'Kurallara dayalı düzen' gömülüyor: Peki yerine ne gelecek?
Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Davos’ta yaptığı ve “kurallara dayalı uluslararası düzen” söylemini sorgulayan konuşması tartışma yarattı. Uzmanlara göre, büyük güç rekabeti çok taraflı sistemi zayıflatmak yerine reformu zorunlu kılabilir.

Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Davos’ta yaptığı konuşmada “kurallara dayalı uluslararası düzen” (Rules-Based International Order - RBIO) söylemini açık biçimde eleştirmesi, küresel sistemin geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Carney, bu kavramın II. Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası hukuk ve çok taraflı kurumları tanımlayan tarafsız bir ifade olmadığını, aksine Batı’nın güç kaybı karşısındaki refleksini yansıttığını savundu.
RBIO eleştirisi: Savunulan bir düzen mi, kapsayıcı bir sistem mi?
Carney’e göre “kurallara dayalı düzen” söylemi, tüm devletleri kapsayan bir sistemden çok, “savunulması gereken” bir Batı merkezli yapı olarak kurgulandı. Bu yaklaşımın, özellikle son yıllarda “demokrasiler ve otokrasiler” ayrımı üzerinden bloklaşmayı artırdığı ve küresel siyasetin gerçekliğini yansıtmadığı belirtiliyor.
Uzmanlar, bu söylemin terk edilmesinin kısa vadede bloklaşmayı yumuşatabileceğini ancak bunun hukuk merkezli çok taraflı sistemden uzaklaşmak için bir gerekçeye dönüşmemesi gerektiğini vurguluyor.
Büyük güç rekabeti ve çok taraflı sistem
Son on yılda ABD, Çin ve Rusya arasındaki rekabetin derinleşmesi, uluslararası hukuk ve küresel iş birliği mekanizmalarını zayıflattı. Ancak analizlere göre bu rekabet, paradoksal biçimde, çok taraflı reform ihtiyacını da artırabilir.
Carney konuşmasında Batılı ülkelerin “müttefiklere ve rakiplere aynı standartları uygulaması” gerektiğini belirterek uluslararası hukuka bağlılık mesajı verdi. Ayrıca “kaleler dünyası” inşa edilmesine karşı çıkarak, çoğunluğu kapsayan iş birliği modellerini savundu.
Asgari değerler ve ‘değişken geometrili’ iş birliği
Carney’nin işaret ettiği temel değerler; egemenliğe saygı, toprak bütünlüğü ve Birleşmiş Milletler Şartı’nda yer alan güç kullanımına ilişkin ilkeler olarak sıralandı. İnsan hakları ve sürdürülebilir kalkınmaya da atıf yapılırken, önerilen “değişken geometrili” iş birliği modelinin — yani farklı konularda farklı koalisyonların kurulmasının — yalnızca asgari uzlaşıya dayalı bir birlikte varoluş düzenine dönüşmemesi gerektiği ifade edildi.
Soğuk Savaş sonrası dönemde güç kullanımına ilişkin normların sıkça ihlal edildiğine dikkat çeken uzmanlar, bu ilkelere yeniden bağlılık çağrısının küçümsenmemesi gerektiğini belirtiyor.
Eksik kalan başlık: BM reformu
Carney’nin konuşmasında öne çıkmayan önemli başlıklardan biri ise çok taraflı kurumların reformu oldu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısal sorunları ve daimi üyelerin veto yetkisi, reform sürecinin önündeki en büyük engeller arasında gösteriliyor.
Ancak değerlendirmelere göre büyük güç rekabeti, reformu imkânsız kılmak yerine daha olası hale getirebilir. ABD, Rusya ve Çin’in Küresel Güney üzerindeki nüfuz mücadelesi, daha kapsayıcı bir düzenin önünde engel olarak görünmek istememelerine yol açabilir.
Orta güçlere çağrı
Uzmanlar, sistemin yeniden işlerlik kazanabilmesi için orta ölçekli güçlerin reform vizyonu etrafında birleşmesi gerektiğini savunuyor. Güvenlik Konseyi’nde kalıcı üyelik tartışmalarının kilitlenmesi yerine, daha uzun süreli ve tekrarlanabilir üyelik modellerinin gündeme alınabileceği belirtiliyor.
Sonuç olarak analizler, “kurallara dayalı düzen” tabelasının indirilmesinin tek başına yeterli olmadığını, asıl meselenin bunun yerine daha kapsayıcı ve reformdan geçmiş bir çok taraflı sistem inşa etmek olduğunu vurguluyor. Aksi halde küresel sistemin “orman kanunlarına” doğru sürüklenme riskinin artacağı ifade ediliyor.
Son güncellenme: 12:06:13



































































































































































































