İran savaşı: Körfez ülkeleri saldırılara karşılık verir mi?

ABD-İsrail saldırılarına karşı İran'ın Körfez ülkelerine düzenlediği misilleme saldırıları, savaşın yayılması endişelerini artırıyor. Peki doğrudan İran füzelerine hedef olan Körfez ülkeleri ne yapacak?

2 Mar 2026 - 14:54
2 Mar 2026 - 14:54
 0
İran savaşı: Körfez ülkeleri saldırılara karşılık verir mi?

ABD ve İsrail'in İran'a Cumartesi sabahı başlattığı saldırılarla tırmanan gerilim Körfez ülkelerine de sıçradı. İran, saldırıların ardından BM Güvenlik Konseyi'ne gönderdiği mektupta "meşru müdafaa hakkını kullanacaklarını" bildirdi, Devrim Muhafızları, bölgedeki Amerikan askerî varlıklarının "meşru hedef" olarak görüleceğini açıkladı.

Bu açıklamaların ardından İran füzeleri Bahreyn'deki Amerikan donanma üssüne düştü, Katar, bölgedeki en büyük Amerikan üssü olan El Udeyd hava üssüne fırlatılan füzelerin hava savunma sistemlerince imha edildiğini açıkladı. Kuveyt'ten de İran füzelerinin, Amerikan askerlerinin konuşlandığı El Selim hava üssüne düştüğü açıklaması geldi.

Kuveyt ve Suudi Arabistan'a da saldırılar düzenlendi. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı bugün devlete bağlı petrol şirketi Aramco'ya ait bir tesisin İran'a ait insansız hava araçları tarafından saldırıya uğradığını duyurdu.

İran, askeri hedeflerin yanı sıra Körfez ülkelerindeki lüks otel, liman, sanayi bölgeleri, havaalanları ve petrol altyapısı gibi noktaları da hedef aldı.

Körfez ülkeleri şimdilik İran'ın bu saldırılarına karşı askeri bir misillemede bulunmadı. Ancak önümüzdeki dönemde bu ülkelerin de savaşa aktif olarak katılıp katılmayacakları tartışılıyor.

"Yeni bir eşik aşıldı"

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsünden (IISS) Bahreynli Ortadoğu politikaları uzmanı Hasan Alhasan, DW'ye yaptığı açıklamada, "İran'ın bölgedeki Amerikan üslerine saldırması öngörülebilir olsa da Körfez ülkelerindeki kentleri, havaalanı ve enerji altyapısını hedef alarak yeni bir eşiği aşmış oldu" değerlendirmesinde bulunuyor. Alhasan, Körfez ülkelerinin İran'a mesafe olarak daha yakın olduğuna ve İsrail gibi güçlü savunma sistemlerinin bulunmadığına işaret ederek bunun İran'ın hedefleri vurma şansını artırdığını belirtiyor.

İran'ın saldırılarının ardından Körfez ülkelerinin liderleri birbirleriyle dayanışma açıklamaları yaptı, İran'ın saldırılarını kınayarak birlik mesajları verdi.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed Al Nahyan'ın dış politika danışmanı olan eski dışişleri bakanlarından Enver Gargaş, İran'a "Savaşınız komşularınızla değil" tepkisini gösterdi. Gargaş, BAE'nin saldırılara hedef olurken oturup seyirci kalmayacağı uyarısı yaptı.

Körfez ülkelerinin İran açılımı işe yaramadı

Şimdiye kadar Amerikan üslerine ev sahipliği yapmak ya da Amerikan silahları satın almak Körfez ülkelerince, kendilerine yönelik bir saldırıya karşı en caydırıcı yol olarak görüldü.

Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler, önceleri ezeli düşman olarak gördükleri İran ile ilişkileri düzeltmek için son birkaç yılda önemli diplomatik girişimlerde bulundu, İran'ın nükleer programı ile ilgili sorunlarda diplomatik çözümden yana tavır takındı.

ABD ve İsrail'in İran'a operasyon tehdidinde bulunduğu önceki haftalarda Körfez ülkeleri operasyona karşı çıktı, Suudi Arabistan, BAE ve Ürdün gibi ülkeler, İran'a karşı bir saldırıda topraklarındaki üsleri kullandırtmayacaklarını açıkladı.

Ortadoğu uzmanı Alhasan'ın işaret ettiği gibi, bu taahhütler İran'ın füze ve İHA saldırılarına engel olamadı.

Şimdi Körfez ülkeleri iki ateş arasında kalmış durumda. Bir yandan parçası olmak istemediklerini söyledikleri bir çatışmanın içine çekilmenin eşiğindeler, diğer yandan pek çoğu İsrail ile diplomatik ilişkilere sahip olmamasına rağmen İsrail ile olası bir ittifaka doğru sürükleniyorlar. Bu durum, Suudi Arabistan ve BAE gibi son dönemde ciddi siyasi anlaşmazlıklar yaşamış ülkeleri bile bir araya getiriyor.

