Devlet olma çifte standardı: Somaliland ve Kürdistan’a 'hayır', Filistin’e 'evet' neden?
İsrail’in Somaliland’ı tanıması diplomatik bir tabuyu yıktı. Karar, “kendi kaderini tayin” ilkesinin kimlere uygulanıp kimlere reddedildiğine dair derin bir çifte standardı yeniden gündeme taşıdı.
The Jerusalem Post’ta yayımlanan analizinde Kürt-İsveçli gazeteci ve araştırmacı Suzan Quitaz, İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararının ardından başta Orta Doğu olmak üzere geniş bir coğrafyada yükselen tepkileri mercek altına aldı. Quitaz, bu tepkilerin, “kendi kaderini tayin hakkı” söz konusu olduğunda uygulanan çifte standardın açık bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Quitaz’a göre, 1991’de Somali’den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Somaliland, uluslararası alanda tanınmamasına rağmen görece istikrarlı bir siyasi yapı ve işleyen bir sivil toplum inşa etmeyi başardı. Buna karşın, Filistin’in devlet olma talebine güçlü destek veren birçok aktörün, Somaliland’ın benzer talebini “uluslararası hukuka aykırı” ya da “bölücü” olarak nitelemesi dikkat çekiyor.
“Aynı refleks Kürtler için de geçerli”
Analizde, 2017’de Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde yapılan bağımsızlık referandumuna da geniş yer ayrıldı. Quitaz, yüzde 93 “evet” oyuna rağmen Kürtlerin devletleşme talebinin bölge ülkeleri tarafından sert biçimde reddedildiğini, İran, Türkiye ve Bağdat yönetiminin yaptırım ve tehditlere başvurduğunu hatırlattı. O dönemde İsrail’in referanduma açık destek veren tek ülke olduğunu vurgulayan Quitaz, Filistin yönetiminin ise Kürtlerin bağımsızlık talebine karşı çıkmasını “tarihi bir tutarsızlık” olarak değerlendirdi.
“Ayrılıkçılık” söylemi ve İsrail suçlaması
Quitaz, Somaliland ve Kürdistan örneklerinde ortak bir söylemin öne çıktığını belirterek, bu taleplerin sıklıkla “ayrılıkçılık”, “dış güçlerin oyunu” ya da “İsrail komplosu” olarak yaftalandığını ifade etti. Bu dilin, geçmişte Kürtlere yönelik baskı ve şiddeti meşrulaştırmak için de kullanıldığını kaydetti.
Filistin istisnası
Analizde dikkat çekilen bir diğer nokta ise Filistin meselesinin istisnai bir konumda ele alınması oldu. Quitaz, Filistin’in devlet olma talebinin geniş bir uluslararası destek görmesini sorgulamadığını, ancak aynı ilkenin diğer halklar için reddedilmesinin ahlaki ve siyasi bir çelişki yarattığını savundu.
“Tutarlılık çağrısı”
Suzan Quitaz yazısını, uluslararası topluma tutarlılık çağrısıyla tamamladı. Quitaz’a göre, kendi kaderini tayin hakkı evrensel bir ilke olarak savunulacaksa, bunun Filistin’le sınırlı kalmaması; Somaliland, Kürdistan ve benzeri örnekler için de aynı ölçütlerin uygulanması gerekiyor. Aksi halde, bu ilke siyasallaşmış ve seçici bir araç olmaktan öteye geçemiyor.
Son güncellenme: 17:17:55