Nükleer Anlaşma Patlama Eşiğinde: Trump Savaş mı, Yoksa İran ile Müzakere mi Seçecek?
İsrail ve ABD'nin İran Nükleer Tesislerine Yönelik Saldırıları, İran'ın Nükleer Silah Edinme İhtimalini Gündeme Getiriyor

İsrail ve ABD'nin İran'ın nükleer tesislerine düzenlediği askeri saldırılar, İran'ın nükleer silah edinme sürecine ne kadar etki ettiği konusunda sorulara yol açıyor. "Foreign Affairs" dergisinin raporuna göre, bu saldırılar İran'ın nükleer programına ciddi zararlar verse de, İran'ın nükleer silah üretme hevesini sona erdirmedi. Ayrıca, saldırılar İran’ın nükleer programının ne kadar ilerlediğine dair belirsizliği artırdı.
ABD, bu saldırıların ardından, İran’ın uranyum zenginleştirmesini tamamen durdurmayı amaçlayan yeni bir nükleer anlaşma önerisi sundu. Ancak İran, bu öneriyi reddetti. Eğer bu diplomatik yol başarısız olursa, ABD, İran’ın nükleer programını durdurmak için askeri ve istihbarat yöntemlerine başvurmak zorunda kalabilir. Ancak bu yaklaşım, İran’ın nükleer silah geliştirmesini engellemese de sürekli bir çatışmaya yol açabilir.
Uzmanlar, gelecekteki müzakerelerde, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) tekrar İran'ın nükleer faaliyetlerini denetlemesinin önemli olduğunu belirtiyor. Ancak, son saldırılar nedeniyle ajans, İran'ın 400 kilogramdan fazla zenginleştirilmiş uranyumu izleyemiyor ve İran, 2021’den bu yana üretim tesislerine erişim engellendiği için bilinmeyen sayıda santrifüj üretti.
İran, yerel uranyum zenginleştirmeyi bırakmayı reddediyor ve bu programı, gelecekteki uranyum tedarikinin kesilmesine karşı bir güvenlik önlemi olarak kabul ediyor. Ayrıca, İran’daki karar alıcılar, tam bir zenginleştirme yasağını kabul etmeyi, ülkenin nükleer hedeflerinden vazgeçmek olarak görüyor.
Dış uzmanlar, sivil amaçlarla uranyum zenginleştirme üretimi için çok taraflı bir konsorsiyum öneriyor. Bu, şeffaflığı artırabilir ve üretimin silah programlarına dönüşme riskini azaltabilir. Ancak Washington ve Tahran için kabul edilebilir bir formül bulmak zor görünüyor. Bunun yerine, müzakerelerde ilerleme sağlanması için, kısmi zenginleştirme durdurulabilir, bu da zaman kazanarak kapsamlı bir anlaşmaya varılmasına fırsat yaratabilir.
ABD'nin önerileri arasında, İran'a sadece sivil nükleer yakıt ihtiyacını karşılayacak kadar sınırlı uranyum zenginleştirmesi yapılmasına izin vermek ve bunun karşılığında zenginleştirilmiş uranyumun askeri kullanımı engellemek yer alıyor. Ayrıca, Natanz ve Fordo tesislerinin kapatılması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın genişletilmiş denetimlerinin sağlanması öneriliyor.
İran, buna karşılık, kısmi yaptırım hafifletme ve dondurulmuş fonların serbest bırakılmasını talep ediyor. Ayrıca, nükleer tesislerine yönelik herhangi bir saldırıya karşı güvence istiyor.
Ancak uzmanlar, tamamen askeri bir seçeneğin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini ve gizli nükleer tesislerin sürekli saldırılara karşı daha dayanıklı olacağını belirtiyor. Bu, daha fazla saldırıyı gerektirebilir ve İran’ın İsrail ve ABD’ye karşı misilleme yapma olasılığını artırır.
Bir diğer diplomatik alternatif ise, İran’a sınırlı ve denetimli bir zenginleştirme programı için müzakerelere oturmak ve İran’ın tüm nükleer faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgi vermesi ve sıkı denetimlere uyması şartıyla bir anlaşmaya varılmasıdır. Bu anlaşma, İran’a bazı yaptırım hafifletmeleri ve dondurulmuş fonların serbest bırakılması gibi teşvikler içerebilir.
Ancak, bu tür bir anlaşma, her iki taraf için içsel karşıtlıklara, İsrail’den gelecek eleştirilere ve tek taraflı hareketlerin müzakereleri engelleme olasılığına karşı çok dikkatli bir şekilde tasarlanmalıdır. Sonuç olarak, ABD’nin önünde iki ana seçenek bulunuyor: Sınırlı ve denetimli bir zenginleştirme programı için müzakereleri sürdürmek veya İran’ın nükleer silah üretmesini engellemek için askeri ve istihbarat yöntemlerine başvurmak. Her iki seçenek de ciddi bölgesel ve uluslararası riskler taşıyor.
Son güncellenme: 08:36:28