Kürtlere Neden Devlet Hakkı Tanınmıyor?
'' Amerika kendi bağımsızlığını sömürgeciliğe karşı savaşarak kazanmadı mı? Fransa, Nazi işgalinden uluslararası destek olmadan kurtulabilir miydi? Bugün bağımsız olan hangi ulus dış destek almadan özgürlüğüne ulaştı? Dünyanın bütün halklarına meşru görülen ulusal bağımsızlık hakkı, neden Kürdlere geldiğinde “tehlikeli” ilan ediliyor? ''

Uluslararası hukuk gerçekten evrensel mi? Eğer öyleyse, neden konu Kürdler olduğunda bütün ilkeler askıya alınıyor? Bugün dünyada onlarca ulus kendi kaderini tayin hakkına sahipken, elli milyonu aşan Kürd halkının bağımsız devlet talebi hâlâ “güvenlik sorunu”, “terör”, “istikrar” veya “bölgesel risk” başlıkları altında bastırılıyor. Oysa Kürd meselesinin özü kültürel değil; doğrudan doğruya siyasidir, topraktır ve egemenlik meselesidir. Kürdlerin diğer uluslardan neyi eksik? Bu halkın dili var. Tarihi var. Toprağı var. Ortak hafızası var. Siyasi irade talebi var. Ama devlet hakkı yok. Neden? Sorulması gereken temel soru budur.
Evrensel Hukuk mu, Jeopolitik Çıkar mı? Batılı devletler ve uluslararası kurumlar, insan hakları ve demokrasi söylemini sürekli tekrar ediyor. Fakat aynı aktörler, Kürdlerin ulusal egemenlik talebi gündeme geldiğinde bir anda “bölgesel dengeleri” hatırlıyor. Neden? Amerika kendi bağımsızlığını sömürgeciliğe karşı savaşarak kazanmadı mı? Fransa, Nazi işgalinden uluslararası destek olmadan kurtulabilir miydi? Bugün bağımsız olan hangi ulus dış destek almadan özgürlüğüne ulaştı? Dünyanın bütün halklarına meşru görülen ulusal bağımsızlık hakkı, neden Kürdlere geldiğinde “tehlikeli” ilan ediliyor?
Bu çelişki yalnızca politik değil; aynı zamanda ahlaki bir çöküştür. ABD Savunma Bakanlığı yetkililerinin “Kürdlerden daha güvenilir ortak bulmak zor” açıklamalarına rağmen, aynı devletler Kürdlerin egemenlik hakkını desteklemiyor. Kürdler savaşta müttefik kabul ediliyor; ama barışta siyasi özne olarak tanınmıyor. Demek ki sorun “güven” değil. Sorun, bölgesel statükonun korunmasıdır. Kürdistan Meselesi Güvenlik Sorunu Değil, Sömürgecilik Sorunudur. Türkiye’de resmi söylem yıllardır aynı noktaya dayanıyor: “Kürd sorunu yoktur, terör sorunu vardır.” Oysa ortada çözülmemiş tarihsel bir ulusal mesele bulunuyor.
İnkâr politikaları, zorunlu göçler, dil yasakları, kayyumlar, siyasal tasfiyeler ve askeri yöntemlerle yönetilen bir coğrafyada hâlâ “kardeşlik” söylemi üretiliyor. Fakat eşitliği reddeden bir sistemin kardeşlik söylemi, çoğu zaman yalnızca yeni bir tahakküm biçimidir. Bugün hâlâ Kürdçe eğitim anayasal güvenceye sahip değilse, seçilmiş belediyelere kayyum atanıyorsa, ifade özgürlüğü güvenlik politikalarıyla bastırılıyorsa, ortada demokratik çözüm değil; kontrollü entegrasyon siyaseti vardır. Kürd meselesi bir güvenlik problemi değil, çözümsüz bırakılmış bir egemenlik problemidir. “Terörsüz Türkiye” Söylemi Neyi Gizliyor? Son dönemde iktidar çevrelerinin gündeme taşıdığı “Terörsüz Türkiye” söylemi, ilk bakışta barışçı bir çağrı gibi sunuluyor.
