Kısa Bir Tarihi Okuma!

28 Mayıs 2026 - 10:07
28 Mayıs 2026 - 10:07
 0
Kısa Bir Tarihi Okuma!

Osmanlı Bizans mirası üzerinde yayılma politikasını izler.

Eğer Osmanlı Beyliği Bizans İmparatorluğunun kanatları arasına girmeseydi, Selçukluların diğer Beylikleri gibi Moğol İstifaları karşısında yer ile yeksan edilir ve yok olurlardı.

Osmanlı ve Safevi İmparatorlukları başat bir yayılma ve Merkezileşme siyasetleri olur. Zaman zaman Safeviler ilerler, zaman zaman da Osmanlılar. 

Osmanlı, Safevi ve Çarlık Rusya'sı birbirleriyle yayılmada rakip devletlerdir.

Kürtler, Osmanlı ve Safevi devletlerinin yayılma döneminde Bağımlı ulus konumunda, her Beylik kendi bağımsızlığını koruyarak kalır.

Osmanlı ve Safevi Devletleri anlaştıkları oranda bu bağımsız beylikler üzerinde tahakküm kurmuş ve bağımlı duruma getirmiştir. Bu aynı zamanda Beylik sisteminden Mirlik sistemine geçiştir. 

Kürtlerdeki Mirlik sistemi yarı bağımlı, idari otonom yönetimlerdir. 

Osmanlı Devleti'nin Avrupa'da kendine bağımlı Mirliklerin direnişi ile karşılaştıklarını görünce (Misal Sırplardan yediği darbe halen unutulmuş değil). Osmanlı Devleti’ni yeniden reorganize etmeyi önlerine koydular. Bu Yeni Çeri Ordusuna yeni bir Nizam kazandırma, ki bu ordunun ismi sonuçta Nizami Cedid Ordusu Olmuştur. Osmanlı sistemini yönetmeyi mirlikler üzerinden değil, merkezden yönetmeyi hedeflemiştir. 

Merkezileşme hareketi Kürt Beylikleri üzerinde de uygulanmaya konulmuştur. Kürdistan'da Merkezileşme 1806'da Süleymaniye merkezli Baban Beyliği dedikleri önce Beylik, sonradan Mirlik olan idari Otonom yönetimi tasfiye ile başlamış, sonrasında Rewanduz Merkezli Soran Beyliği ve Mirliği, Ardında Hakkari, Müküs, Cizre merkezli Botan Beyliği ve Mirliği daha sonra da Çemişgezek Beyliği Mirliği ortadan kaldırılmıştır. Bu süreç tam 50 yıl içerisinde tamamlanmış ve Kürdistan'ın sömürgeleştirilmesi   1856 yılı itibari ile gerçekleşmiştir. 

Sömürge boyunduruğuna karşı Kürdistan'daki dini grupların tepkisini görürüz... 1878'de Nakşi Bendi Tarikatı lideri de olan Şeyh Ubeydullahê Nehri, 

1885 Ahmediye Beyliğinden çıkmış, Nakşi Bendi Tarikatı temsilcisi de olan döneminin en önemli reformcusu 1. Abdüsselam Barzani, Hamidiye Alaylarına aleni olarak karşı çıkarak Osmanlıya biat etmeyi reddeder. 1916’da Kadiri Tarikatı lideri olan Şeyh Mahmudê Berzenci, İngiliz sömürge politikasına karşı, "Kürdistan Kralı" olduğunu dillendirir ve direnir 

1908 yılından sonra, Hevî ile başlayan, Kürt Teavun ve Terakki Cemiyeti, Kürt Teali Cemiyeti, Kürt İstiklal (Azadî) Cemiyeti, Xoybun vs. öğrenci ve aydın sivil oluşumları ortaya çıkar ve bu tarz hareketlerin art arda hep oluştuğunu görürüz. 

Kürtler 1860'lardn sonra, sömürgeci sistemlere karşı mücadele ederken, İttihat ve Terakki'nin 23 Mart 1913'te Babı Ali Baskını ardında "Türk ulus yaratma"   moduna geçti. Bu mod sömürgecilik siyasetinden öteye, hükmü geçtiği alanlardaki otokton millet ve milliyetleri soykırıma uğratarak, yurt, pazar, kültür, dil vs. millet için gerekli olan sistemi oluşturmak üzere her yolu mübah gördü. Başka türlü “Türk ulus yaratmak" gerçekleştirmek mümkün görünmüyordu.  

Bunun için bir siyasi yol haritası belirlendi .. 1923'e kadar Müslüman olmayan Ermeni, Süryani, Ezidi, Pontus Rum, Rum Helen halklarının "sorunu hal olundu!" Kurulan meclis, "Tüm Anasırı Müslüman olan herkesin yani Türk, Kürt, Laz, Arap, Çerkes vs. milletlerin meclisidir!" denilir.

Ancak 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması'ndan sonra, imzalanan ve Türkiye Devleti’nin siyasal ve iktisadî varlığı uluslararası alanda tescil olunduktan sonra 

Müslüman Türk olmayan, diğer Müslümanların ulus ve etnik varlığı da inkar ve imhaya tabii tutuldu. Böylece İttihat ve Terakki'nin uygulamaları Gayri Müslüm milletlerden sonra, Müslüman olup Türk olmayan aidiyetlere de uygulanmaya devam etti. Hedef, uzun surece yayılan total soykırım tarzında gerçekleşecekti. 100 yılı aşkındır ki Kürt milletine uygulanan "parçala, bol yönet ve yok et" siyaset budur. 

Bunları bilince çıkarıp yüzleşmeden, bu tarihi realiteden koparılarak Yakın Doğu sorunlarını koklu çözmek mümkün görünmüyor...

 

 


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 336 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 11:08:24