Türkiye ve Şam Suriye Kürtlerine karşı ortak çizgide nasıl buluştu?
Bir dönem karşı cephelerde yer alan Ankara ve Şam, Rojava’da Kürt güçlerin statüsü konusunda benzer bir noktada birleşti. Diplomasinin tıkanması, güvenlik kaygıları ve sahadaki dengeler iki başkenti aynı stratejiye yaklaştırdı.

Suriye savaşının ilk yıllarında birbirine karşı konumlanan Türkiye ve Şam yönetimleri, bugün Rojava’da Kürt güçlerin geleceği konusunda ortak bir çizgide buluşmuş görünüyor. Son günlerde yapılan açıklamalar ve sahadaki askerî hareketlilik, bu yakınlaşmanın artık örtük olmaktan çıktığını gösteriyor.
Diplomasinin tıkanması
Ankara ve Şam arasındaki ortak zeminin temelinde, Kürtlerin öncülüğündeki Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) Suriye ordusuna entegrasyonu konusundaki görüşmelerin tıkanması yer alıyor. Şam yönetimi, DSG’nin bağımsız askerî ve idari yapısını sonlandırmak isterken, Ankara da bu yapıyı kendi ulusal güvenliği için tehdit olarak görüyor.
Türkiye, DSG’yi PKK’nin uzantısı olarak tanımlarken, Şam yönetimi de ülke topraklarında özerk ya da yarı bağımsız bir silahlı gücü kabul etmeyeceğini açıkça dile getiriyor.
Ankara’dan Şam’a açık destek mesajı
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, Suriye yönetiminin gerekirse “güç kullanabileceğini” söylemesi, Ankara’nın Şam’a verdiği en net siyasi desteklerden biri olarak değerlendiriliyor. Bu açıklama, Kürt güçlere karşı olası bir Suriye ordusu operasyonunun Türkiye tarafından meşru görüldüğünü ortaya koydu.
Fidan’ın aynı zamanda Türkiye’nin de askerî operasyon seçeneğini masada tuttuğunu vurgulaması, iki ülkenin stratejik hedeflerinin örtüştüğüne işaret ediyor.
Halep çatışmaları ortaklığı hızlandırdı
Halep’in Kürtlerin kontrolündeki mahallelerinde yaşanan çatışmalar, Ankara ile Şam arasındaki yakınlaşmayı hızlandıran bir diğer unsur oldu. Beş gün süren çatışmalar sırasında 150 binden fazla sivilin bölgeden kaçması, sahadaki krizin boyutunu gözler önüne serdi.
Suriye ordusunun bazı bölgeleri “askerî bölge” ilan etmesi ve takviye birlikler göndermesi, Şam’ın artık daha sert adımlar atmaya hazırlandığını gösterdi.
Bölgesel çıkarlar aynı noktada kesişti
Uzmanlara göre Ankara ve Şam’ın ortak çizgide buluşmasının arkasında yalnızca güvenlik kaygıları değil, bölgesel çıkarlar da yatıyor. Türkiye, sınırında kalıcı bir Kürt özerkliği istemezken; Şam yönetimi de merkezi otoriteyi yeniden tesis etmeyi hedefliyor.
Bu ortak hedef, geçmişteki derin siyasi ayrılıklara rağmen iki tarafı fiilî bir iş birliğine yaklaştırmış durumda.
Kürtler ve ABD için zor denklem
Bu tablo, DSG’yi hem Suriye ordusu hem de Türkiye karşısında sıkışmış bir konuma itiyor. Kürt güçlerin önünde ya Şam’ın şartlarını kabul etmek ya da iki cepheli bir askerî baskıyla karşı karşıya kalmak gibi zor bir tercih bulunuyor.
Öte yandan ABD’nin tutumu da belirsizliğini koruyor. Washington’un, eski müttefiki olan Kürt güçleri ne ölçüde koruyacağı, Ankara-Şam yakınlaşmasının geleceğini doğrudan etkileyecek başlıca unsurlardan biri olarak görülüyor.
Son güncellenme: 15:33:07

































































































































































































