Halep’te kırılgan ateşkes sonrası Suriye’de sırada ne var?
Halep’te günler süren çatışmaların ardından varılan ateşkesle DSG güçleri kentten çekildi. Ancak Şam yönetiminin askeri hamlesinin, DSG’yi 10 Mart entegrasyon anlaşmasını uygulamaya zorlayıp zorlamayacağı ya da direnci sertleştirip sertleştirmeyeceği belirsizliğini koruyor.

Londra merkezli Chatham House’un Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı’nda kıdemli danışman araştırmacı olan Suriyeli yazar Dr. Haid Haid, Al Majalla dergisinde kaleme aldığı analizde, Halep’te varılan kırılgan ateşkesin Suriye’deki güç dengelerini kalıcı biçimde değiştirmekten uzak olduğunu belirterek, Şam yönetiminin Kürtlerle yaşadığı anlaşmazlığı askeri baskı yoluyla çözmeye yöneldiğine dikkat çekti.
Suriyeli yazar Haid’in analizi şöyle:
Demokratik Suriye Güçleri (DSG), Halep’te günler süren ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların ardından varılan ateşkes kapsamında kentten çekildi. DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi, uluslararası arabuluculukla sağlanan mutabakat çerçevesinde sivillerin ve savaşçıların güvenli şekilde tahliye edildiğini açıkladı.
Abdi, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerindeki ölülerin, yaralıların, mahsur kalan sivillerin ve savaşçıların kuzey ve doğu Suriye’ye tahliyesini güvence altına alan bir ateşkese ulaştık” dedi. Abdi ayrıca arabuluculara, ihlallerin durdurulması ve yerinden edilenlerin evlerine güvenli dönüşünün sağlanması çağrısında bulundu.
Bu gelişme, Suriye hükümet güçleri ile Kürtlerin öncülüğündeki DSG arasında Halep’te yaşanan ve 30 kişinin ölümüne, 150 binden fazla kişinin yerinden edilmesine yol açan çatışmaların ardından geldi. Bu, Esad yönetiminin düşüşünden bu yana taraflar arasındaki en ciddi askeri karşılaşma olarak kayda geçti.
Gerilim neden tırmandı?
Aylar süren karşılıklı taciz ve küçük çaplı çatışmaların ardından Şam yönetimi, Halep’in Kürt ağırlıklı mahallelerinde fiili özerk yapıyla yaşanan anlaşmazlığın siyasi yollarla çözülemeyeceği kanaatine vardı. Askeri bir çatışma ihtimali uzun süredir konuşuluyordu ve ateşkese rağmen daha büyük bir yüzleşme olasılığı tamamen ortadan kalkmış değil.
Hükümet güçleri, iki mahalleyle sınırlı ve tamamen kuşatılmış durumdaki Kürt savaşçıların, insan gücü ve ateş gücü bakımından büyük üstünlüğe sahip orduya karşı direnemeyeceğini hesapladı. Nitekim Eşrefiye ve Şeyh Maksud’un birkaç gün içinde ele geçirilmesiyle bu dengesizlik sahada net biçimde ortaya çıktı.
10 Mart anlaşması tehlikede mi?
Asıl kritik soru, Halep’teki bu tırmanışın Suriye’nin genel siyasi rotasını nasıl etkileyeceği. Çatışmalar, Suriye geçici cumhurbaşkanı ile DSG liderliği arasında 10 Mart’ta imzalanan entegrasyon anlaşmasını sekteye mi uğratacak, yoksa tıkanan süreci zorla yeniden mi harekete geçirecek?
Hatırlanacağı üzere 1 Nisan 2025’te Şam ile Halep’teki Kürt yönetimi arasında yapılan anlaşmaya göre, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri merkezi yönetime entegre edilecek; DSG’ye bağlı güçler çekilecek; Kürt iç güvenlik güçleri görevde kalacak ve yerel meclisler vilayet kurumlarıyla koordinasyon içinde çalışacaktı. Anlaşma, güven artırıcı bir adım olarak görülmüştü.
Ancak uygulama süreci kısa sürede tıkandı. Takvimler aksadı, karşılıklı suçlamalar arttı ve çatışmalar sıklaştı. Son şiddet dalgası da tarafların birbirini suçladığı bir silahlı olayın ardından patlak verdi; bağımsız denetim mekanizmalarının yokluğu ise gerilimi daha da derinleştirdi.
Silah zoruyla mesaj
Analistlere göre Şam yönetiminin Halep hamlesi, askeri olmaktan çok siyasi bir mesaj taşıyor: Müzakereler tıkandığında güç kullanmaktan çekinilmeyeceği. Bu açıdan Halep, kapsamlı bir strateji değişikliğinden ziyade, DSG’ye yönelik bir “uyarı atışı” olarak değerlendiriliyor.
Bazı yorumcular, operasyon sırasında sivil kayıpları sınırlamaya dönük adımların Batılı ülkelere verilen bir mesaj olduğuna dikkat çekiyor. Geçmişte kıyı bölgeleri ve Süveyda’da yaşanan ihlallerin ardından Batı’dan gelen sert tepkiler hatırlatılıyor. Şam’ın Halep’te daha kontrollü bir askeri yöntem izlemesi, “entegrasyonun zorla da yapılabileceği” mesajını vermeyi amaçlamış olabilir.
Şam’a yakın çevrelere göre bu baskı, Kürt yönetimini oyalama politikasından vazgeçmeye ve 10 Mart anlaşmasını hayata geçirmeye zorlayabilir. Aksi halde, askeri çözümün devreye girmesi ve anlaşmanın sunduğu siyasi kazanımların tamamen kaybedilmesi ihtimali masada duruyor.(
Son güncellenme: 12:44:15






































































































































































































