Pay Enstitüsü: Kürdistan Bölgesi tarihinin en tehlikeli aşamasında
Pay Eğitim ve Kalkınma Enstitüsü'nün NED desteğiyle yayımladığı raporda, Kürdistan Bölgesi'nin kurumsal ve siyasi kriz içinde olduğu belirtilerek, acil reformlar yapılmaması halinde bölgenin anayasal statüsünü kaybederek Bağdat'a bağımlı bir yerel yönetime dönüşebileceği uyarısı yapıldı.

Pay Eğitim ve Kalkınma Enstitüsü, Kürdistan Bölgesi'nin, kendi kendini yönetme deneyiminin başlamasından 34 yıl sonra "tarihinin en tehlikeli aşamasında" olduğunu ilan ettiği son raporunu kamuoyuyla paylaştı. Amerikan Ulusal Demokrasi Vakfı'nın (NED) desteğiyle "Kürdistan Bölgesi Kurumsal Boşluğun Eşiğinde" başlığıyla yayımlanan rapor, kurumların meşruiyetinin zayıfladığı, anayasanın göz ardı edildiği ve siyasi yapının derin bir kriz içinde olduğu mevcut duruma ilişkin sert bir uyarı niteliği taşıyor.
Amerikan Ulusal Demokrasi Vakfı'nın (NED) desteğiyle "Kürdistan Bölgesi Kurumsal Boşluğun Eşiğinde" başlığıyla yayımlanan rapor, Kürdistan Bölgesi'nin, kendi kendini yönetme deneyiminin başlamasından 34 yıl sonra tarihinin en tehlikeli aşamasında olduğunu belirtiyor.
Bu aşamada kurumların meşruiyeti zayıflamış, anayasa göz ardı edilmiş, silahlı ve istihbarat güçleri iki ayrı güvenlik ve siyasi bölge arasında sıkışıp kalmıştır.
Pay Enstitüsü, Kürdistan Bölgesi'nin yapısına yönelik temel tehdidin dış komplolar ve tehditlerden ziyade, "kurumların içerideki işlevsel anlamını yitirmesi" olduğunu vurguluyor. Öyle ki, acil ve köklü reformlar yapılmazsa, Kürdistan Bölgesi'nin statüsü güçlü bir anayasal yapıdan zayıf ve "tamamen Bağdat'a bağımlı bir yerel idareye" gerileyecektir.
Kürdistan Bölgesi; Tarihi bir kazanım ve ulusal bir emanet
Raporun birinci bölümü, tarihi bir bakış açısıyla başlıyor ve Kürdistan Bölgesi'nin federal yapısının geçici bir siyasi anlaşmanın veya herhangi bir Bağdat hükümetinin bir lütfu olmadığını, aksine Kürdistan halkının bir asırdan fazla süren kesintisiz mücadelesi ve fedakarlığının bir ürünü olduğunu belirtiyor. Bu yapı, binlerce şehidin, Enfal'in, kimyasal saldırıların, ayaklanmaların, hapislerin ve sürgünlerin kanıyla kazanılmıştır.
Raporda, Kürdistan halkının 20. yüzyılın başından itibaren kendi kaderini tayin hakkı için Şeyh Mahmud Hafid Ayaklanması, Barzan Ayaklanmaları, 1961 Eylül Devrimi ve Kürt halkının haklarının ilk kez resmi olarak tanındığı 11 Mart 1970 Anlaşması'nı kaydettiği belirtiliyor. 1975'teki yenilgiye rağmen, 1976'da yeni bir devrim başlamış ve zorunlu göç, Araplaştırma, Enfal'de 182 bin vatandaşın soykırıma uğratılması ve 16 Mart 1988'de Halepçe'nin kimyasal silahlarla katledilmesi gibi saldırılara karşı direniş göstermiştir.
Rapor, 1991 baharındaki Raperin (ayaklanma) ve ardından milyonlarca Kürdistanlının İran ve Türkiye sınırlarına göç etmesiyle uluslararası toplumun 688 sayılı Güvenlik Konseyi kararını çıkararak uçuşa yasak bölge oluşturduğunu hatırlatıyor. Ancak Baas rejiminin kurumlarının 1991 sonbaharında çekilmesi, uluslararası ekonomik ambargo ve Baas'ın Kürdistan'a yönelik iç ambargosu sonrası Kürt siyasi liderliği, demokrasi ve seçimler yoluyla idari boşluğu doldurmak için tarihi bir karar aldı.
