Suriye’nin Sessiz Soykırımı: Kürtlerin İhanete Uğrayışı

Suriye’nin kuzeydoğusunda(Rojava) Kürt özerkliğinin çöküşü diplomasiyle değil, kuşatma, baskı ve zorla dayatılan bir anlaşmayla gerçekleşti. Bölgesel olarak kurgulanan süreçte Türkiye belirleyici rol oynarken, IŞİD’e karşı en etkili güç olan Kürtler yalnız bırakıldı.

17 Şubat 2026 - 14:40
17 Şubat 2026 - 14:40
 0
Suriye’nin Sessiz Soykırımı: Kürtlerin İhanete Uğrayışı

Suriye’nin kuzeydoğusunda(Rojava) Kürtlerin yaklaşık on yıl boyunca sürdürdüğü fiili özyönetim, müzakere ya da uzlaşıyla değil; askeri baskı, altyapının hedef alınması ve sivil nüfusa yönelik yıldırma politikalarıyla sona erdi. Haftalar süren kuşatma, topçu atışları ve insansız hava aracı saldırılarının ardından imzalanan anlaşma, Kürtlerin güvenliğini ya da siyasi haklarını güvence altına almak yerine, fiili teslimiyeti resmileştirdi.

Suriye hükümet güçleri, Arap milislerin desteği ve Türkiye’nin kolaylaştırıcı rolüyle Kürt kontrolündeki bölgelere koordineli bir operasyon başlattı. Elektrik hatları kesildi, yollar kapatıldı, yerleşim yerleri hedef alındı. Kürt savunma hatları çöktüğünde ortaya çıkan tablo barış değil, ateş altında dayatılmış bir kapitülasyondu.

IŞİD’e Karşı Savaşan Güç Yalnız Kaldı

Kürtlerin öncülüğündeki Demokratik Suriye Güçleri (DSG), yıllarca IŞİD’e karşı uluslararası koalisyonun sahadaki en etkili unsuru oldu. Sokak sokak, kent kent ilerleyen DSG, 11 binden fazla kayıp vererek örgütün kontrol ettiği bölgeleri geri aldı ve binlerce IŞİD mensubunun tutulduğu cezaevlerini korudu.

Ancak DSG doğrudan saldırı altına girdiğinde, uluslararası destek zayıfladı. Kürt yetkililerin arabuluculuk ve ateşkes çağrıları karşılık bulmadı. Washington yönetimi “entegrasyon” mesajları verirken, Kürt yerleşimleri bombalanıyor ve siviller göç etmek zorunda kalıyordu.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın Kürtlerin “kullanışlılığının sona erdiği” yönündeki açıklamaları, Şam ve müttefiklerine açık bir mesaj olarak yorumlandı.

Türkiye’nin Rolü

Ankara, Suriye’nin kuzeyindeki Kürt özerk yapısını uzun süredir ulusal güvenliğine tehdit olarak görüyor. Son süreçte Türkiye’nin diplomatik, askeri ve lojistik baskısı artarken, bu tutum Şam’ın hedefleriyle örtüştü.

Türk destekli unsurların, IŞİD tutuklularının bulunduğu tesislerin çevresinde istikrarsızlık yarattığı; insansız hava araçlarının cezaevleri yakınlarını hedef aldığı bildirildi. Bu gelişmeler Kürtlerin elindeki en önemli pazarlık gücünü zayıflattı.

IŞİD Tehlikesi Yeniden mi?

Kürt kontrolünün zayıflamasıyla birlikte güvenlik mimarisi çökmeye başladı. Özellikle Hol kampında tutulan binlerce IŞİD bağlantılı kişi ve aile üyesi yeni bir güvenlik riskine dönüştü. Kaos ortamında yüzlerce IŞİD mensubunun kaçtığı bildirildi.

Son iki gün içinde ABD’nin 5 bin 700 IŞİD tutuklusunu devralarak Irak’a sevk ettiği belirtiliyor. Ancak Irak’taki cezaevlerinden geçmişte yaşanan firarlar, bu sürecin de ciddi riskler barındırdığına işaret ediyor.

Ironi dikkat çekici: “İstikrar” adına atılan adımlar, IŞİD’in yeniden güç kazanma ihtimalini artırabilir. Halifeliği fiilen dağıtan güç devre dışı bırakılırken, oluşan boşluk radikal ağlar için fırsata dönüşebilir.

Hak Güvencesi Olmadan Devredilen Yetki

Kürtlerle imzalanan anlaşma; siviller için bağlayıcı güvenlik garantileri, kültürel haklar ya da siyasi temsil konusunda somut güvenceler içermiyor. Yetki yukarıya devredilirken, aşağıya yönelik koruma mekanizmaları oluşturulmadı.

Anlaşma sonrası da yıldırma ve yerinden etme vakalarının sürdüğü bildiriliyor. Kürt toplulukları, meşruiyetlerini sorgulayan ve sadakatlerini tartışmaya açan güçlerin gölgesinde yaşamaya devam ediyor.

Bölgesel Bir Mühendislik

Kürt özerkliğinin sona ermesi yalnızca Suriye iç dinamiklerinin sonucu değil; bölgesel ölçekte kurgulanan bir sürecin ürünü olarak değerlendiriliyor. Türkiye’nin belirleyici aktör olduğu bu tabloda, Kürtlerin egemenliğinin tasfiyesi hem siyasi hem askeri bir mühendisliğin sonucu olarak görülüyor.

Kürtlerin yaşadığı bu süreç, Suriye’de daha önce farklı topluluklara uygulanan modelle benzerlik taşıyor: İzolasyon, meşruiyeti sorgulama, askeri baskı, teslimiyet ve ardından “uzlaşı” söylemi.

Ancak bu kez sonuçların etkisi Suriye sınırlarını aşabilir. Kürtlerin yaşadığı kırılma, uluslararası ortaklıklara dair güveni sarsarken, bölgesel dengeler üzerinde uzun vadeli sonuçlar doğurabilecek bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

 

Bu haber toplam 1821 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 15:40:54