Rojava’da ateşkes kırılgan: ABD destekli anlaşmada kritik sorular yanıtsız
ABD destekli Şam-DSG anlaşması sahada ilerlese de, güç paylaşımı, ağır silahların akıbeti ve sınır kontrolü gibi temel konular çözümsüz kalmaya devam ediyor.

ABD destekli ateşkes ve entegrasyon anlaşması kapsamında Rojava’da ilk adımlar sorunsuz ilerlerken, taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların sürmesi sürecin geleceğine dair soru işaretlerini artırıyor. Kürt güçlerinin önemli ölçüde zayıflayan konumlarına rağmen belirli düzeyde yetkiyi korumak istemesi, Şam yönetimiyle müzakerelerin en hassas başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
Eski lider Beşşar Esad’ın Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana ülkenin kontrol haritasında yaşanan en büyük değişimlerden biri olan süreçte, merkezi yönetim güçleri aylar süren çıkmazın ardından DSG’den geniş alanları geri aldı. Bunun ardından kalan bölgelerin devlet yapısına entegre edilmesini öngören anlaşma sağlandı.
29 Ocak tarihli anlaşmadan sonra hükümet birliklerinin Kamışlo ve Haseke’ye sınırlı şekilde konuşlanması, cephe hatlarından çekilmeler ve Kürtlerin aday gösterdiği bir bölgesel valinin atanması gibi adımlar nispeten sorunsuz gerçekleşti. Ancak hükümet ve Kürt taraflarından yetkililer, DSG savaşçılarının nasıl entegre edileceği, ağır silahların akıbeti ve Irak sınır kapısının kontrolü gibi temel konuların henüz çözülmediğini belirtiyor.
Uluslararası düşünce kuruluşu International Crisis Group’tan Noah Bonsey, anlaşmanın ilerlemesinin şu aşamada en olası senaryo olduğunu ancak yanlış adımlar riskinin yüksek kaldığını ve bunun yeniden tırmanmaya yol açabileceğini söyledi.
Washington ilerlemeden memnun
ABD yönetiminin sürecin gidişatından memnun olduğu ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’ya DSG taleplerine karşı esnek davranması yönünde tavsiyede bulunduğu belirtildi. Washington’un yaklaşımına göre, merkezi otoriteyi zayıflatmadığı sürece Kürtlere belirli düzeyde özerklik verilmesi istikrar açısından faydalı olabilir.
ABD’nin Suriye özel temsilcisi Tom Barrack da anlaşmanın tüm Suriyeliler için kalıcı barışın önünü açabileceğini ifade etmişti.
Sahada sürtüşme işaretleri
Buna karşın sahada gerilim işaretleri de görülüyor. DSG, Kobani’nin hükümet güçleri tarafından kuşatma altında olduğunu öne sürerken, Arap nüfusun yoğun olduğu bölgelerde DSG kontrolüne yönelik hoşnutsuzluğun arttığı ifade ediliyor.
DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi, entegre edilecek üç tugayın Kamışlı, Haseke ve Irak sınırına yakın Derik’te konuşlanacağını açıklasa da tarafların bu konuda henüz tam mutabakata varamadığı bildirildi.
Petrol sahaları ve güvenlik yetkisi tartışması
Anlaşma kapsamında DSG’nin Rimelan ve Süveyde petrol sahalarını ve Kamışlı Havalimanı’nı devretmesi gerekiyor ancak bu adımlar henüz atılmadı. Bölgesel bir istihbarat yetkilisi, DSG’nin şimdiye kadarki tavizlerini “sembolik” olarak nitelendirdi.
Kürt yetkili Abdulkerim Ömer ise iç güvenliğin Kürt güçlerinde kalacağını savunarak, Asayiş güçlerinin içişleri bakanlığına bağlı şekilde bölgede güvenliği sağlamaya devam edeceğini söyledi.
Türkiye faktörü
Süreçte bir diğer kritik aktör olan Türkiye ise DSG’nin omurgasını oluşturan YPG’nin PKK ile bağlarını kesmesi gerektiğini vurgulamayı sürdürüyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, YPG’nin çekilmesinin güvenlik açısından olumlu olduğunu ancak Türkiye’nin kaygılarının tamamen giderilmesi için “tarihi bir dönüşüm” gerektiğini söyledi.
Uzmanlara göre anlaşmanın başarısı, entegrasyon mekanizmalarının netleştirilmesi ve taraflar arasında güven inşa edilmesine bağlı olacak. Aksi halde kırılgan ateşkesin yeniden çatışmaya dönüşme riski devam ediyor.
Son güncellenme: 15:55:40





































































































































































