Bu doğrultuda, 19 Mayıs 1992'de Kürdistan Parlamentosu için ilk genel seçimler yapıldı, 4 Temmuz 1992'de Parlamento ilk oturumunu gerçekleştirdi ve Kürdistan Bölgesi Hükümeti kuruldu. Rapor, bunun silahlı devrimci meşruiyetten anayasal, yasal ve sivil meşruiyete geçişin başlangıcı olduğunu belirtiyor.
Yapılması gereken 9 seçimden sadece 6'sı yapıldı
Pay Enstitüsü, yasal takvime göre 1992-2024 yılları arasında dokuz genel seçim yapılması gerekirken (1992, 1996, 2000, 2004, 2008, 2012, 2016, 2020, 2024), gerçekte sadece altı seçim yapıldığını (1992, 2005, 2009, 2013, 2018 ve 2024) belirtiyor. "Bu durum, Kürdistan Bölgesi'nde demokratik sürecin gerilemesi ve ertelenmesinin yaygın bir gelenek haline geldiğini göstermektedir."
Rapor şunu vurguluyor: "Tarihi fedakarlıklar, sınırsız bir iktidar, seçimlerin ertelenmesi ve hesap verebilirliğin zayıflatılması için bir mazeret olarak kullanılmamalıdır. Çünkü şehitler, bir partinin bölgenin sahibi olması için canlarını feda etmediler; bilakis, Kürdistan halkının özgürlüğe ve hukukun üstünlüğüne sahip olması için kurban oldular."
Kürdistan Bölgesi'nin Irak Anayasası'ndaki anayasal konumu
Pay Enstitüsü raporunun ikinci bölümü, Kürdistan Bölgesi'nin 2005 tarihli kalıcı Irak Anayasası'ndaki hukuki konumuna odaklanıyor. Rapor, Bölge'nin konumunun Bağdat tarafından bahşedilmediğini, aksine birçok temel maddede anayasa metniyle tanınan federal bir birim olduğunu açıklıyor:
- Federalizm devletin temelidir (Başlangıç ve Madde 1): Anayasanın başlangıç bölümünde, anayasaya bağlılık Irak'ın toprak bütünlüğünün garantisi olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, 1. maddeye göre Irak, federal, çok unsurlu ve parlamenter bir devlettir.
- Bölge'nin yetkilerinin açıkça tanınması (Madde 117): Bu madde, anayasanın Kürdistan Bölgesi'ni ve mevcut yetkilerini federal bir bölge olarak tanıdığını belirtir. Bu, 2003 öncesindeki Bölge'nin fiili durumunu tanıdığı için tarihi bir öneme sahiptir.
- Saklı yetkiler (Madde 115): En güçlü maddelerden biri olup, anayasada özel bir metinle federal hükümete verilmeyen (Madde 110'a göre) her yetkinin bölgelere ait olduğunu belirtir. Ortak yetkilerdeki (Madde 114) bir anlaşmazlık durumunda ise öncelik bölge yasasınındır.
- Bölge yasalarının devamlılığı (Madde 141): Anayasa, 1992'den sonra Kürdistan Bölgesi'nde çıkarılan tüm yasa, karar, sözleşme ve düzenlemelerin, anayasaya aykırı olmamak kaydıyla, Bölge'nin yetkili makamları tarafından değiştirilene veya ilga edilene kadar geçerliliğini tanır.
- Yasama, Yürütme ve Yargı yetkisi (Madde 121): Kürdistan Bölgesi'ne, kendi sınırları içinde üç erki de tam olarak kullanma hakkı verilmiştir. Buna, kendi anayasasını yapma (Madde 120) ve iç güvenlik güçlerini (polis, asayiş ve bölge muhafızları) düzenleme hakkı da dahildir.
- Bölge Yetkilerinin değişiklikten korunması (Madde 126/Dört): Kürdistan Bölgesi'nin yetkileri, Kürdistan Parlamentosu'nun onayı ve referandum yoluyla Bölge halkının çoğunluğunun oyu olmaksızın Irak Anayasası'nda azaltılamaz.
