Sahada Savaşlar ile Stratejik Savaş Arasında… Suriye’nin Geleceğini Kim Belirleyecek?

18 Ocak 2026 - 10:53
18 Ocak 2026 - 10:53
 0
Sahada Savaşlar ile Stratejik Savaş Arasında… Suriye’nin Geleceğini Kim Belirleyecek?

Demokratik Suriye Güçleri (DSG), Fırat Nehri’nin batı kıyısından çekilme kararı alarak güçlerini doğu Fırat’a kaydırdı. DSG, bu bölgeye yönelik olası bir saldırı durumunda “ölümüne savunma” hazırlığında olduklarını açıkladı.

Analistler, saha çatışmalarında kısa vadeli kazanımların stratejik zafer anlamına gelmediğini vurguluyor. Bu çerçevede DSG ile Şam’a bağlı gruplar arasında yaşanan son çatışmaların “günlük” veya “kısa vadeli” bir zafer olarak Şam yanlısı grupların lehine sonuçlandığı, ancak “büyük strateji” açısından DSG’nin avantajlı konumunu koruduğu değerlendirmesi yapılıyor.

Batı’nın desteği ve “laik özerklik” beklentisi

Beklentilere göre, ABD ve Batılı ülkelerin DSG’yi, Fırat’ın batısından çekilerek doğu Fırat’ta kalıcılaşması halinde destekleyeceği öngörülüyor. Bu kapsamda Suriye’nin “merkeziyetçi” yapısının zayıflayıp “yerinden yönetim” veya “özerklik” temelli bir modele doğru evrilebileceği tartışılıyor. DSG’nin bu bölgede fiili yönetimi sağlaması, Kürtlerin Suriye’deki geleceği açısından tarihi bir adım olarak görülüyor.

Doğu Fırat’ın stratejik önemi

Doğu Fırat bölgesi, Suriye açısından kritik öneme sahip. Ülkenin enerji kaynaklarının %85’i, su kaynaklarının %80’i ve tarım üretiminin büyük kısmı bu bölgede bulunuyor. Bu durum DSG’nin fiilen Suriye’nin ekonomik omurgasını kontrol ettiğini gösteriyor.

Ekonomik analistler, DSG’nin su, enerji ve tarım dosyalarını, Suriye’de “fiili özerklik” elde etmek için bir baskı aracı olarak kullandığını belirtiyor. Bu strateji, merkezi yönetimi ekonomik olarak bağımlı kılarak Kürt hakları için tavizler almayı hedefliyor. Uzmanlar, ABD ve Avrupa’nın DSG’ye verdiği desteğin bu sürecin devamı için kritik olduğuna işaret ediyor.

Özerklik senaryosu ve kaynak paylaşımı

Suriye’nin “yerinden yönetim” modeline geçmesi durumunda Kuzey ve Doğu Suriye’nin gelirleri yalnızca Kürtlerin değil, merkezi yönetimle paylaşılacak. Bu paylaşımın bir anlaşma ile düzenlenmesi gerektiği vurgulanıyor; çünkü ülkenin yeniden inşası için enerji ve tarım gelirleri hayati önemde. Bu kaynaklar olmadan istikrar ve yeniden yapılanma mümkün görünmüyor.

Ekonomistler, Kuzey ve Doğu Suriye’de petrolün geliştirilmesi halinde yıllık gelirin 20 milyar dolara kadar çıkabileceğini belirtiyor. Bu rakamın Suriye için kritik bir kaynak olduğu, DSG’nin bu potansiyeli Kürt hakları için pazarlık gücü olarak kullandığı ifade ediliyor.

Gümrük gelirleri ve Türkiye bağlantısı

Ayrıca, Diyarbakır Ticaret Odası Başkanı’nın açıklamalarına göre Türkiye ile Kuzey ve Doğu Suriye arasındaki gümrük kapılarının açılması durumunda yıllık ticaret hacminin 20 milyar dolara ulaşabileceği belirtiliyor. Bu durum, ekonomik açıdan DSG’nin “olmazsa olmaz” bir aktör haline geldiğini gösteriyor.

Tüm bu veriler, analistlere göre DSG’nin stratejik açıdan bu süreçten kazançlı çıkacağını işaret ediyor.

Bu haber toplam 4564 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 04:12:43