Şizofrenik-Mazoşist Sapkınlık ve Kürtlerin Yaşadıkları Son Dram

23 Ocak 2026 - 14:33
23 Ocak 2026 - 14:33
 0
Şizofrenik-Mazoşist Sapkınlık ve Kürtlerin Yaşadıkları Son Dram

İnsanlık değerlerinin nasıl ayaklar altına alındığını vicdanın, ahlakın, utanma duygusu ve merhametin nasıl hoyratça ihlal edildiğine şahit olduk. Her türlü vicdani ve ahlaki değerlerden kendilerini soyutlayarak, bu türden kötücül düşüncelerin insan ruhunun derinliklerine nasıl yerleştiğini, mazoşizmin insan ruhunun en derin noktalarına yerleşmeye yol açan duygu yoksunluğu ve vicdansızlığı psiko-sosyal kavramlarla izah etmek mümkün müdür? Psiko-Patolojik Mazoşizmin insan ruhunun derinliklerinde yer etmesi, insanlığın geleceği önünde en büyük bariyerlerden biridir. Bu durumu norm bir vicdana sahip insanın hafzalasının kaldırabileceği bir durum değildir. Şizofrenik mazoşizmin kötücül emellerine esir olmuş failleri bir yana, sırf kendi etnik, inançsal ve ideolojik farklılığı nedeniyle alkış tutanların, yarın başkaları tarafından kendilerine yapıldığında, kime ve nasıl bir destek isteyeceklerdir. Konjonktürel olarak kendi devlet yöneticilerinin düşman olarak belledikleri etnik veya inançsal aidiyete sahip toplumsal kesimlerin vahşice katledilmesi, bazı uzuvlarını keserek teşhir edilmesine sevinenlerin şartlar ve konjonktür değiştiğinde bu nefretin kendilerine dönemeyeceğinin garantisi var mıdır? Çatışmalarda öldürdükleri insanların ölümlerine yetinmeyerek, cesede işkence ve tecavüz anlamına gelen bazı organların kesilerek yanında taşınma durumunu, Türk ordu güçleri ile PKK savaşçıları arasında çıkan çatışmalarda gördük. Öldürülen PKK savaşçıların burun ve kulaklarını kesen bazı askerler, terhis edildikten sonra memleketlerine döndüklerinde, bunları etrafındakilere iftiharla teşhir ettiklerini duymuştuk.

"Tarih tekerrürden ibarettir" derler ya bu vahşi barbarlık Rojava Kürdistan'ında Türkiye'nin desteği ve eğiterek donattıkları paralı tecavüzcü çeteler ve cihatçı Merkezi Şam ordusunun ağır silahlarla Rojava'ya saldırarak öldürdükleri savaşçı genç bir Kürt kadının örgülü saçlarını kökünden keserek, gülücükler eşliğinde bunu çevresinde teşhir etmesi, sosyal medyada, bunun destekçilerinin olması akıllara durgunluk veriyor. Bu sadece bir tanesi. Kim bilir daha ne vahşetleri yapmış ve yapıyorlar. Bu vahşeti alkışlayanların büyük çoğunluğunun kendilerini Türk etnik kimliği ile konumlandırmaları, beklenen ilginçlik, belirgin bir şekilde su yüzüne çıkıyor. Defalarca söylediğimiz gibi, bütün bu durumlar, Kürtlerin bir bütün olarak ne kadar büyük bir aymazlık içinde olduklarını da gösteriyor. Çok önemli bir kesimi, İslami duyarlılık çerçevesinde olaya bakarak, yüzlerce yıl bu dini kendi devletlerinin Kürtlerin temel ulusal haklarını yok sayma ve onu bastırmanın payandası olarak kullandıklarının farkına hala varamadıkları anlaşılıyor. İkinci büyük facia, Seküler ve çağdaş bir anlayışla ortaya çıkak PKK hareketi, 40 yıllık süreçte Kuzey Kürdistan'da Kürt gençlerini "Kürdistan'n özgürlüğü" adına dağlara çekerek, on binlerce gencin toprağa verilmesine, milyonlarcasının kendilerine düşman gözüyle baktıkları diyarlara göç ettirilmesine sebep olmuştu.