Anayasal haklar ve iç zayıflık arasındaki çelişki
Rapor şu soruyu soruyor: "Tüm bu güçlü anayasal yetkilere rağmen, Bölge'nin Bağdat karşısındaki konumu neden gün geçtikçe zayıflıyor?"
Rapora göre cevap şudur: "Anayasal haklar, güçlü ve işlevsel kurumlar olmadan korunamaz. Kürdistan Bölgesi parlamentosunu işlevsiz hale getirdiğinde, üst düzey makamları vekaleten yürüttüğünde, bir anayasa yapmadığında ve gelirleri şeffaf olmadığında, Bağdat'taki merkezi hükümet bu zayıflıkları kendi lehine kullanır ve Bölge'nin federal yetkilerinin ayrıntılarına müdahale eder."
Kürdistan Bölgesi anayasası; Yerine getirilmeyen bir hak ve görev
Raporun üçüncü bölümü, Kürdistan Bölgesi'nde bir anayasanın olmaması meselesini ayrıntılı bir şekilde ele alıyor. Rapor, Irak Anayasası'nın ve 120. maddenin kabul edilmesinin üzerinden 21 yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen Kürdistan Bölgesi'nin hala anayasasız olduğuna dikkat çekiyor.
Bölge'nin neden bir anayasaya ihtiyacı var?
Rapora göre anayasa şu nedenlerle gereklidir:
- Yönetim sistemini belirlemek (parlamenter, başkanlık veya karma).
- Bölge Başkanı, Parlamento ve Hükümetin yetki sınırlarını belirlemek.
- Güçler ayrılığını mutlak olarak sağlamak ve yargı bağımsızlığını güvence altına almak.
- Geçici (vekâleten) hükümetin yetkilerini sınırlayarak sınırsız güç kullanımını önlemek.
- Silahlı ve güvenlik güçlerini partilerin kontrolünden çıkarmak.
- Etnik ve dini toplulukların (Türkmen, Keldani, Süryani, Asuri, Ermeni, Ezidi, Kakai ve Hristiyan) haklarını adil bir şekilde korumak.
Anayasa hazırlama girişimlerinin başarısızlığı
Rapor, Bölge anayasa taslağının tarihçesini özetliyor:
- 2003 Öncesi: Parlamentonun birinci döneminde, 2001'de 22 sayılı ve 2002'de 37 sayılı kararlarla bir anayasa taslağı hazırlandı.
- 2009: İkinci dönemde, 8 Eylül 2005 tarihli 5 sayılı kararla bir komisyon kuruldu ve 24 Haziran 2009'da anayasa taslağı, referanduma sunulmak üzere 97 milletvekilinin oyuyla kabul edildi. Ancak dış baskılar (Türkiye) ve iç muhalefetin (Goran Hareketi, Komel, Yekgirtu ve Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin(KYB)bir kısmı) itirazları nedeniyle referandum yapılamadı.
- 2013: Üçüncü dönemin son günlerinde, KDP ve KYB, parlamento dışında siyasi bir anlaşmayla, 30 Haziran 2013'te büyük gerginliklere sahne olan bir oturumda, anayasa taslağının uzlaşıyla değiştirilmesi şartıyla Bölge Başkanlığı'nın görev süresini iki yıl uzattı.
- 2015: Dördüncü dönemde, 2015 tarihli 4 sayılı yasa uyarınca anayasa için 21 kişilik bir komisyon kuruldu, ancak 12 Ekim 2015'te parlamentonun işlevsiz hale getirilmesiyle süreç tamamen durdu.
- Beşinci ve Altıncı Dönemler: Anayasanın kabulü için hiçbir pratik adım atılmadı.
Pay Enstitüsü, anayasanın olmamasının nedeninin uzmanlık veya yasal metin eksikliği değil, "partilerin iktidar ve makamların paylaşımı konusundaki anlaşmazlıkları" olduğunu tekrarlıyor.
