Ortak Yaşam Yerine Kamusal ve İdari Yaşam Ortaklığı

Ortak yaşam; bireyi kurucu bir özne değil, pasif bir nesne olarak konumlandıran, hak ve yönetim odaklı somut talepleri muğlaklaştıran statik bir yan yana var olma durumudur.
Kamusal ortaklık ya da kamusal ortak yaşam; yaşanılan yere ait olma hakkıdır.
İdari ortaklık ya da idari ortak yaşam; kendi bölgesini kısmi de olsa yönetmektir.
Dile dolanan ‘ortak yaşam’ (ya da kardeşlik, bir arada yaşam) bu iki durumu da kapsıyor gibi görünse de aslında ikisini de tanımlamaz ve karşılamaz; bunlar birbirine benzemeyen, farklı tarihsel ve sosyolojik durumlardır.
Ortak yaşam
Bakur dışında yerleşik toplumun kullandığı ‘ortak yaşam’ ifadesiyle, Bakur’da yerleşik toplumun kullandığı ‘ortak yaşam’ kavramı benzer değildir; farklı durumlardır. Nihayetinde, ister bütün için, ister bölgeler için uygun kavramlar değildir.
Ortak yaşam özneyi nesneleştiren pasif bir söylemken, kamusal ve idari ortaklık öznenin aktifleşmesidir.
‘Ortak yaşam’ bu iki mücadeleyi tek bir çatı altına bastırmaya, gizlemeye çalışırken her ikisini de muğlaklaştırıyor.
Bakur dışında kamusal yaşam bir ‘hak ve eşitlik’ meselesiyken, Bakur’da idari yaşam bir ‘yönetim ve kalkınma’ modelidir.
Bakur dışında yerleşik olduğunu idrak ve kabul eden kişi, yaşadığı kentin politikasında, kültüründe ve sivil toplumunda ‘kamusal bir bileşen’ olarak hak talep eder, kentin kaderine ortak olma duygusunu güçlendirerek katkı sağlar.
Kamusal ortaklık
Kurumsal, anayasal, pratik bariyerleri ve bu bariyerlerden hoşnutluğunu kamusal alanda sürdürerek destekleyen toplum kesimlerini göz ardı etmeden; Bakur dışında yerleşik toplumumuzun, üzerindeki ‘geçicilik’ ya da ‘misafirlik’ psikolojisini aşması yaşadığı yerin ‘kamusal ortağı’ olmasıyla başlar. Elbette buradaki sorun başlı başına bireysel psikoloji meselesi değil, hem ait olmama hem de yapısal bir dışlanma meselesidir. Bu dönüşüm mücadelesi bireysel farkındalıkla sağlanamaz. Bunu değiştirmenin kalıcı yolu, çözümü ise Bakur dışında yerleşik Kürtlere anayasal eşit vatandaşlık hakkı tanınmasıdır.
Bakur dışında yerleşik halkımız birer itirazcı değildir; her farklılık gibi sadece yaşadıkları kentin sakini olarak geleceğini de belirleyen kamusal ortaklardan olmalıdır. Yani anayasal eşit vatandaşlık talebi sığınmacılığın değil; kamusal ortaklığın hukuki gereğidir.
İdari ortaklık
Bakur’da yaşayan toplum ise federe yönetim modeli ile güven ve olanağa kavuşur: bu ise rasyonel bir ‘idari ortaklık’tır. Bakur’da yerleşik halk için idari ortaklık, kamusal ortaklığı güçlendirir.
Federe yönetim modeli önerisi ütopik bir iddia değil, bölgesel sorunlarımızı azaltma odaklıdır.
Bu nedenle, yaşadığı yer fark etmeksizin, Bakurluların ‘ortak yaşam’ kavramını değil; Bakur dışında yerleşiklerin ‘kamusal ortak yaşam’ ve Bakur’dakilerin ‘idari ortak yaşam’ kavramlarını kullanmasını öneriyorum: birbirini tamamlayan iki süreç.
Bu iki yaklaşım farklı talepler, farklı araçlar ve farklı kurumsal hedefler gerektiriyor; ancak birbirini dışlamıyor.
Bakur dışında ve Bakur’da yerleşik bireylerin bu belirleyici ayrıma vurgu yapması; hem kavramsal kargaşanın giderilmesine hem de bir bilinç eşiğinin aşılmasına katkı sağlayacaktır.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 11:16:37
































































































































































































