Türkiye–İsrail gerilimi: Perde arkasında ne var?
Ankara ile Tel Aviv arasındaki ilişkiler, karşılıklı sert açıklamalar ve bölgesel gelişmelerin etkisiyle yeniden gerilimli bir döneme girdi

Türkiye ile İsrail’in uzun süredir sorunlu olan ilişkileri, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın NATO üyesi ülkenin İsrail’e saldırabileceğini ima eden sözlerinin yeniden gündeme gelmesiyle alevlenen yeni diplomatik gerilimlerle daha da zorlanıyor.
Erdoğan, 2023’ten itibaren İsrail’in Gazze’deki savaşını sert şekilde eleştirirken, 2024’te yaptığı bir açıklamada Türkiye’nin İsrail’in “saçma” askeri eylemlerine karşı Filistinliler adına müdahale edebileceğini söylemişti. Bu açıklama, İsrail’in Türkiye’nin NATO’dan çıkarılmasını talep etmesine yol açmıştı.
Erdoğan o dönemde böyle bir müdahalenin nasıl olacağına dair ayrıntı vermedi, ancak Türkiye’nin Libya’ya asker göndermesine ve Azerbaycan’ın 2023’te Dağlık Karabağ’ı Ermeni güçlerinden geri aldığı operasyona verdiği desteğe atıfta bulundu.
Pazar gününden itibaren yeniden geniş şekilde dolaşıma giren bu açıklamalara atıfla, Erdoğan’ın ofisi sözlerin eski olduğunu ve bağlamından koparıldığını belirtti. Cumhurbaşkanlığı, Türk medyasına göre pazartesi günü yaptığı açıklamada Ankara’nın bölgede “kan dökülmesinin sona ermesi” ve “kalıcı barış” için çalıştığını ifade etti.
Ancak hafta sonu boyunca İsrail ve Türkiye arasında karşılıklı sert açıklamalar yapıldı ve bu durum, Beyaz Saray ile güçlü bağlara sahip iki büyük bölgesel güç arasındaki zaten çalkantılı olan ilişkileri daha da kötüleştirdi.
İki ülke arasında açık bir çatışma çıkması oldukça düşük bir ihtimal olarak görülüyor.
Orta Doğu’da yeni bir savaşın başlaması ise, ABD’li yetkililerin hâlâ ateşkes anlaşmaları sağlamaya çalıştığı bir dönemde Washington’da büyük ölçüde istenmeyen bir gelişme olur.
Türkiye bir NATO üyesi ve İsrail tarafından saldırıya uğraması halinde teorik olarak ittifakın 5. maddesini devreye sokabilir. Bu da ABD dahil tüm NATO üyelerinin Türkiye’yi savunmak için nasıl hareket edeceklerini tartışmak zorunda kalacağı anlamına gelir.
Öte yandan İsrail’in ABD ile çok yakın ilişkileri bulunuyor ve böyle bir durumda Washington’un İsrail’e destek vermemesi zor bir ihtimal olarak görülüyor.
Türkiye ve İsrail Ne Dedi?
Cumartesi günü Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’yu, Avrupa’da 2. Dünya Savaşı sırasında 6 milyondan fazla Yahudi’nin ölümünden sorumlu olan Nazi lider Adolf Hitler’e atıfla “çağımızın Hitler’i” olarak nitelendirdi.
Ankara ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM), Netanyahu ve ülkenin eski savunma bakanı Yoav Gallant hakkında insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları iddialarıyla çıkardığı tutuklama kararına da atıfta bulundu.
Bu kararlar, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği ve yaklaşık 1.200 kişinin öldüğü saldırıların ardından İsrail’in Gazze Şeridi’ne karşı başlattığı savaşla bağlantılı. Ayrıca 251 kişi Gazze’ye rehin olarak götürülmüş, hayatta kalanlar ve hayatını kaybedenlerin kalıntıları daha sonra İsrail’e geri getirilmişti.
Gazze’deki sağlık yetkilileri, İsrail’in bombardımanlarının başlamasından bu yana bölgede 70 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Ekim ayında başlayan ateşkes iki yıl süren geniş çaplı savaşı durdurmuş olsa da İsrail hava saldırıları sürüyor ve Hamas Gazze’nin küçük bir bölümünde hâlâ kontrolü elinde tutuyor.