Kurumların Meşruiyet Krizi
Raporun dördüncü bölümü, Kürdistan Bölgesi'ndeki yönetim sisteminin en derin yaralarını açığa çıkarıyor ve yasal ve denetleyici kurumların meşruiyetini sorguluyor:
1. Kürdistan Parlamentosu; ardı arkası kesilmeyen işlevsizlik
Halkın en yüksek meşru temsil organı olan parlamentonun beşinci döneminin yasal süresi 6 Kasım 2022'de sona erdi. Görev süresini uzatma girişimi, 30 Mayıs 2023'te Irak Federal Yüksek Mahkemesi tarafından iptal edildi ve anayasaya aykırı bulundu. Altıncı dönem seçimleri iki yıl gecikmeyle 20 Ekim 2024'te yapıldı, üyeler 2 Aralık 2024'te yasal yeminlerini ettiler, ancak partiler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle Başkanlık Divanı ve daimi komisyonlar hala seçilmedi ve oturumlar açık bırakıldı.
Rapor, bu durumun hükümet üzerindeki denetimi ortadan kaldırdığını, yasama faaliyetlerini durdurduğunu ve üst düzey makamların görev sürelerinin dolmuş bir şekilde kalmasına neden olduğunu belirtiyor.
2. Bölge Hükümeti; Uzun süreli bir vekâlet
Raporda ayrıntılı olarak ele alınan en önemli konulardan biri "vekâleten hükümet" (işleri yürüten hükümet) kavramıdır. Rapor, Irak'ta bu kavramın, 2019 tarihli 2 sayılı Bakanlar Kurulu İç Tüzüğü'nün ikinci fıkrası ve 89/Federal/2022 sayılı kararla netleştirildiğini, buna göre hükümetin stratejik kararlar alamayacağını, yasa tasarıları gönderemeyeceğini veya büyük sözleşmeler imzalayamayacağını belirtiyor.
Ancak Kürdistan Bölgesi'nde, vekâleten hükümetin yetkilerini sınırlayan hiçbir anayasal veya yasal metin bulunmamaktadır. Bu durum, dokuzuncu kabinenin vekâleten adı altında, ancak fiilen tam güvenoyu almış bir hükümetin tüm yetkilerine sahip olmasına yol açmıştır.
Kürdistan Bölgesi'nin dokuzuncu kabinesi 10 Temmuz 2019'da güvenoyu almış ve yasal süresinin Temmuz 2023'te sona ermesi gerekiyordu. Ancak şimdi yaklaşık iki yıldır, vekâleten hükümetin yetkilerinin anayasa veya özel bir yasada belirtilmediği bir durumda işlev görmektedir. Bu durum, şirketlerin ve yatırımcıların güveninin zayıflamasına ve denetim boşluğu yaratılmasına neden olmuştur.
3. İl Meclisleri; 12 yıldır yenilenmedi
İl meclisleri için son seçim 30 Nisan 2014'te yapıldı. Irak Federal Yüksek Mahkemesi, Eylül 2023'te bu meclislerin görevlerine devam etmesini anayasaya aykırı buldu. Böylece, Bölge'nin illeri, seçilmiş yerel temsil ve yerel idarelerin denetiminden mahrum bırakılmıştır.
4. Bağımsız Kurullar; Görev süresi dolan makamlar
Rapor, Kürdistan Bölgesi'nin dört ana bağımsız kurulunun da yasal boşluk içinde olduğunu belirtiyor:
- Dürüstlük (Şeffaflık) Kurulu: Başkanı 13 Mayıs 2013'te seçilmiş ve dört yıllık yasal görev süresi 28 Mayıs 2017'de dolmuş olmasına rağmen hala görevine devam etmektedir.
- Mali Denetim Divanı: Önceki başkanı 2 Mayıs 2023'te emekli olmuş, o zamandan beri divan resmi bir başkan olmadan yönetilmektedir.
- Yüksek Bağımsız Seçim ve Referandum Komisyonu: Komisyon üyelerinin yasal görev süresi 23 Aralık 2019'da sona ermiş, parlamentonun 22 Mayıs 2023'te komisyonu yeniden aktifleştirme girişimi Federal Mahkeme tarafından iptal edilmiştir.
- Bağımsız İnsan Hakları Kurulu: Başkanının yasal görev süresi 20 Haziran 2025'te sona ermiş olup görev süresini doldurmuş durumdadır.
5. Yargı Erki ve Meslek Birlikleri
Pay Enstitüsü, Yargı Konseyi Başkanı'nın görev süresinin, 19 Mayıs 2026 tarihli ve (1-1-269) sayılı Yargı Konseyi kararıyla uzatılmasını eleştiriyor ve bu tür işlemlerin şeffaf olması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, onlarca sendika, federasyon ve meslek birliğinin yıllardır kongre yapmadığını ve meşruiyetlerini yenilemediğini ifade ediyor.
