Tarihi değiştiren kırılma noktası: Savaşlar neden çıkış noktasında sona erer?
Askerî güç gösterileri çoğu zaman savaşın başlangıcını değil, müzakerenin zeminini hazırlar. İran etrafında artan gerilim de benzer bir dönüm noktasına işaret ediyor olabilir.

Askerî tarih, basit ama çarpıcı bir gerçeği defalarca ortaya koydu: Sonsuz savaş yoktur. En yıkıcı çatışmalar bile sonunda bir siyasi uzlaşmayla, ateşkesle ya da yeni bir güvenlik düzeniyle sonuçlanır. Ancak bu son çoğu zaman romantize edildiği gibi kesin bir zaferle değil, kontrolsüz tırmanış riskinin yarattığı kırılma noktasıyla gelir.
Bugün İran etrafında şekillenen küresel gerilim de benzer bir tarihsel modelin içinde ilerliyor. Asıl soru, Donald Trump liderliğindeki Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin askeri çatışmayı mı seçeceği, yoksa güç gösterisini yeni bir anlaşmaya zorlamak için mi kullandığıdır.
Savaş mı, Anlaşma mı?
Batı’nın nihai hedefi yalnızca askerî saldırı değil; daha çok, ideolojik çatışma yerine kalkınmayı önceleyen bir yönetim dönüşümünü teşvik etmektir. Ancak modern tarih, kültürel ve ideolojik olarak farklı toplumlara karşı yürütülen savaşların çoğunlukla stratejik başarısızlıkla sonuçlandığını gösteriyor.
Uzun savaşlar, kamuoyu baskısı ve ekonomik maliyetler nedeniyle demokratik sistemlerde sürdürülemez hale gelir. Bu nedenle bölgeye konuşlandırılan uçak gemileri, binlerce asker ve gelişmiş silah sistemleri her zaman yaklaşan bir saldırının işareti değildir; çoğu zaman diplomatik baskının araçlarıdır.
Maksimum Talepler ve Gerçekçilik
Trump’ın sert söylemi ve güç gösterisini sevdiği bilinse de, aynı zamanda “büyük anlaşma” fikrine yatkın bir lider olduğu da görülüyor. Bu nedenle en olası senaryo, uzun süreli bir güç gösterisinin ardından müzakere edilmiş bir çıkış olabilir. Ancak bu süreç, ideolojik farklılıklar nedeniyle kırılgan kalacaktır.
İran yönetimi uzlaşmayı zayıflık olarak algılayabilen ideolojik bir çerçevede hareket ederken, ABD yönetimi seçimler ve kamuoyu baskısı gibi demokratik sınırlamalarla karşı karşıyadır. Bu asimetri, krizlerin kontrolünü zorlaştıran temel faktörlerden biridir.
Gazze’den Çıkarılan Ders
Gazze’de yaşananlar, ideolojik dönüşüm olmadan yapılan anlaşmaların kalıcı barış üretmediğini gösteren çarpıcı bir örnek oldu. Hamas ile İsrail arasındaki çatışmalar, ateşkeslerin neden sık sık çöktüğünü ortaya koyuyor: taraflardan biri varoluşsal mücadele algısını sürdürdüğü sürece istikrar geçici kalıyor.
Güç Dengesi ve Modern Güvenlik
Modern dünyada egemenliğin temel şartı yalnızca diplomasi değil, aynı zamanda sürekli askerî ve teknolojik üstünlüktür. Uzun menzilli füze sistemleri, çok katmanlı hava savunması, siber savaş kapasitesi, yapay zekâ destekli komuta sistemleri ve insansız araçlar artık caydırıcılığın merkezinde yer alıyor.
İttifaklar önemli olsa da hiçbir devlet güvenliğini yalnızca ortaklarına emanet etmek istemiyor. Gerçek güvenlik, kendi savunma kapasitesine dayanıyor.
Sonuç: Savaşlar Nasıl Biter?
Birçok savaş kesin zaferle değil, tek bir hatanın yarattığı siyasi baskıyla sona erer. Bugün İran etrafındaki kriz de böyle bir dönüm noktasına ilerliyor olabilir. Kontrol kaybı büyük bir savaşı tetikleyebilir; ancak aynı risk, tarafları masaya da oturtabilir.
Sonuç olarak, diplomasinin gülümsediği anlarda bile güç dengesi belirleyici olmaya devam ediyor. Modern çağın gerçeği şu: Barışı korumak isteyen ülkeler bile savaş ihtimaline hazır olmak zorunda.
Son güncellenme: 13:41:41


































































































































































































