Wall Street Journal: NATO, İran sonrası Türkiye ile ilişkisini gözden geçirmeli
Wall Street Journal: İran rejimi düşerse Türkiye'nin etkisi artabilir, NATO Ankara ile olan ilişkisini yeniden değerlendirmeli

Yakın Doğu Stratejik Araştırmalar Merkezi İcra Direktörü Bradley Martin, Wall Street Journal'da kaleme aldığı analizde İran’daki olası rejim değişikliği sonrası Türkiye’nin bölgedeki etkisinin artabileceğini savundu ve NATO’nun Ankara ile ilişkisini yeniden değerlendirmesi gerektiğini öne sürdü.
Martin, yazısında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını “uluslararası hukukun açık ihlali” olarak nitelendirdiğini ve İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney’in ölümünden dolayı “üzüntü duyduğunu” ifade ettiğini hatırlattı.
Yazıda, Türkiye’nin üyesi olduğu North Atlantic Treaty Organization (NATO) ile İran politikaları konusunda zaman zaman ayrıştığı iddia edildi. Martin, Ankara’nın İran’daki protestolar sırasında hayatını kaybeden siviller konusunda aynı düzeyde tepki göstermediğini ileri sürdü. Ayrıca Türkiye hükümetinin İran rejimine karşı Türkiye’de protesto düzenleyen bazı kişilerin yakalanması konusunda Tahran ile koordinasyon sağladığı yönünde iddialar bulunduğu aktarıldı.
NewsNation’ın haberlerine dayandırılan bu iddialara göre, gözaltına alınan bazı kişilerin daha sonra İran’da idam edildiği öne sürüldü.
Martin, Erdoğan’ın kendisini “İslam dünyasının lideri” olarak gördüğünü ve bu yaklaşımın Türkiye’nin İran konusunda NATO ile uyumsuz hareket etmesine yol açtığını savundu.
Yazıda ayrıca Türkiye’nin 2012 yılında İsrail adına İran’ın nükleer programı hakkında bilgi toplayan bazı İranlı ajanların kimliklerini Tahran’a açıkladığı iddiasına da yer verildi. Eski Mossad Başkanı Danny Yatom’un bu olayın Batılı istihbarat kurumları için “büyük bir darbe” olduğunu söylediği aktarıldı.
Martin ayrıca 2015 yılında ABD özel kuvvetleri tarafından düzenlenen ve IŞİD’in mali sorumlularından Abu Sayyaf’ın bulunduğu yerleşkeye yapılan operasyonda, örgüt ile bazı Türk yetkililer arasında bağlantılar bulunduğuna dair bulgular elde edildiği yönündeki iddialara da değindi.
Yazıda Türkiye’nin Suriyeli mülteci krizini Avrupa Birliği ile pazarlık aracı olarak kullandığı da öne sürüldü. Bu kapsamda, 2016 yılında Türkiye ile European Union arasında imzalanan ve Ankara’nın düzensiz göçü engellemesi karşılığında 6 milyar euroluk yardım öngören anlaşmaya dikkat çekildi.
Martin, ayrıca 2020’de Türkiye’nin mültecilerin Avrupa’ya geçişini engellemeyeceğini açıklamasıyla yaşanan sınır krizinin Yunanistan tarafından “şantaj diplomasisi” olarak nitelendirildiğini hatırlattı.
Analizde, İran rejiminin olası çöküşü sonrasında NATO’nun Türkiye ile ilişkisini sürdürüp sürdürmemesi ve Türkiye’nin Orta Doğu’daki rolünün ne olması gerektiği sorularının gündeme gelebileceği ifade edildi.
Martin yazısında, ABD’nin bu konuları değerlendirirken Türkiye’nin zaman zaman Batı müttefikleriyle farklı dış politika çizgileri izlediğini göz önünde bulundurması gerektiğini savundu.
Son güncellenme: 19:16:00



































































































































































