Rapor, tüm toplumu ve kurumları sorumluluk altına sokarak her birinin görevlerini şu şekilde belirliyor:
- Kürdistan Bölgesi Başkanlığı: Partiler arası çekişmelerin dışına çıkmalı ve acil bir ulusal toplantı için inisiyatif almalıdır.
- Siyasi Partiler: Hiçbir partinin devletten büyük olmadığını kabul etmeli ve silahlı güçler üzerindeki kontrollerinden vazgeçmelidir.
- Milletvekilleri: Oturumlara katılmaları ahlaki ve ulusal bir görevdir; parti talimatıyla oturumları boykot etmek, parlamenter yemini ihlal etmektir.
- Kürdistan Bölgesi Hükümeti: Vekâleten hükümetin yetkilerine bir sınır getirmeli, petrol ve petrol dışı gelir verilerini şeffaf bir şekilde yayınlamalıdır.
- Yargı Erki: Yargıçlar partizan müdahalelerden korunmalı ve Bölge Anayasa Mahkemesi kurulmalıdır.
- Bağımsız Kurullar: Sessiz kalmamalıdırlar; parlamento olmasa bile yolsuzluk ve ihlal raporlarını kamuoyuna sunmalıdırlar.
- Sivil Toplum: Sadece belgesiz eleştiri yapmak yerine kanıta dayalı izleme yapmalı ve yasa taslakları hazırlamalıdır.
- Medya ve Gazeteciler: Haberleri parti propagandasından ayırmalı ve nefret söylemini engellemelidir.
- Sendikalar ve Meslek Birlikleri: Acilen kongrelerini yapmalı ve iktidarın uzantısı olmaktan kurtulmalıdır.
- Üniversiteler ve Araştırma Merkezleri: Sessiz kalmamalıdır; anayasa ve reform için akademik projeler sunmalıdır.
- Vatandaşlar: Temsilcilerinden hesap sormalı ve oylarını geçici çıkarlar için satmamalıdır.
- Federal Hükümet ve Müttefikler: Bağdat, Bölge'nin zayıflığını merkeziyetçiliği dayatmak için kullanmamalı, müttefikler de yardımlarını kağıt üzerindeki vaatlere değil, birleşme yönündeki somut adımlara bağlamalıdır.
Silahlı ve Güvenlik Güçleri; Tek Bir Yapı İçinde İki Otorite
Raporun beşinci bölümü, güvenlik ve silahlı güçlere odaklanarak, Bölge yönetiminin üzerinden 34 yıl geçmesine rağmen Peşmerge, Asayiş, Polis, Zêrevanî, Savunma ve Acil Durum güçleri ile istihbarat kurumlarının hala tek bir ulusal komuta çatısı altında birleştirilmediğini ve Erbil ile Duhok'ta bir partinin, Süleymaniye ve Halepçe'de ise diğer partinin (YNK) olmak üzere iki nüfuz alanı ve iki siyasi karar mekanizmasına bölünmüş olduğunu belirtiyor.
Raporun en önemli anayasal analizlerinden biri, Peşmerge, Asayiş ve istihbarat güçlerinin Irak Anayasası'ndaki konumunu analiz ederek, Bölge'deki mevcut sistemin Irak Anayasası'na da aykırı olduğunu kanıtlamasıdır.
Peşmerge Ordu mu, Bölge Muhafızı mı?
Rapor, ayrıntılı bir hukuki analiz sunarak Kürdistan Bölgesi'nin Peşmerge'nin statüsünü netleştirmek için iki seçeneği olduğunu belirtiyor:
- Birinci Seçenek (Peşmerge'nin Ordu Olarak Konumlandırılması): Eğer Kürdistan Bölgesi, Peşmerge'nin bir ordu ve Irak'ın genel savunma sisteminin bir parçası olarak tanınmasını istiyorsa, Anayasa'nın 110/İkinci maddesi uyarınca federal savunma sistemi ve Irak Savunma Bakanlığı çatısı altına girmelidir.
