DSG’nin entegrasyonu, kuzeydoğudaki 'demokratik deneyin' sonuna mı işaret ediyor?
Suriye hükümet güçlerinin kuzeydoğuda Kürtlerin öncülük ettiği DSG’yi kısa sürede sahadan çekilmeye zorlaması, Rojava’da yıllardır sürdürülen taban demokrasisi modelinin geleceğini belirsizliğe sürükledi.

Suriye hükümet güçlerinin ülkenin kuzeydoğusundaki kentlere girişi, yalnızca askeri bir gelişme olarak değil, aynı zamanda savaş koşullarında inşa edilen sıra dışı bir siyasi modelin sona ermesi olarak değerlendiriliyor.
Ocak ayında Kürtlerin öncülük ettiği Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) kısa sürede sahada geri çekilmesinin ardından Şam yönetimiyle varılan anlaşma, DSG unsurlarının kademeli olarak Suriye ordusuna entegre edilmesini öngörüyor. Anlaşma, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki Şam yönetiminin Kürtlere bazı kültürel haklar tanımasını da içeriyor. Ancak güç paylaşımının kapsamı ve içeriği henüz netlik kazanmış değil.
Rojava’daki model neydi?
Suriye iç savaşının ilk yıllarında, 2012’de Beşar Esad yönetiminin Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerden çekilmesiyle kontrolü ele alan Kürt güçleri, zamanla “Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi”ni kurdu. Rojava olarak bilinen bu yapı, taban demokrasisine dayalı bir yönetim modeliyle dikkat çekiyordu
Bu sistem, kadın-erkek eşitliğini merkeze alıyor ve tüm yönetim birimlerinde biri kadın biri erkek olmak üzere eş başkanlık uygulamasını benimsiyordu. Model, PKK lideri Abdullah Öcalan tarafından geliştirilen “demokratik konfederalizm” anlayışına dayanıyordu.
IŞİD’le mücadele ve Batı desteği
DSG, IŞİD’in Suriye ve Irak’ta hızla yayıldığı dönemde sahadaki en etkili güçlerden biri haline geldi. ABD ve müttefiklerinin desteğini alan DSG, zamanla Suriye topraklarının yaklaşık üçte birini kontrol etti. Bu bölgelerin bir kısmında Kürtler azınlıkta olmasına rağmen, yerel Arap topluluklar DSG’yi IŞİD’e karşı bir güvenlik gücü olarak kabul etti.
Ancak bu destek kalıcı olmadı.
Denge değişti, destek çekildi
Suriye hükümetinin kuzeydoğuya yönelik baskısını artırmasıyla birlikte, bazı Arap aşiret liderleri Şam’la uzlaşmayı tercih etti. Bu durum, DSG’nin etki alanını büyük ölçüde Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelere sıkıştırdı.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın geçen ay yaptığı açıklama ise sürecin dönüm noktası oldu. Barrack, DSG’nin “asıl işlevini tamamladığını” ve artık ABD açısından vazgeçilmez bir ortak olmadığını ifade etti. Washington’un bu tutumu, ABD askerlerinin Suriye’den çekilmesinin de önünü açtı.
Türkiye faktörü ve Şam’ın eli güçleniyor
Türkiye’nin yeni Suriye yönetiminin en önemli bölgesel güvenlik ortaklarından biri olması da süreci hızlandıran unsurlar arasında gösteriliyor. Ankara uzun süredir Kürt özerk yapılarının tasfiye edilmesini savunuyordu.
DSG, daha önce imzalanan ancak uygulanamayan bir mutabakat zemininde Şam’la entegrasyonu kabul etmek zorunda kaldı. Sahadaki askeri dengeler, bu kararda belirleyici oldu.
Demokratik deneyin geleceği belirsiz
Bugün gelinen noktada Şam yönetiminin, Kürtlere geniş bir özerklik tanıması için geçen yıla kıyasla çok daha az baskı altında olduğu değerlendiriliyor. Bu durum, Rojava’da geliştirilen taban demokrasisi modelinin ne ölçüde korunabileceği sorusunu gündeme getiriyor.
Uzmanlara göre DSG’nin sahadaki gerileyişi yalnızca askeri bir yenilgi değil; aynı zamanda Ortadoğu’da devlet dışı, katılımcı ve cinsiyet eşitliğine dayalı nadir yönetim deneyimlerinden birinin sona ermesi anlamına gelebilir.
Son güncellenme: 15:46:30



































































































































































