Körfez orduları doğrudan çatışmaya girer mi?

Körfez ülkelerinin her birinin kendi ordusu var ve aralarında Suudi Arabistan’ın ordusu en güçlü ve en iyi finanse edilen olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, bu ülkelerin çatışmaya doğrudan kendi askerî güçleriyle katılacaklarından şüpheli.

Alhasan, Körfez ülkelerinin doğrudan bir çatışma yerine kendi toprakları ve hava sahalarında ABD'ye daha geniş erişim sağlayabileceklerini, hatta İran'a karşı sınırlı askerî saldırılar başlatabileceklerini belirtiyor. Ortadoğu uzmanı, "Ancak İran’ın Körfez şehirlerine ya da kritik ulusal altyapıya yönelik saldırıları sonucu kitlesel can kayıpları veya büyük çaplı kesintiler yaşanmadığı sürece, Körfez ülkelerinin İran’a doğrudan misilleme yapması bu aşamada pek olası görünmüyor" görüşünü kaydetti.

Londra'daki King's College Üniversitesi Güvenlik Çalışmaları Bölümünden kıdemli öğretim görevlisi Andreas Krieg de "Körfez orduları savaşa doğrudan dahil olabilir mi?" sorusuna, "Mümkün, ancak saldırı amaçlı operasyonlardan ziyade meşru müdafaa çerçevesinde daha dar kapsamlı olması daha olası. Körfez ülkeleri, genişleyen bir savaşa aktif olarak katılmaktan ziyade çatışmanın yayılmasını engellemeye çalışacaktır" yanıtını veriyor.

Körfez ülkelerinin ikilemi

Krieg, bölgeye füzeler düşmeye başladığında Körfez ülkelerinin "sert karşılık vererek tırmanışın içine sıkışma riskine girmek" ve "yumuşak karşılık verip içeride zayıf görünmek" gibi zor bir ikilemle karşı karşıya kaldıklarını belirtiyor.

Krieg’e göre etkilenen ülkelerin yapacağı ilk şey, savunmalarını güçlendirmek olacak. Bu da "hava ve füze savunmasının en üst düzeye çıkarılması, üsler ve kritik altyapının korunması, iç güvenliğin sıkılaştırılması ve istikrar planlarının devreye sokulması" anlamına geliyor.

Krieg, ardından diplomatik çabaların yoğunlaşacağı öngörüsünde bulunarak "(ABD-İran müzakerelerinde arabuluculuk yapan) Umman ve Katar iletişim kanallarını açık tutarak bir çıkış yolu arayacak, diğerleri de onları sessizce teşvik edecektir" diyor.

Analistler, Körfez ülkelerinin Washington ile yakın ilişkilerini kullanarak saldırıların durdurulması için çalışacağına inanıyor.

"En büyük bedeli Körfez ülkeleri ödüyor"

Andreas Krieg, İran'ın ABD ve İsrail'e yönelik misilleme saldırılarında en büyük bedeli, deniz taşımacılığındaki aksaklıklar, yatırımcı güveninin sarsılması, enerji altyapısının hedef alınması ve doğrudan saldırılar yoluyla Körfez ülkelerinin ödediğini ve bunun farkında olduklarını söylüyor.

"Körfez müttefikleri, Washington’ın risk toleransını paylaşmıyor ve kendilerinin seçmediği eylemlerin içine sürüklenmekten korkuyor" diyen Krieg, "Bu tür bir çatışma, BAE ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkelerinin inşa ettikleri, turizm ve ekonomik yatırım merkezi haline gelmeyi de içeren, petrolden bağımsız gelecek ekonomi modelini tehdit ediyor" diyor.

Körfez ülkeleri ne yapacak?

Körfez ülkelerinin güvenliklerini dayandırdıkları, ABD ile ittifak ve İran ile ilişkileri iyileştirmek üzerine oturtulmuş denklem, devam eden saldırı ve karşı saldırılarla şimdiden ciddi şekilde sarsılmış durumda.

Ortadoğu uzmanı Alhasan, "İran’ın Körfez komşularıyla ilişkilerinde uzun vadeli hasar muhtemelen çoktan oluştu. Özellikle de İran'daki mevcut rejim bir şekilde ayakta kalırsa" diyor ve Körfez liderlerinin, İran’la ilişkileri yeniden düzeltmeye çalışmak yerine gelecekte caydırıcılığa odaklanacağı öngörüsünde bulunuyor.

Andreas Krieg ise Körfez'deki bazı ülkelerin ABD'nin topraklarındaki varlığıyla ilgili yeni düzenlemelere gidebileceklerini, diplomatik ve ekonomik hareket alanını genişletmek üzere yeni uluslararası ortaklıklara gidebileceklerini belirtiyor.

Krieg, "Ancak öncelikli hedef, salt coğrafya nedeniyle başkalarının savaşına sürüklenmek zorunda kalma olasılığının azaltılması olacaktır" diyor.

 

Bu haber toplam 480 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 15:55:14