- İkinci Seçenek (Peşmerge'nin Bölge Muhafızı Olarak Konumlandırılması): Eğer Bölge'ye özgü bir güç olarak kalmasını istiyorsa, Anayasa'nın 121/Beşinci maddesi sadece "Bölge Muhafızları, Polis ve Asayiş"i tanımaktadır. Bu durumda, bu gücün tamamen Bölge İçişleri Bakanlığı ve sivil bir komuta çerçevesinde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Rapor, Kürdistan Bölgesi'nin Peşmerge'yi ne 110. madde çerçevesinde Irak savunmasının bir parçası yaptığını ne de 121. madde çerçevesinde ulusal bir muhafız gücü olarak birleştirdiğini, aksine dağınık ve partizan bir durumda bıraktığını belirtiyor.
Aynı 121/Beşinci maddeye göre, iç güvenlik güçlerinin doğrudan Kürdistan Bölgesi Hükümeti İçişleri Bakanlığı'na bağlı olması gerekirken, şu anda Erbil ve Süleymaniye'de iki ayrı bağımsız kurum olarak yönetilmektedirler.
İstihbarat konusunda ise rapor, Irak Anayasası'nın 84. ve 9/Birinci (d) maddelerine atıfta bulunarak, Ulusal İstihbarat Teşkilatı'nı (el-Muhaberat el-Vatani) parlamento ve hükümetin sivil otoritesinin denetimi altında olan ülke çapında bir kurum olarak tanımladığını belirtiyor. Ancak Bölge'de, yetki ve sınırlarını düzenleyen özel bir yasa olmaksızın, tamamen partizan iki istihbarat kurumu (Parastin ve Zanyari) bulunmaktadır.
21 Eylül 2026'daki Birleşme Neden Yeterli Değil?
Rapor, 21 Eylül 2026'da Kürdistan Bölgesi Başkanı ve Başbakanı'nın katılımıyla 1. ve 2. Bölge Komutanlıklarının (70 ve 80 Birlikleri) Peşmerge Bakanlığı çatısı altında resmi olarak birleştirildiğinin duyurulduğunu belirtiyor. Ancak Pay Enstitüsü, "Bu birleşme sadece yüzeysel ve idari, pratik değil" diyor.
Rapor, iki kavram arasındaki farkı açıklıyor:
- İdari Birleşme: Sadece maaşların bakanlık aracılığıyla ödenmesi, üniformaların düzenlenmesi ve ortak tatbikatlara katılmaktan ibarettir.
- Pratik (Gerçek) Birleşme: Partinin komuta zincirine son verilmesi, tüm silah, depo ve karargahların bakanlığın gerçek otoritesi altına devredilmesi ve askeri komutanlarla partilerin siyasi büroları arasındaki bağın koparılmasıdır.
Rapor, Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani'nin 14 Mayıs 2026'da yaptığı ve sürecin yavaşlığını açıkça eleştirdiği, siyasi irade eksikliğini engellerin ana nedeni olarak gösterdiği bir konuşmasını hatırlatıyor.
İki Asayiş ve İki İstihbarat Kurumu
Asayiş ve istihbarat sektöründe rapor, Kürdistan Bölgesi Güvenlik Konseyi Yasası'nın 2011'de birleşme amacıyla çıkarıldığını, ancak hala iki ayrı Asayiş kurumu ve iki partizan istihbarat teşkilatının (KDP'ye bağlı Parastin ve YNK'ye bağlı Zanyari) faaliyet gösterdiğini belirtiyor. Bu bölünme, kriz zamanlarında iç savaş riskini artırma, siyasi tutuklamalar, özgürlüklerin kısıtlanması ve insan hakları ihlalleri potansiyeli taşımaktadır.
Peşmerge'nin birleşmesinin slogandan eyleme dönüşmesi için Pay Enstitüsü, Bölge yetkililerinin önüne 12 ay içinde cevaplanacak "10 Sınayıcı Soru" koyuyor:
- Askeri birliklerin ne kadarı yer ve depo olarak tamamen bakanlık çatısı altına taşındı?
- Kaç askeri komutan, partilerin siyasi bürolarının önerisiyle değil, resmi devlet kararıyla atandı?
- Kaç silah üssü ve deposu hükümet kurumları tarafından kaydedildi?
