Ulusal Birlikten Önce Ortak Ahlak

Ahlaki birlik, ulusal birliğin ön şartıdır! Ahlaki birlik olmadan ulusal birlik olmaz! Birlik arayışının ve süreçlerinin etik temellere dayanması gerekir.
‘Herhangi Bir Platform Girişimine Dair’ başlıklı yazımda Bakur için net statü (federe yönetim) hedeflemeyen girişimlerden uzak duracağımı ifade etmiştim. Bu yazı ile de olası hedefli ve programatik bir girişimin ilkesel zeminini ifade ediyorum.
Yine, konunun ciddiyeti ve gereklilikleri açısından, Mehmet Emin Aslan’ın son yazısı da dikkate alınmalıdır.(Kuzey Kürdistan Ulusal Birlik Konferansı Kararlarının Ulusal Demokratik Siyaset Perspektifinden Değerlendirilmesi - Mehmet Emin Aslan | Kovara Bîr).
Ahlaki ortaklık; güç/konum istismarına karşı açık denetim, şeffaf karar alma süreçleri, açık dialog zorunluluğu, kamuoyuna hesap verebilirlik ilkeleri kadar, hatta bunlardan önce; sağlıklı zemin oluşumu için bir araya gelenlerin başlangıçtaki nedenlerini ortaya koyar.
Bakur’un ulusal hedeflerini taşıyabilecek gerçek bir birlik, ancak sağlam ahlaki zemin üzerinde yükselebilir. Açıklık, dürüstlük, çoğulculuk, kapsayıcılık ve şeffaflık üzerine kurulmamış bir birlik ya hiç oluşmaz ya da uzun ömürlü olmaz. Bu nedenle ulusal birlik arayışından önce ortak bir ahlaki perspektif belirlemek sağlıklı bir başlangıçtır.
Bu ahlaki zemin; birlik fikrinin kişisel, grupsal ya da partisel çıkarlar uğruna istismar edilmemesini, kısa vadeli hesaplaşmaların aracı haline getirilmemesini ve sürece dahil olan bileşenlerin yarı yolda bırakılmamasını esas almalıdır.
Dolayısıyla ilk olarak ulusal hedeflerde değil, ahlaki ilkelerde ortaklaşmak gerekir. Bu ilkelerin yazılı hale getirilmesi, üzerinde mutabakata varılması ve gerekirse kamuoyuyla paylaşılması, güven inşa eden önemli bir adımdır.
Kürtleri bir arada tutacak olan şey; “önderlik” kültüne bağnazca çağdışı, ilkel bağlılık değil, tarihsel kolektif hafıza, haysiyet, milli değerlere bağlılık, karşılıklı rıza, evrensel değerler ve pazarlığa kapalı kolektif coğrafi hak talepleridir.
Ahlaki tutarlığa, onuru, yaşamı korumaya dair, kişi görüş ve tutumları çağcıl akışa uyumlu, geliştirici hale gelmezse; tekçiliğin, tekçinin ahlakı çarpıtması, yabancılaştırması, yozlaştırması ve şiddet aracı haline getirmesi yani coğrafi olanı kendileştirmesi kaçınılmazdır.
Bakur’da geçmişte ulusal hedefler doğrultusunda birçok birlik denemesi yapılmıştır. Ancak bu girişimler kurumsallaşma ve sürdürülebilirlik aşamasına ulaşamamıştır. Bunun önemli nedenlerinden biri, ortak bir ahlaki zeminin yeterince, özenle, açıklıkla, tavizsiz inşa edilememiş olmasıdır.
Tarihsel kolektif travmalar, ortak acılar ve geleceksizlik duygusu tek başına kalıcı bir birlik oluşturmak için yeterli değildir. Ancak bunların ortak aktif tarih bilinci haline gelmesi, birlikte hareket etmenin ilk adımı olabilir.
Bu nedenle ulusal hedeflerden önce; kolektif hafızada, travmalarda ve ahlaki ilkelerde ortaklaşmak gerekir. Çünkü birlik, yalnızca hedeflerle değil, değerlerle ayakta kalır. Ortak coğrafi acılar, değerler, süreklilik ve üretkenlik ortak hedeflerin nedenselliği, çekirdeğidir.
Birlik içinde yer alacak kişi ve yapıların bu ortak ilkelere uygun hareket etmesi; ilkelerin korunması, yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi açısından hayati önemdedir. Yeni girişimler ve oluşumlar söz konusu olduğunda ise şeffaflık ve açık iletişim güveni pekiştirir.
Geçmişte yaşanan kırılmaların, kırılganlıkların aşılması için açık ve samimi diyalog şarttır. Bu diyalog, tedirginlikleri azaltır ve daha sağlıklı bir birlik zemini oluşturur.
Ortak ahlaki ilkelerin bir mutabakat metnine dönüştürülmesi; bu metnin sorumluluğunun üstlenilmesi ve gerektiğinde kamuoyuyla paylaşılması, sürecin şeffaflığını ve güvenilirliğini artırır.
Uyuşmazlıkların, ilke ihlallerini tespit etmek de, hakem mekanizması oluşturmak da çok zor değildir.
Gerçek bir ulusal birlik, toplum kesimlerinin aktif katılımıyla mümkündür. Bugüne kadar yapılan girişimler bu kapsam ve derinliğe ulaşamadığı için “ulusal birlik” tanımını karşılamamaktadır.
Geçmiş deneyimlerin samimiyetle değerlendirilmesi, hataların kabul edilmesi ve gerektiğinde özür ve telafi mekanizmalarının işletilmesi yeni bir güven ortamı yaratabilir.
Gerçek bir birlik süreci, aynı zamanda özeleştiri kültürünü de içermelidir. İlkelere aykırı davranan kişi ve yapıların, açık bir özeleştiri ve özür sürecinden geçmeden yeniden dahil edilmemesi, birliğin ciddiyeti, egemenlik inşası açısından önemlidir.
Benzer şekilde, birlik ilkelerine aykırı ilişkiler kuran ya da kişisel çıkarlar uğruna hareket eden kişi ve yapıların kamuoyuna açık biçimde değerlendirilmesi gerekir. Bu, kolektif saygınlığın korunması açısından gereklidir.
Kitleselleşememenin tek nedeni birlik eksikliği değildir. Parçalanmış yapılar nasıl başarı getirmediyse, birlikler de tek başına başarı garantisi değildir. Bu, kısmen ayrı bir tartışma konusudur.
Ahlaki birlik, yalnızca bir ön koşul değil, birliğin asıl kendisidir. Güven üretmeyen hiçbir yapı kalıcı olamaz. Güven ise ancak ilkelere dayalı bir ortaklıkla mümkündür. Bu nedenle gerçek birlik, hedeflerde değil, önce değerlerde kurulur.
Sonuç olarak, güçlü ve sürdürülebilir birlik ancak sağlam bir ahlaki güven üzerine kurulabilir. Ahlaki birlik güven üretir, güven katılımı artırır ve katılım gerçek birlik yaratır. Birlik, yalnızca ortak hedeflerle değil, o hedefleri taşıyan ortak değerlerle ayakta kalır.
Ahlaki birlik, ulusal birliğin ön şartıdır. Böyle bir zemin, birliği hem güçlendirir ve genişletir hem kalıcı hale getirir hem de sonuç aldırır.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 17:10:06






























































































































































