İsrail, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yetkisini tanımıyor. Güney Afrika ise Aralık 2023’te Birleşmiş Milletler’in en yüksek yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlayan ayrı bir dava açtı. İsrail bu suçlamaları reddediyor.
Netanyahu’nun ofisi ve İsrail Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin Hitler benzetmesi içeren açıklamasıyla ilgili yorum için henüz yanıt vermedi.
Türkiye, 1949 yılında İsrail’i tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu ülke olmasına rağmen, Gazze savaşı iki ülke arasındaki görece istikrarlı ilişkileri büyük ölçüde sarstı. Ankara son yıllarda İsrail’e yönelik eleştirilerini artırmıştı.
Netanyahu, cumartesi günü sosyal medyada yaptığı paylaşımda, İsrail’in Orta Doğu’da İran ve Tahran destekli gruplarla mücadele etmeye devam edeceğini belirterek, “Erdoğan’ın aksine onları barındırmadıklarını ve kendi Kürt vatandaşlarını katletmediklerini” söyledi.
Kürtler Türkiye nüfusunun yaklaşık beşte birini oluşturuyor ve Orta Doğu genelinde yaklaşık 30 milyon Kürt yaşıyor. Türkiye, Irak ve Suriye’de Kürt hedeflere yönelik askeri operasyonlar düzenledi.
Yardım Filoları
Cumartesi günü medyada yer alan haberlere göre, Türk savcılar Gazze’ye insani yardım taşıyan bir filoya Eylül ayında düzenlenen İsrail saldırıları nedeniyle Netanyahu dahil 35 kişi hakkında toplam 4.596 yıla kadar hapis cezası talep etmeye hazırlanıyor.
Pazartesi günü İspanya’nın Barselona kentinden Gazze’ye doğru yeni bir yardım filosu yola çıktı. Bu gelişmenin de Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerilim başlığı olması bekleniyor.
Mayıs 2010’da Gazze ablukasını kırmaya çalışan bir yardım filosuna İsrail komandolarının düzenlediği saldırıda 10 Türk aktivist hayatını kaybetmiş ve iki ülke arasındaki ilişkiler altı yıl boyunca ciddi şekilde bozulmuştu.
Türkiye ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD, İsrail ve İran arasında iki haftalık ateşkes ilan ettiğini duyurmasının ardından İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını da “en güçlü şekilde” kınadı.
İsrail ve ABD, 28 Şubat’tan bu yana İran’a yönelik ortak saldırılar düzenlerken, Tahran da Orta Doğu’daki ABD müttefiklerini hedef alarak karşılık verdi ve Hürmüz Boğazı’ndaki kritik deniz ticaret hattını fiilen bloke etti.
ABD ile İran arasındaki görüşmelere arabuluculuk yapan Pakistan, ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığını açıklasa da İsrail bunun geçerli olmadığını belirtti.
İsrail, İran destekli Hizbullah’ın 2 Mart’ta kuzey İsrail’e roket atmasının ardından Lübnan genelinde hava saldırıları ve ülkenin güneyinde kara operasyonları yürütüyor.
“Bu İş Kişisel”
Eski ABD diplomatı ve Türkiye’de maslahatgüzar olarak görev yapan Philip Kosnett’e göre, Netanyahu ve Erdoğan açısından bu gerilim “kişisel” bir boyut taşıyor.
Kosnett, iki lider arasında “güçlü bir kişisel hoşnutsuzluk” bulunduğunu ve her iki ülkenin de ulusal çıkarlarını savunmak için güç kullanma konusunda giderek daha kendine güvenli hale geldiğini söyledi.
Kosnett ayrıca Newsweek’e yaptığı açıklamada, İsrail yönetiminin Erdoğan’ı yalnızca Filistin yanlısı değil, aynı zamanda Hamas yanlısı olarak gördüğünü ifade etti.
Son güncellenme: 17:55:43



































































































































































