- Askeri maaş alanların yüzde kaçı eksiksiz bir dijital, bankacılık ve biyometrik sisteme dahil edildi?
- Hala doğrudan partiden emir alan bir komutan var mı?
- Kaç operasyon ve askeri hareket ortak operasyon odasından yönetildi?
- Kürdistan Parlamentosu'na bütçeyi, silahlı personel sayısını denetleme ve askeri gözetim hakkı verildi mi?
- Silahlı ve güvenlik güçlerinin davranışlarına ilişkin kaç insan hakları şikayeti soruşturuldu ve sonuçları açıklandı?
- İki Asayiş ve iki istihbarat kurumunun komutası ayrı mı, yoksa birleşmiş mi?
- Partiler, güçlerin mülkiyetinden resmi ve yazılı olarak vazgeçtiler mi?
Kürdistan Bölgesi'nin ekonomik ve mali zayıflaması
Rapor, "Dünya Bankası" raporlarına dayanarak, iç kurumsal krizin Kürdistan Bölgesi'nin mali üstünlüğünü kaybetmesine nasıl yol açtığını gösteriyor.
Paris'teki Uluslararası Tahkim Mahkemesi'nin kararı ve ardından Kürdistan Bölgesi'nin petrol ihracatının durdurulmasıyla, Kürdistan Bölgesi'nin ekonomik konumu, petrol satan bir yapıdan Bağdat'tan aylık fon bekleyen bir yapıya dönüştü.
Rapor, Irak'ın (2023, 2024, 2025 ve 2026) bütçe yasalarına göre Bağdat'ın Bölge'nin harcamaları ve gelirleri üzerine ağır şartlar koyduğunu; Bölge petrolünü SOMO şirketinin kontrolüne verdiğini ve tüm petrol dışı gelirlerini Federal Denetim Divanı'nın incelemesine tabi tuttuğunu belirtiyor.
Bu durum, Kürdistan Bölgesi memurunun maaşı için kendi hükümetine güvenmek yerine gözünü Irak Maliye Bakanlığı'nın kararlarına dikmesine neden olmuştur. Rapora göre bu, "Kürdistan Bölgesi'ne yönelik vatandaşlık hissinin çöküşüdür".
Mevcut durumun devam etmesinin riskleri ve senaryolar
Pay Enstitüsü, bu kurumsal boşluğun ve dağınıklığın devam etmesinin, Kürdistan Bölgesi'nin Irak ve bölgedeki konumunu büyük tehditler altına sokacağı uyarısında bulunuyor:
- Bölge'nin Bağdat ile Müzakerelerdeki Konumunun Zayıflaması: Kürt güçleri Bağdat'taki makamlar ve yetkiler konusunda anlaşmazlığa düştüğünde, federal otorite mali, petrol ve Federal Mahkeme aracılığıyla Bölge'nin yetkilerini sınırlar.
- Doğrudan İlişkiler Yoluyla Kürdistan Bölgesi Hükümeti'nin Devre Dışı Bırakılması: Bağdat'ın illerle veya güvenlik kurumlarıyla doğrudan ilişki kurma riski vardır, bu da Kürdistan Bölgesi'ni birleşik bir yapıdan ayrı illere dönüştürür.
- Müttefiklerin Desteğinin Geri Çekilmesi: Uluslararası koalisyon, partizan kalan bir gücü desteklemeye devam etmeyecektir ve umutsuzluğa kapılmaları durumunda yardımlarını durduracak veya Bağdat üzerinden ilişki kuracaklardır.
- Halkın Güvensizliği ve Gençlerin Göçü: Rapor, maaş krizi, işsizlik ve gelecek için net bir vizyon olmamasının, yeni neslin siyasi süreçten umudunu kesmesine ve yurtdışına göç oranının artmasına neden olduğunu belirtiyor.
Geleceğe Yönelik Beş Senaryo
Rapor, Kürdistan Bölgesi'nin geleceği için beş senaryo sunuyor:
- Birinci Senaryo (Mevcut Durumun Devamı): Vekâleten hükümet devam eder, parlamento işlevsiz kalır ve krizler birikir.
- İkinci Senaryo (Yavaş Yavaş Boşaltılma): Bağdat, mali ve petrol kontrolünü genişletir, Bölge'nin adı kalır ancak federal yetkileri elinden alınır.
