Türkiye neden Suriye ve Irak’tan çekilmiyor?

DSG’nin entegrasyon anlaşmasına ve PKK ile yürütülen barış sürecine rağmen Türkiye, Suriye ve Irak’taki askeri varlığını sürdürmekte kararlı. Kürdistan Bölgesi’nin Erbil kentinde yaşayan gazeteci Paul Iddon’a göre Ankara’nın sahadaki varlığı yalnızca güvenlik değil, uzun vadeli bölgesel nüfuz hesaplarına da dayanıyor.

17 Şubat 2026 - 12:59
17 Şubat 2026 - 12:59
 0
Türkiye neden Suriye ve Irak’tan çekilmiyor?

Türkiye, Suriye ve Irak’taki askeri varlığını sona erdirmeye yönelik bir planı bulunmadığını açık biçimde ortaya koyarken, bu tutumun hem güvenlik hem de jeopolitik gerekçelere dayandığı değerlendiriliyor.

Türkiye Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 9 Şubat’ta yayımlanan bir röportajında Türkiye’nin bu bölgelerden çekilme gündemi olmadığını belirterek kararın yalnızca Ankara tarafından verileceğini vurguladı. TBMM de Ekim 2025’te Suriye ve Irak’taki askeri görev süresini üç yıl daha uzatmıştı.

“Ankara yalnızca sınır güvenliğini düşünmüyor”

Gazeteci Paul Iddon’a göre Ankara’nın sahadaki varlığı sadece sınır güvenliğiyle açıklanamaz. Iddon, Türkiye’nin Irak’ta özellikle Kürdistan Bölgesi üzerindeki etkisini sürdürmek, Suriye’de ise savaş sonrası siyasi düzenin şekillenmesinde söz sahibi olmak istediğini belirtiyor.

Iddon’a göre Ankara, hem PKK tehdidini sınır hattından uzak tutmayı hem de oluşacak yeni bölgesel güvenlik mimarisinde güçlü bir aktör olarak kalmayı hedefliyor.

DSG’nin entegrasyonu Ankara’nın politikasını değiştirmedi

Suriye’de Şam yönetimi ile DSG arasında varılan ve DSG unsurlarının yeni Suriye ordusuna entegrasyonunu öngören anlaşmaya rağmen Türkiye’nin kuzey Suriye’deki askeri varlığını sürdürmesi dikkat çekiyor. Ankara daha önce 2016’dan itibaren Suriye’de çeşitli askeri operasyonlar düzenlemişti.

Iddon’a göre DSG’nin zayıflaması ya da ABD’nin sahadaki rolünü azaltması, Türkiye açısından otomatik bir çekilme anlamına gelmiyor. Aksine Ankara, sahadaki güç boşluklarının başka aktörler tarafından doldurulmasını istemiyor.

İsrail ve bölgesel rekabet faktörü

Türkiye’nin çekilmemesinde İsrail’in Suriye’nin güneyindeki askeri varlığı ve İran’ın zayıflayan bölgesel etkisi de önemli faktörler arasında gösteriliyor. Iddon, Ankara’nın yeni oluşan dengelerde Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerle birlikte hareket ederek İsrail’in artan etkisini dengelemeye çalıştığını ifade ediyor.

Bu çerçevede Türkiye’nin askeri varlığı, yalnızca terörle mücadele değil, aynı zamanda bölgesel güç projeksiyonunun bir aracı olarak görülüyor.

Irak dosyası daha karmaşık

Türkiye’nin Irak’taki askeri varlığı 1990’lara uzanıyor. Özellikle Kürdistan Bölgesi’nin dağlık alanlarında PKK’ye karşı kurulan üsler ve genişletilen askeri altyapı, Ankara’nın uzun vadeli planının göstergesi olarak değerlendiriliyor.

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 2025’te yaptığı silah bırakma çağrısına rağmen örgütün tamamen silahsızlanmaması, Türkiye’nin geri çekilmesini zorlaştıran başlıca unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Iddon’a göre doğrulanabilir ve kalıcı bir silahsızlanma süreci gerçekleşmeden Ankara’nın Irak’taki askeri varlığını sonlandırması beklenmiyor.

Uzun vadeli tablo

Sonuç olarak Paul Iddon, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki askeri varlığının kısa vadede sona ermeyeceğini, Ankara’nın hem güvenlik riskleri hem de bölgesel nüfuz hedefleri nedeniyle sahada kalmaya devam edeceğini değerlendiriyor.

Orta Doğu’daki yeni güç dengeleri netleşmeden Türkiye’nin geri çekilmesi, mevcut koşullarda olası görünmüyor.

 

Bu haber toplam 1865 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 14:00:11