üzerindeki baskının gerektiğinde kullanılabilecek stratejik bir koz olduğu mesajını veriyor.
Bu durum, ABD ve bölgesel aktörler açısından müzakerelerin artık yalnızca nükleer dosya ile sınırlı olmadığını gösteriyor.
Müzakereler neden ilerlemiyor?
Diplomatik süreçteki yavaşlamanın temel nedeni arabuluculuk eksikliği değil, tarafların beklentileri arasındaki yapısal fark.
Washington, yeni bir mutabakat için uranyum zenginleştirmesine yönelik doğrulanabilir sınırlamalar ve stokların kontrolünü içeren teknik taahhütler istiyor. İran ise öncelikle yeni saldırıların önlenmesine yönelik güvenlik garantileri talep ediyor.
Bu durum tarafları bir kısır döngüye sokmuş durumda: ABD teknik tavizleri önce görmek isterken, İran güvenlik garantilerini önceliklendiriyor.
İran hangi tavizlere açık olabilir?
Sert söylemlere rağmen İran diplomasiyi tamamen reddetmiyor. Ancak kabul edilebilir taviz alanını daraltıyor.
Tahran’ın olası bir mutabakatta kabul edebileceği başlıklar şunlar olabilir:
- Sıkı denetim altında uranyum zenginleştirmesinin sürmesi
- Zenginleştirme seviyeleri ve stok miktarında sınırlı ayarlamalar
- Kademeli yaptırım kaldırılması
- Geri döndürülebilir ek denetim mekanizmaları
Buna karşılık İran’ın şu aşamada kabul etmeyeceği düşünülen talepler ise şöyle sıralanıyor:
- Zenginleştirmenin tamamen durdurulması
- Uranyum stoklarının İran dışına çıkarılması
- Nükleer altyapının sökülmesi
- İsrail veya ABD’nin bölgesel askeri varlığına ilişkin bağlayıcı güvenlik tavizleri
Belirsizlik stratejisi
Ortaya çıkan tablo ne yakın bir anlaşmaya ne de tam bir kopuşa işaret ediyor. İran, diplomasi kanalını açık tutarken stratejik esnekliğini korumaya çalışıyor.
ABD ise kapsamlı bir çözüm yerine sınırlı anlaşmalarla gerilimi kontrol altına almanın mümkün olup olmadığını test ediyor.
Taraflar arasındaki asıl sorun diplomasi eksikliği değil; beklentiler arasındaki derin fark olarak öne çıkıyor.
Son güncellenme: 09:53:28

































































































































































