- Üçüncü Senaryo (İki İdareli Yapının Yerleşmesi): Gayriresmi olarak her bölge ayrı çalışır ve kendi otoritesini ve gücünü yönetir.
- Dördüncü Senaryo (Güvenlik Krizi): Gelir veya bölgeler üzerindeki siyasi anlaşmazlıklar, sınırlı silahlı çatışmalara dönüşür.
- Beşinci Senaryo (Acil Reform): Parlamento yeniden işler hale getirilir, hükümet kurulur, anayasa kabul edilir ve güçler gerçekten birleştirilir. Rapor, bunun Bölge'yi kurtaracak tek senaryo olduğunu belirtiyor.
Öneriler ve Çıkış İçin Yol Haritası; "Bağlayıcı Paket"
Son bölümde Pay Enstitüsü, bu durgun durumdan çıkmak için tüm yetkililere ve ilgili taraflara "Kapsamlı ve Bağlayıcı Paket" adında pratik ve zamanlamalı bir yol haritası sunuyor:
1. Acil Durum Aşaması (30 Gün İçinde):
- Parlamentonun derhal toplantıya çağrılması, Başkanlık Divanı'nın seçilmesi ve ana komisyonların gizli anlaşmalarla değil, parlamenter usullere göre oluşturulması.
- Bölge anayasası yazım sürecinin yeniden başlatılması ve Yüksek Anayasa Komisyonu'nun kurulması kararının alınması.
- Hükümet tarafından petrol, iç gelirler, harcamalar ve borçlarla ilgili şeffaf bir mali raporun açıklanması.
- Başkanlık ve partiler tarafından Peşmerge ve güvenlik kurumları üzerindeki partizan komutanlığın lağvedilmesi için ulusal bir karar çıkarılması.
2. Kurumsallaşma Aşaması (60 ila 90 Gün İçinde):
- Ulusal bir reform programıyla yeni bir hükümet kabinesinin oluşturulması ve güvenoyu için parlamentoya sunulması.
- İl meclisleri seçim yasasının değiştirilmesi ve sürecin gerçekleştirilmesi için bir tarih belirlenmesi.
- 70 ve 80 Birlikleri ile Asayiş ve istihbarat kurumlarının birleştirilmesini tamamlamak için bağlayıcı bir takvimin kabul edilmesi.
- Mali Denetim Divanı'nın gözetiminde birleşik bir gelir ve hazine sisteminin duyurulması.
3. Temel Reform Aşaması (6 ila 12 Ay İçinde):
- Kürdistan Bölgesi anayasa taslağının hazırlanması, parlamentoda kabul edilmesi ve Kürdistan halkının genel referandumuna sunulması.
- İl meclisleri seçimlerinin yapılması.
- 70 ve 80 Birlikleri unvanlarının tamamen kaldırılması ve tüm güvenlik ve istihbarat güçlerinin ulusal bir kurum çerçevesinde tamamen birleştirilmesi.
- Partizan silahlı güçlerin varlığını veya partiden askeri emir almayı "suç" olarak tanımlayan katı bir yasanın çıkarılması.
Sonuç: "Ortak Bir Sorumluluk"
Pay Enstitüsü, raporunu şu mesajla sonlandırıyor: "Kürdistan Bölgesi'nin yapısı ulusal bir emanettir. Bu yapıyı korumak, sorumluluğu paylaştırarak ve birbirini suçlayarak değil, Başkanlık, Parlamento, Hükümet, Yargı, partiler, sivil toplum kuruluşları ve tüm vatandaşlar tarafından tarihi sorumluluğun üstlenilmesiyle mümkündür. Tarih fırsatları elimizden almadan önce, partizan yönetimden anayasal ve kurumsal yönetime geçme zamanı gelmiştir." (Rudaw)
Son güncellenme: 14:01:20




































































































































































