Örgütün lideri uluslararası güçler tarafından Türk devletine teslim edildikten sonra; "Ulusal devlet ve statü istemiyoruz, Kültüralist talepler dahi toplum sosyolojisine uymamaktadır" diyecek bir duruma gelerek, çıtayı yerlerde süründürerek bu durumu Kürtlere dayattı. Uluslararası siyasal ve sosyoloji literatüründe hiç bir karşılığı olmayan, tamamen saçma ve ütopik olan bu talepleri Kürtlere dayatarak, bütün enerjilerini bu saçma ve anlamsız amaç uğruna berhava edildi. Rojava’daki sürecin böyle devam etmesi halinde, Kürt ulusal kazanımların aleyhine döneceği belliydi. Rojava Kürdistan'ının adını "Kuzey-Doğu Suriye" Askeri yapılanmasının adını da "SDG" olarak koymaları, "Demokratik Konfederasyon" adı verilen ideolojik sapkınlığın güya hayata geçirilmiş bir tezahürüydü. Her platformlarda; "Suriye de bu birliği sağladık. Kürtler, Araplar ve çeşitli etnik ve inanç yapısındaki toplumları demokratik konfederasyon çatısı altında topladık" diye övünüp durmuşlardı. Oysa realitede ve hayatın gerçekliği hiçte öyle değildi. Ortadoğu'da Arap ve Fars İslamcılığının, evrensel demokrasi ve özgürlüklerle asla yan yana gelemeyeceğini idrak edemediler, veya bilerek bunu sürdürdüler. SDG bünyesindeki Arap aşiretlerine "Seküler Sünni Araplar" diyorlardı. Toplumsal Aşiret anlayışından bir sekülerlik çıkar mı? Aşiret liderlerinin tümünün 3-4 tane karısı var. Peki Bu Arap aşiretlerini konjonktürel olarak Kürtlerin safına iten sebep neydi?

İşin aslı şuydu: Suriye iç savaşında, Amerika ve Batılıların dayatmaları sonucuyla oluşan yapay bir birlikti. Aşiretin askeri güç bireylerine bağlanan dolar maaşı ve petrolden pay alma ve İŞİD ile Esad diktatörlüğünden onları koruma refleksiydi. Bu simbiyotik birliktelik, diktatör Esat ve İŞİD'e karşı onları kader birliğine zorlamıştı. Deyim yerindeyse bu evlilik zoraki bir evlilikti. Şartlar değişti. Bu aşiretler, doğal olarak onlar gibi konuşan, onlar gibi düşünen ve onlar gibi inanan bir iktidar Şam'da oturuyordu. Ayrıca bu iktidar Amerika tarafından meşruiyet kazanmıştı. Dolayısıyla çok rahat bir şekilde Colani'nin safına geçtiler. Eğri oturup doğru konuşalım. Size ait olmayan ve nüfusunun %80'i Arap olan topraklarda kalamazsınız. Üstünlük gücüyle de kalsanız sizi orada barındırmazlar. Diktatör Esad rejimi yıkıldıktan sonra, Kendi güçlerini Rojava Kürdistan'ına geçirmeleri gerekirdi. Orada demokratik teamüllere uygun diğer Kürt partilerle ulusal birlik içinde federasyon talebinde ısrar ederek Şam hükümeti ile masaya oturulmuş olsaydı, çoktan bir sonuç alınmıştı. Apocu zihniyet Kürtleri Rojava da ikinci kez kırım ve göçlerle yüz yüze bıraktı. Yine her şey bitmiş değil. Haseke ve Qamışlo ulusal birlik mutabakatını derhal işleme koyup, Roj pêşmergelerinin kendi toprakları olan Rojava'ya dönmelerinin sağlanması ve ulusal birliğin sağlanması durumunda, Kürt kadınları ve gençlerinin kahramanlığı karşısında hiç bir güç onları esaret altına alamaz.

 


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 2087 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 14:33:06