Ancak metinlerin içeriğine bakıldığında Kürdlerin kolektif siyasal haklarını tanımayan bir inkâr siyaseti görülüyor. “Kızıl Elma” eksenli Türkçü-Fetihçi paradigmanın içinde Kürdler ancak sistemin sınırları içinde makbul sayılıyor. Peki şu soru neden hiç sorulmuyor: Bir halkın ulusal haklarını reddederek nasıl demokratik çözüm üretilebilir? “Çözüm” söylemi varsa, neden anayasal güvence yok? Neden ana dil hakkı yok? Neden siyasal temsil sürekli baskı altında? Sorun tam da burada başlıyor. Zaten temel tartışma da temsil sorunudur. Kim Kürdleri temsil ediyor? Kürd Halkı Adına Kim Konuşabilir? Bizi hak etmeyen nasıl bizi temsil edebilir?
Abdullah Öcalan’ın yıllardır retorik ettiği “demokratik türkiye- entegrasyon” yaklaşımı, Kürd toplumunun önemli bir kesimi tarafından ulusal egemenlik talebinin reddi olarak kabul ediliyor. Burada tartışılması gereken mesele kişisel bağlılıklar değil; siyasal meşruiyettir. Hiç kimse, Kürd halkının açık rızası olmadan bütün bir ulusun geleceği adına karar verme yetkisine sahip değildir. Özellikle devlet baskısının sürdüğü, kayyum politikalarının devam ettiği, anayasal güvence sağlanmadığı bir ortamda “çözüm” söyleminin neye hizmet ettiği sorgulanmalıdır.
Çünkü teslimiyet ile temsil aynı şey değildir. Bir hareket silahlı mücadeleyi bırakabilir. Bu siyasal bir tercihtir. Ama bir halkın ulusal haklarından vazgeçme kararını kim verebilir? Asıl tartışılması gereken soru budur. Erdoğan Rejimi Demokratik Çözüm Üretebilir mi? Bugün Türkiye’de muhalefetin bastırıldığı, gazetecilerin tutuklandığı, yargının siyasallaştığı ve seçimle kazanılan belediyelere kayyum atandığı bir düzende, iktidarın Kürd meselesinde demokratik çözüm üreteceğine dair beklenti gerçekçi olabilir mi?
Yirmi dört yıla yakın süredir ülkeyi yöneten iktidar, Kürd sorununda güven artırıcı hangi somut adımı attı? Anadilde eğitim mi? Anayasal vatandaşlık mı? Yerel demokrasi mi? Siyasal af mı? Güç paylaşımı mı? ulusal hak eşitliği mi? Hiçbiri. Buna rağmen sürekli “çözüm”, “normalleşme” ve “kardeşlik” söylemi dolaşıma sokuluyor. Burda “çözüm” değil, başka şeyler planlanıyor. Siyaset yalnızca söylemlerle değil, somut gerçeklerle değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak Kürdler gasp edilmiş milli hakları için mücadele ediyor, Statü talep ediyor. Bugün Kürd meselesinin temel düğümü şudur: Kürelere kültürel kimlik sınırları içinde kontrollü bir yaşam mı öneriliyor, yoksa gerçek anlamda siyasal özne olma hakkı mı tanınıyor? Çünkü tarih gösteriyor ki; hakları sürekli ertelenen millet ve halklara “sabır”, “kardeşlik” ve “güvenlik” dışında hiçbir şey verilmedi.
Küreler açısından mesele artık yalnızca kimliğin tanınması değildir. Mesele, kendi geleceğini özgür iradesiyle belirleme hakkıdır. Ve dünya, eninde sonunda şu soruyla yüzleşmek zorunda kalacaktır: Kendi kaderini tayin hakkı gerçekten evrensel bir hak mı, yoksa yalnızca güçlü egemen uluslara tanınan politik bir ayrıcalık mı?
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 09:17:47


































































































































































































