İran Protestoları Neden ABD’nin Önceliği Olmaktan Çıktı?
Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri baskıyı protestolardan nükleer dosyaya kaydırması, Washington’un önceliklerini ve bölgesel dengeleri yeniden gündeme getirdi.

ABD ile İran arasındaki mevcut gerilim iki temel soruyu beraberinde getiriyor. İlki, Donald Trump’ın geçen yılki 12 günlük savaşın ardından İran’ın nükleer programının tamamen “yok edildiğini” söylemesine rağmen, neden nükleer müzakerelerin Cenevre’de yeniden başlayacağı. İkincisi ise ABD’nin İran’a karşı askeri yığınağının, protestocuları destekleme söyleminden nükleer baskıya ne zaman ve neden kaydığı.
Trump, İran’daki Fordow, Natanz ve Isfahan tesislerinin vurulmasının ardından nükleer kapasitenin “tamamen ortadan kaldırıldığını” savunmuştu. Ancak uzmanlara göre askeri saldırılar altyapıyı tahrip edebilir; bilimsel bilgi birikimini ve yeniden inşa iradesini yok edemez.
Bu nedenle nükleer müzakereler, İran’ın elinde ne kaldığını, denetim rejimlerini ve olası kısıtlamaları belirlemek için yeniden masaya geliyor. İsrail tarafı da söyleminde daha temkinliydi. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, nükleer programın “yıllarca geriye itildiğini” belirtirken, bunun kalıcı bir çözüm olmadığına işaret etti.
Protestolardan Nükleer Dosyaya Keskin Dönüş
ABD’nin İran’daki protestolara destek mesajları, aylar içinde yerini nükleer uyarılara bıraktı. Binlerce kişinin hayatını kaybettiği protestolar sonrası Washington, başlangıçta rejimin baskısını gerekçe göstererek askeri varlığını artırmıştı. Ancak süreç içinde öncelik nükleer dosyaya kaydı.
Bu değişimde, ABD’nin bölgedeki müttefikleri olan Suudi Arabistan, Türkiye, Umman ve Katar’ın, olası bir tırmanmanın bölgeyi istikrarsızlaştıracağı yönündeki uyarıları etkili oldu. Washington, protestolara açık destek vermenin İran’ın misillemelerini ve bölgesel bir krizi tetikleyebileceği sonucuna vardı.
Sonuçta ABD yönetimi, kontrol edilebilir ve somut sonuç üretme ihtimali daha yüksek olan nükleer dosyayı öncelik haline getirdi. Trump açısından da nükleer programı sınırlamaya yönelik bir adım, iç politikada “ABD’nin güvenliği” başlığı altında savunulabilir bir başarı olarak öne çıkıyor.
Washington’un vardığı nokta net: İran’daki protestolara destek söylemi geri planda kalırken, nükleer silahlanmayı engellemek ABD dış politikasının ana hedefi haline geldi.
Son güncellenme: 15:47:17

































































































































































































