Orhan Miroğlu’ndan Uyarı: “Kürtlere Yönelik Irkçılık Normalleştiriliyor”

AK Parti eski milletvekili Orhan Miroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı paylaşımda, Türkiye’de Kürtlere yönelik etnik öfke ve ırkçılığın farklı ideolojik çevreler tarafından giderek normalleştirildiğini savundu. Miroğlu’na göre hedef alınan yalnızca bireyler değil, Kürtlerin siyasal ve toplumsal varlık arayışının kendisi.

9 Şubat 2026 - 11:30
9 Şubat 2026 - 11:30
 0
Orhan Miroğlu’ndan Uyarı: “Kürtlere Yönelik Irkçılık Normalleştiriliyor”

Eski milletvekili ve yazar Orhan Miroğlu, X platformunda paylaştığı uzun değerlendirmede, son dönemde Kürtlere yönelik söylemlerde yeni ve tehlikeli bir ortaklaşmaya dikkat çekti. Miroğlu, ideolojik olarak birbirinden farklı görünen İslamcı, ulusalcı, Kemalist ve sözde liberal çevrelerin, Kürt karşıtlığında benzer bir dilde buluştuğunu savundu.

Paylaşımın çıkış noktası, Hollanda’da savunma ve güvenlik alanında üst düzey bir göreve gelen Dersimli Dilan Yeşilgöz üzerinden yapılan tartışmalar oldu. Miroğlu’na göre Yeşilgöz’e yönelik tepkiler, bireysel bir siyasi figür eleştirisinin ötesine geçerek, Kürt kimliğini hedef alan kolektif bir öfkeye dönüştü.

 “Silahlı Mücadelenin Alternatifi” Tartışması

Miroğlu’nun dikkat çektiği temel başlıklardan biri, Kürtlerin yüzyıldır süren silahlı mücadele arayışına karşı siyasal temsil ve demokratik başarı hikâyelerinin bilinçli biçimde değersizleştirilmesi. Ona göre Avrupa’da, NATO üyesi bir ülkede Kürt kökenli bir ismin üst düzey devlet sorumluluğu üstlenmesi, Kürt siyasi mücadelesi açısından önemli bir alternatif model sunuyor. Tepkilerin sertliği de tam olarak bu alternatifin yarattığı rahatsızlıktan kaynaklanıyor.

Bu noktada Miroğlu, “Kürtler’in dağdan başka dostu yok” anlayışının sorgulanmasından duyulan huzursuzluğa işaret ediyor. Ona göre bazı çevreler, Kürtlerin silahsız, demokratik ve kurumsal yollarla güç kazanmasını tehdit olarak algılıyor.

İsrail ve Filistin Üzerinden Kurulan Yeni Irkçı Dil

Miroğlu’nun analizinde öne çıkan bir diğer unsur, Gazze’deki yıkımın ve İsrail politikalarının toplu biçimde Kürtlere fatura edilmesi. Bu yaklaşımı “bir taşla iki kuş” olarak tanımlayan Miroğlu, hem Kürt karşıtlığının hem de Filistin duyarlılığının istismar edildiğini savunuyor. Ona göre İsrail’le stratejik ilişkiler kuran bölgesel aktörler görmezden gelinirken, Kürtler kolay bir hedef haline getiriliyor.

Tarihsel Süreklilik: Ulukaya’dan Barzani’ye

Paylaşımda, daha önce Hamdi Ulukaya ve Mesut Barzani örneklerinde de benzer reflekslerin ortaya çıktığı hatırlatılıyor. Miroğlu’na göre mesele kişiler değil; Kürtlerin kamusal alanda görünür, başarılı ve etkili olması. Bu durum, farklı dönemlerde farklı isimler üzerinden aynı tepkiyi üretiyor.

Miroğlu’nun metni, bir siyasal pozisyon savunusundan çok, sosyolojik bir alarm niteliği taşıyor. Dikkat çektiği nokta, Kürt karşıtlığının artık marjinal çevrelerle sınırlı kalmaması; farklı ideolojik kümeler arasında dolaşıma giren, meşrulaştırılan bir dile dönüşmesi.

Bu tablo, Türkiye’deki Kürt meselesinin yalnızca güvenlik ya da siyaset başlığıyla değil, toplumsal vicdan ve demokratik eşitlik meselesi olarak yeniden ele alınması gerektiğini gösteriyor. Miroğlu’nun çağrısı da bu noktada netleşiyor: suskunluk değil, konuşma; kabullenme değil, itiraz zamanı.

Orhan Miroğlu’nun paylaşımı, bireysel bir serzenişten ziyade, Türkiye’nin önünde duran daha büyük bir soruya işaret ediyor:

Kürtlerin siyasal, toplumsal ve uluslararası alanda güçlenmesi neden hâlâ bu kadar sert bir tepki üretiyor?

Bu soru yanıtlanmadan, ne normalleşme ne de gerçek bir toplumsal barış mümkün görünüyor.

Bu haber toplam 1507 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 13:31:08