İran’da protestolar yayılıyor: Rejim dört senaryoyla karşı karşıya
İran genelinde bir haftayı aşan protestolarda can kayıpları artarken, ABD Başkanı Donald Trump’ın “göstericileri kurtarırız” çıkışı tansiyonu yükseltti. Tahran yönetimi, iç huzursuzluk ile dış müdahale endişesinin kesiştiği kritik bir eşikte karar vermeye hazırlanıyor.

İran, son yılların coğrafi açıdan en yaygın protesto dalgalarından biriyle karşı karşıya. İnsan hakları izleme kuruluşları ve yerel kaynaklara göre, gösteriler ülke genelinde 70’ten fazla kent ve kasabaya yayılmış durumda. Protestolar ikinci haftasına yaklaşırken, rejim hem sokaktaki öfkeyi hem de artan dış baskıyı yönetmeye çalışıyor.
Gösteriler geçen pazar günü ulusal para birimi riyalin çöküşü ve hızla artan yaşam maliyetleri nedeniyle başladı. Ancak kısa sürede rejim karşıtı sloganlara evrildi; bazı protestocular doğrudan İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesini talep etmeye başladı.
Can Kayıpları ve Sert Müdahale
ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na göre, güvenlik güçlerinin müdahaleleri sonucu aralarında çocukların da bulunduğu en az yedi kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı ve çok sayıda kişi gözaltına alındı. Bazı kaynaklar ölü sayısının 10’a kadar çıktığını bildiriyor.
Güvenlik güçlerinin göz yaşartıcı gaz, saçma mermileri ve gerçek mermi kullandığı belirtilirken, öldürülen bir göstericinin ailesi, yetkililerin kurbanı “güvenlik görevlisi” ya da “vandallık yapan bir eylemci” olarak göstermeye yönelik girişimlerini reddetti.
Protestoların Kum gibi dini açıdan kritik merkezlere kadar yayılması ve cuma günü Ayetullah Ali Hamaney aleyhine sloganlar atılması, yönetim içindeki alarm seviyesini yükseltti.
Trump’ın Açıklaması ve Tahran’dan Sert Tepki
Gösteriler, son derece hassas bir dış politika ortamında gerçekleşiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, İran yönetiminin “barışçıl göstericileri öldürmesi” halinde Washington’un “yardıma geleceğini” söyledi.
Bu açıklama, Tahran’da koordineli ve sert tepkilere yol açtı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD’nin “İran halkını kurtarma” söyleminin uzun bir geçmişi olduğunu savunarak Washington’un İsrail’e verdiği desteği hatırlattı. Hamaney’in danışmanlarından Ali Şemhani ise İran’ın vereceği karşılığın “pişmanlık yaratacağını” söyledi.
Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, olası bir saldırı durumunda bölgedeki ABD çıkarları ve askerlerinin “meşru hedef” haline geleceğini belirtirken, Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani de Amerikalılara askerlerinin güvenliğini düşünmeleri çağrısında bulundu.
Devlet medyası ise protestoları “iç mesele” olarak tanımlarken, dış güçlerin süreci istismar etmeye çalıştığı söylemini öne çıkardı.
Tanıdık Baskı Modeli
Sahadaki tablo, İran’ın geçmiş protestolarda izlediği bastırma stratejisini yansıtıyor. Güvenlik güçleri ilk aşamada dağıtma, hedefli gözaltılar ve özellikle işçi ile öğrenci eylemlerine baskı uyguluyor.
Geçmiş örneklerde olduğu gibi, protestolar şiddetlendiğinde gaz, saçma ve seçici canlı ateş kullanımı artıyor. Kürdistan ve Belucistan gibi “stratejik” bölgelerde ise sert müdahaleler genellikle “ayrılıkçılıkla mücadele” gerekçesiyle meşrulaştırılıyor.
Tahran’ın şu aşamada ülke genelinde eş zamanlı bir patlamayı ve uluslararası müdahaleyi tetikleyebilecek ölçüsüz şiddetten kaçınmaya çalıştığı değerlendiriliyor. Ancak bu yaklaşımın kalıcı olmayabileceği belirtiliyor.
Masadaki Dört Senaryo
1. Yapısal Reform
Rejim değişimine karşı olan reformist çevreler, protestoları yatıştırmak için yapısal reform çağrısı yapıyor. Anayasa’nın 27. maddesi kapsamında yasal gösterilere izin verilmesi, ekonomik düzenlemeler ve Batı ile yeniden diplomasi bu talepler arasında yer alıyor.
Ancak geçmiş deneyimler, rejimin ideolojik kırmızı çizgilerini ve güç merkezlerini sarsacak reformlara yanaşmadığını gösteriyor. Aktivistlere göre, sembolik adımlar güveni yeniden tesis etmek yerine krizi derinleştirebilir.
2. Uzayan Huzursuzluk
Kısa vadede en olası senaryo, dalgalar halinde süren protestoların kontrollü baskıyla bastırılması. Devlet bu modelde, protesto yorgunluğuna oynarken ekonomik ve itibar maliyetlerini göze alıyor.
Ancak yüksek enflasyon, enerji ve su krizi, yaptırımlar ve siyasi özgürlüklerin yokluğu, orta sınıfı giderek eritiyor. Bu da her yeni protesto dalgasını daha tehlikeli hale getiriyor.
3. Dış Müdahaleyle Rejim Değişikliği
Trump’ın açıklamaları, yönetim içinde en tehlikeli senaryoya dair korkuları canlandırdı. ABD veya İsrail’in, protestocuları koruma ya da İran’ın füze ve nükleer programlarını gerekçe göstererek doğrudan askeri müdahalede bulunması, rejim değişikliğine yol açabilir.
Ancak bu yolun bölgesel istikrarsızlığı ve savaşı tetikleme riski yüksek. Reformistlerin büyük bölümü bu senaryoya karşı çıkıyor.
4. Parçalanma veya Uzun Geçiş
İç savaş, bölünme ya da ani bir çöküşün ardından demokratik geçiş gibi senaryolar şimdilik spekülatif görülüyor. Muhalefetin dağınıklığı ve güvenlik aygıtının gücü, hızlı dönüşümü zorlaştırıyor.
Sokaklarda adı sıkça anılan sürgündeki Veliaht Prens Rıza Pehlevi birlik çağrısı yapsa da, öfkeyi somut bir siyasi alternatife dönüştürmek hâlâ büyük bir soru işareti.
Belirsiz Eşik
İran yönetimi bu krize zayıflamış ama tamamen savunmasız olmayan bir noktada giriyor. İç protestolar ile dış tehditlerin birbirini beslediği bu ortam, Tahran’ın manevra alanını daraltıyor.
Önümüzdeki günlerde diyalog, erteleme ya da sert güç seçeneklerinden hangisinin tercih edileceği, protestoların sönümlenip sönümlenmeyeceğini ya da daha sert bir baskı dönemine girilip girilmeyeceğini belirleyecek.
Şimdilik İran, baskı ile felç arasındaki dar koridorda ilerliyor; net bir çıkış yolu ise henüz görünmüyor
Son güncellenme: 12:50:43






































































































































































































