Suriye Gözlemevi’nden Barrack’a Sert Çıkış: Alevilere, Dürzilere ve Kürtlere Yapılan Katliamlar Karşısında Neden Sustunuz?

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Direktörü Rami Abdulrahman paylaştığı bir videoda, Alevilere, Dürzilere ve Kürtlere yönelik katliamlar karşısında Tom Barrack'ı sessiz kalmakla eleştirdi.

12 Şubat 2026 - 14:57
12 Şubat 2026 - 14:57
 0
Suriye Gözlemevi’nden Barrack’a Sert Çıkış: Alevilere, Dürzilere ve Kürtlere Yapılan Katliamlar Karşısında Neden Sustunuz?

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Direktörü Rami Abdulrahman, ABD’nin Suriye politikalarını Tom Barrack üzerinden eleştiren sert bir açıklama yaptı. Paylaştığı videoda Abdulrahman, Suriye’de son aylarda yaşanan ve çeşitli kesimler tarafından “katliam” olarak nitelendirilen saldırılar karşısında Washington’un sessiz kaldığını savundu.

“Neden sustunuz?” sorusu

Abdulrahman direk olarak Tom Barrack'ı hedef olarak seçtiği açıklamasında, farklı dönemlerde Dürzi, Alevi ve Kürt topluluklara yönelik ağır saldırı iddialarına dikkat çekerek, bu eylemleri gerçekleştirdiği öne sürülen silahlı gruplara karşı neden açık bir tavır alınmadığını sordu. Özellikle aşiret ve paramiliter yapıların silahsızlandırılması konusunda ABD’nin etkisini kullanmadığını ima etti ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'dan bu paramiliter güçlerin silahsızlandırılması konusunda bir talepte bulunmadıkları eleştirisini yöneltti.

Bu çıkış, yalnızca bir insan hakları çağrısı değil; aynı zamanda ABD’nin Suriye’deki önceliklerine dönük siyasi bir eleştiri niteliği taşıyor.

Tom Barrack, Trump döneminde ABD’nin Ortadoğu yaklaşımına yakınlığıyla bilinen bir isim. Lübnan kökenli olması, Türkiye ve bölgesel aktörlerle geliştirdiği ilişkiler ve iş çevreleriyle bağlantıları zaman zaman kamuoyunda tartışma konusu olmuştu.

Eleştirmenler, Barrack’ın temsil ettiği çizginin insan hakları merkezli değil, daha çok jeopolitik ve ekonomik önceliklere dayandığını savunuyor. Destekçileri ise bu yaklaşımın “istikrar odaklı gerçekçilik” olduğunu ileri sürüyor.

Rami Abdulrahman’ın çıkışı, daha geniş bir soruyu gündeme getiriyor:

  • ABD, Suriye’de rejim karşıtı söylemi geri plana mı itti?

  • Öncelik, İran’ın etkisini sınırlamak ve Türkiye ile dengeli bir ilişki yürütmek mi oldu?

  • İnsan hakları ihlalleri karşısında “seçici sessizlik” mi söz konusu?

Trump döneminde Washington’un Suriye politikasında keskin kırılmalar yaşanmış; asker çekme kararları ve yerel müttefiklerle ilişkilerin niteliği yoğun tartışmalara yol açmıştı. Bu çerçevede, Barrack’ın şahsı üzerinden yürüyen tartışma aslında ABD’nin bölgesel stratejik tercihlerini hedef alıyor.

Suriye’de sahadaki güç dengeleri son derece kırılgan. Rejim, İran destekli milisler, Türkiye’nin desteklediği yapılar, Kürt güçleri ve farklı aşiret yapılanmaları arasında çok katmanlı bir denklem söz konusu.

Bu tablo içinde ABD’nin doğrudan müdahale yerine denge siyaseti yürüttüğü değerlendirmesi yapılıyor. Ancak insan hakları örgütleri, bu yaklaşımın sivil kayıplar ve yerel hesaplaşmalar karşısında yeterli tepkiyi üretmediğini savunuyor.

Rami Abdulrahman, Suriye iç savaşının en görünür bilgi kaynaklarından ve etkili figürlerinden biri olarak biliniyor. Bu nedenle açıklaması sembolik ağırlık taşıyor. Abdulrahman'ın bu çıkışı, ABD’nin bölgesel müttefik tercihlerini yeniden tartışmaya açıyor, Washington’un “değerler mi çıkarlar mı?” ikilemini gündeme taşıyor ve Suriye’deki azınlık toplulukların güvenlik kaygılarını yeniden görünür kılıyor.

Tartışma Tom Barrack üzerinden yürütülse de mesele daha geniş: ABD’nin Suriye’de nasıl bir düzen arzuladığı.

Eğer Washington için öncelik İran’ı çevrelemek ve Türkiye ile stratejik dengeyi korumaksa, insan hakları söylemi geri plana itilebilir. Ancak bu tercih, sahadaki topluluklar nezdinde güven erozyonuna yol açabilir.

Abdulrahman’ın çıkışı, tam da bu gerilimi görünür kılıyor.

Bu haber toplam 3797 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 16:58:04