Yaşar Bazencir: Ulusal Hakikat ile ''Demokratik Ulus'' Arasındaki Uçurum

'' Ulusal Haklar kardeşlik" masallarıyla değil, net bir siyasi irade ve sınırları çizilmiş bir statüyle korunur.''

14 Şubat 2026 - 09:49
14 Şubat 2026 - 09:49
 0
Yaşar Bazencir: Ulusal Hakikat ile ''Demokratik Ulus'' Arasındaki Uçurum

Salih Müslim’in Açıklamaları Üzerine bir Analiz.

Salih Müslim’in Arapça yayın yapan, El Hadet kanalına verdiği son mülakat; Suriye’nin “kuzeyindeki”siyasi hattın, Kürt ulusal davasından ne denli uzaklaştığını ve "çatışmasızlık" adına nasıl bir kimliksizleşme sürecine girdiğini bir kez daha tescillemiştir. Müslim’in "Ayrı bir şey istemiyoruz, Suriye’nin birliğini savunuyoruz" nakaratı, yalnızca siyasi bir manevra değil, aynı zamanda Kürt halkının yüzyıllık bedellerle ördüğü statü talebinin üzerini örtme çabasıdır.

1.  Statüsüzlük Bir Başarı Hikayesi Olabilir mi?

Müslim, Kürt sorununun "ayrılıkçılık" olarak sunulmasına karşı çıkarken, aslında Kürtlerin en doğal hakkı olan kendi kaderini tayin etme (self-determinasyon) ilkesini reddetmektedir. Dünya üzerindeki her ulus gibi Kürtlerin de kendi sınırları ve bayrağı altında yaşama arzusu "ipe sapa gelmez" bir suçlama değil, en meşru haktır. Suriye’nin toprak bütünlüğünü Kürtlerin haklarından daha kutsal sayan bu yaklaşım, Erbil’de vücut bulan ulusal duruşun tam zıddı bir teslimiyeti temsil etmektedir.

2.  “Halkların Kardeşliği”  mi Ulusal Kimliğin

Tasfiyesi mi?

Öcalan’ın "Demokratik Ulus" paradigmasının Kürt-Arap çatışmasını önlediği iddiası, sahadaki gerçeklerle ne kadar örtüşmektedir? Eğer bir barış varsa, bu Kürtlerin kendi kimliklerinden feragat ederek "Süryelilik” potasında erimesi pahasına mı sağlanmaktadır?

     Paradoksal Durum: Kürt gençlerinin kanıyla özgürleştirilen topraklar, "demokratik hükümet" hayaliyle Şam rejiminin veya geniş Arap coğrafyasının siyasi insafına terk edilmektedir.

     Tarihsel Hata: Bir halkın kurtuluşu, ancak o halkın ulusal haklarının anayasal güvenceye alınması ile mümkündür. Belirsiz “demokratik ulus” ve "halkların kardeşliği” paranoyası söylemiyle, Kürdistan halkının kurtuluşu mümkün değil.

3.  Geçmişin Gölgesi ve Rejimin Karekteri

  .Tarihsel Hafızayı Silme Çabası

Salih Müslim’ın Suriye’nin birliği ve demokratikleşmesi  üzerine kurduğu pembe tablolar,ne yazık ki Kürd halkının kolektif hafızasındaki derin yaraları görmezden gelmektedir. On yıllar boyunca Kürdleri yabancı (ecnebi) ve kayıtsız ilan eden en temel insani haklarından mahrum bırakan 1960’lardaki “Arap Kemeri” projesi ile Kürd coğrafyasını demografik bir soykırıma  tabi tutan, Şam rejiminin bugün demokratik bir ortak olarak sunulması tarihsel bir yanılgıdır.

Geçmişin baskıcı Baas zihniyetinin,sadece bir isim değişikliği veya “demokratik ulus” makyajıyla özgürlükçü bir yapıya dönüşeceğini beklemek hayaldir. Bu durum, Kürd halkını yeni bir statüsüzlük karanlığına sürüklemekten başka bir işe yaramayacaktır.

4.  “Birlik” Söylemenin Altındaki Tehlike

Müslim’in savunduğu  ‘birleşik Suriye’ vizyonu aslında Kürdlerin gemişte yaşadığı katliamların ve asimilasyon politikaların mimarı olan merkeziyetçi devlet yapısına dolaylı bir davettir

Halepçenin acısını kalbinde taşıyan,Erbil’in kazandığı statüyle gurur duyan bir ulus için,kendisini yok sayan bir rejimin sınırları içinde “demokratik çözüm” aramak,celadından merhamet dilenmektir.

Suriye rejimi geçmişte olduğu gibi bugün de Kürt varlığını  ancak kendi kontrolünde ve ‘ Araplaşmış bir Suriye’nin parçası olduğu sürece,tolere etmektedir.

5.    Erbil Model, Ulusal Duruş

Erbil, bugün Kürtlerin dünyadaki manevi  merkezi- ve ulusal onurunun kalesi olarak, bir halkın kaderini tayin ettiğinde neler başarabileceği  tüm dünyaya kanıtlamıştır.

Güney Kürdistan’ın elde ettiği anayasal statü ve devletleşme vizyonu,Kütdlerin bir azınlık değil kurucu bir irade oldığunun tescilidir .Buna karşın Salih Müslim’in ‘ayrı bir şey istemiyoruz’ diyerek sunduğu vizyon Erbil’in temsil ettiği  ulusal zirveden vazgeçip,Şam’ın insafına terk edilmiş bir ‘belediyecilik’anlayışına razı olmaktır.

Kürdler’in ihtiyacı olan şey Şam’ın ,demokratikleşmesi için figüranlık yapmak değil,Erbil örneğinde olduğu gibi kendi topraklarında egemen bir idare kurmaktır.

6.  Siyasi Bir Savrulma: Kimin Suriyesi

Salih Müslim,"Meselemiz tüm Suriye" ifadesi, Kürt siyasetinin odak noktasını kaydırdığını itiraf etmektedir. Kürt siyasetçilerin önceliği Şam’ı demokratikleştirmek değil, Kürt halkının yaşadığı coğrafyada kalıcı ve hukuki bir statü elde etmek olmalıdır. Kendi evini inşa edemeyen birinin, komşusunun sarayını tamir etmeye talip olması siyasi bir öngörüsüzlüktür.

Sonuç

Salih Müslim’in açıklamaları, Kürt ulusçuluğunun temel direkleriyle taban tabana zıttır. Erbil’in temsil ettiği ulusal bilinç ve devletleşme vizyonu, Kürtlerin bir "azınlık" değil, bir "ulus" olduğunu vurgularken; Müslim’in söylemleri Kürtleri Suriye’nin içinde bir "demokratik unsur" seviyesine indirgemektedir. Salih Müslim ve benzeri yapıların  “Suriye’nin birliği” adına vaz geçtiği her hak,aslında Kürd halkının  geleceğinden çalınan  bir parçadır. Erbil’in bugün  tüm Kürtler için, bir çekim merkezi ve birmanevi merkez olması, statü sahibi olma iradesinin bir sonucudur. Ulusal Haklar kardeşlik" masallarıyla değil, net bir siyasi irade ve sınırları çizilmiş bir statüyle korunur.

 

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Bu haber toplam 651 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 10:49:18