İran savaşı gölgesinde Arap dünyası yeni ortaklar arıyor
Tahran’ın saldırıları Körfez ülkelerini ABD’ye yaklaştırabilir, ancak aynı zamanda uzaklaştırma riski de taşıyor

İran’ın Körfez’deki Arap ülkelerine yönelik füze ve İHA saldırıları, bölgedeki dengeleri sarsarken Arap devletlerini güvenlik politikalarını yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Uzmanlara göre bu süreç, Körfez ülkelerini bir yandan ABD ile daha yakın iş birliğine iterken, diğer yandan Washington’dan kısmi uzaklaşmaya da yol açabilir.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran’ın saldırılarını “stratejik hata” olarak nitelendirerek, bunun Arap ülkelerini ABD ve İsrail’e yaklaştıracağını savundu. Ancak sahadaki gelişmeler bu tablonun daha karmaşık olduğunu gösteriyor.
İran neden saldırıları sürdürüyor?
Analizlere göre İran, askeri olarak doğrudan karşı koyamadığı ABD ve İsrail’e karşı asimetrik bir strateji izliyor. Bu kapsamda; Hürmüz Boğazı üzerinden enerji akışını kısıtlıyor. Körfez ülkelerindeki enerji tesislerini hedef alıyor. Ayrıca küresel enerji piyasalarında belirsizlik yaratarak ekonomik baskı oluşturmayı amaçlıyor. Uzmanlara göre bu stratejinin hedefi, savaşın maliyetini artırarak Washington’u geri adım atmaya zorlamak.
Arap ülkeleri ikilemde
İran’ın saldırıları, Körfez ülkeleri için iki farklı senaryoyu gündeme getiriyor:
1. ABD ile ilişkilerin güçlenmesi: İran tehdidinin artması, bu ülkelerin ABD’nin askeri korumasına daha fazla ihtiyaç duymasına yol açabilir.
2. ABD’den mesafe koyma: Bazı Körfez ülkeleri ise ABD ile askeri yakınlığın kendilerini hedef haline getirdiğini düşünerek, Washington’a bağımlılığı azaltmayı tercih edebilir.
Bu ikilem, özellikle savaşın ABD’nin itirazlara rağmen başlatıldığı algısıyla daha da derinleşiyor.
Savaş, Körfez ekonomilerini de doğrudan etkiliyor. Enerji ihracatına dayalı bu ülkeler için; Güvenlik riskleri yatırım ortamını zayıflatıyor, yabancı yatırımcılar ve çalışanlar bölgeden ayrılmaya başlıyor ve enerji altyapısına yönelik saldırılar ciddi kayıplara yol açıyor.
Yeni güvenlik arayışları
Arap ülkeleri, ABD’ye alternatif veya tamamlayıcı güvenlik seçeneklerini de değerlendiriyor. Öne çıkan seçenekler arasında; Çin ve Rusya gibi güçlerle yakınlaşma, körfez ülkeleri arasında daha güçlü askeri iş birliği (bir tür “Arap NATO’su”) ve Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi üçüncü aktörlerle iş birliği seçenekleri bulunuyor. Uzmanlara göre en olası senaryo, bu seçeneklerin birleştiği “hibrit” bir model.
Yeni dönem kapıda
Savaşın nasıl sonuçlanacağı belirsizliğini korurken, Arap dünyasının güvenlik mimarisinde önemli değişimlerin kapıda olduğu değerlendiriliyor.
Körfez ülkeleri ya ABD ile mevcut ittifakı daha da güçlendirecek ya da daha dengeli ve çok aktörlü bir güvenlik stratejisine yönelecek. Bu tercih, bölgenin gelecek yıllardaki jeopolitik yönünü belirleyecek.
Son güncellenme: 11:46:25




































































































































































































